Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/2637 K.2012/13153
Özet: Uyuşmazlık konusu, Muğla ili Milas ilçesi Kargıcık köyü muhtarı olarak görev yapan sanığın, köy sakinlerinden elektrik faturalarını tahsil ederek bu parayı kendi malına geçirmesiyle ilgili hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve zimmet suçlarından oluşmaktadır. Mahkeme, eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu oluşturduğunu kabul edip 7/2 maddesine göre zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle davayı bozup işleme düşürmeyi kararlaştırmıştır.
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zimmet
**HÜKÜM:** Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Suç tarihlerinde Muğla ili Milas ilçesi Kargıcık köyü muhtarı olarak görev yapan sanığın, köyde oturanların elektrik faturalarını tahsil etme konusunda katılan ... ile 22/10/2002 tarihli bir protokol imzaladığı ve bu protokol gereğince 2003 yılı şubat ayında köy sakinlerinden kendisine zimmetle teslim edilen faturalar karşılığında 1.051,84 lira para topladığı, bu parayı katılan kuruma vermeyerek tamamını mal edindiği iddiasıyla hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı, Milas Asliye Ceza Mahkemesince eylemin zimmet suçunu oluşturduğu kabul edilerek görevsizlik kararı verilmesi üzerine ve yapılan yargılama sonunda eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu niteliğinde olduğu kabul edilerek mahkümiyet kararı verildiği anlaşılmış olup;
Mal edinildiği iddia edilen paranın köy tüzel kişiliğine ait bir para olmayıp, sanık ile katılan kurum arasındaki protokolün özel bir anlaşma niteliğinde olması ve sanığın katılan kurum adına yaptığı elektrik parası toplama işinin icra ettiği kamu görevi ile bir ilgisinin bulunmaması nedeniyle oluşa uygun olarak mahkemece de kabul edildiği gibi sanığın eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ancak bu suç için 765 sayılı TCK´nın 510. maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı itibariyle aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen yedi yıl altı aylık asli ve ilave zamanaşmına tabi olduğu, suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 18/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Zimmet
**HÜKÜM:** Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Suç tarihlerinde Muğla ili Milas ilçesi Kargıcık köyü muhtarı olarak görev yapan sanığın, köyde oturanların elektrik faturalarını tahsil etme konusunda katılan ... ile 22/10/2002 tarihli bir protokol imzaladığı ve bu protokol gereğince 2003 yılı şubat ayında köy sakinlerinden kendisine zimmetle teslim edilen faturalar karşılığında 1.051,84 lira para topladığı, bu parayı katılan kuruma vermeyerek tamamını mal edindiği iddiasıyla hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı, Milas Asliye Ceza Mahkemesince eylemin zimmet suçunu oluşturduğu kabul edilerek görevsizlik kararı verilmesi üzerine ve yapılan yargılama sonunda eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu niteliğinde olduğu kabul edilerek mahkümiyet kararı verildiği anlaşılmış olup;
Mal edinildiği iddia edilen paranın köy tüzel kişiliğine ait bir para olmayıp, sanık ile katılan kurum arasındaki protokolün özel bir anlaşma niteliğinde olması ve sanığın katılan kurum adına yaptığı elektrik parası toplama işinin icra ettiği kamu görevi ile bir ilgisinin bulunmaması nedeniyle oluşa uygun olarak mahkemece de kabul edildiği gibi sanığın eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ancak bu suç için 765 sayılı TCK´nın 510. maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı itibariyle aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen yedi yıl altı aylık asli ve ilave zamanaşmına tabi olduğu, suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 18/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.