Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/2165 K.2012/160
Özet: Uyuşmazlık, Bismil Tedaş’ın işletme şefi olarak avansları mal edinmesi ve sahte gider pusulaları düzenleyerek nitelikli zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından hüküm getirilmesine ilişkin temyiz başvurusudur. Mahkeme, sanığın nitelikli zimmet suçundan 5237 sayılı TCK ile cezalandırılmasına karar verip aynı zamanda resmi evrakta sahtecilik suçu için de ayrı ceza öngörerek, hem zimmet hem de sahteciliği tek bir hükümle yargılamış ve temyiz itirazlarını reddetmiştir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Zimmet, sahtecilik
HÜKÜM: ... ve ... hakkında mahkümiyet, diğerleri hakkında beraet onama, diğerleri hakkında süreden red.
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle sanık ... yönünden yapılan duruşma sonunda dosya incelendi;
Sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiin 25.06.2010 tarihli talebinin mahkemece 29.06.2010 gün ve aynı sayılı ek kararla yasal süresinden sonra yapılmış olduğu gerekçesiyle reddedildiği, söz konusu red kararına karşı yapılmış bir yasa yolu başvurusunun bulunmadığı anlaşılmakla incelemenin sanıklar ... ve ... müdafiilerin bu sanıklar hakkındaki hükümlere yönelik temyiz istemleriyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ... hakkındaki nitelikli zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Bismil Tedaş İşletme Şefi olan sanığın Diyarbakır Müessese Müdürlüğünden işletmesinin giderlerinde kullanmak üzere çektiği avansları mal edinmesi ve zimmetin ortaya çıkarılmasını engellemek amacıyla sahte gider pusulaları tanzim edip çektiği avansların kapatılmasında kullanması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin zincirleme şekilde nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu, 765 sayılı TCK'nın uygulanmasında, sahteciliğin nitelikli zimmet suçunun unsuru olduğu, 5237 sayılı TCK'nın uygulamasında ise, aynı Kanunun 212. maddesinin "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" şeklindeki hükmü uyarınca, sahte belge düzenlemek suretiyle zimmetin gizlenmeye çalışılması halinde, iki ayrı suçun oluşacağı gözetilerek, sanık hakkında 765 sayılı TCK'nın 202/2, 80, 59, 219/son, 33. maddeleri 5237 sayılı TCK'nın ise 247/1-2, 43/1, 204/2, 43/1, 53/1 ve 53/5. maddeleri uygulanarak 5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK'nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle bütün olarak karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi yerine nitelikli zimmet eylemi bakımından 765 sayılı TCK'nın tercih edilmesi durumunda dahi ayrıca resmi evrakta sahtecilik suçundan da ceza verilmesinin gerekeceğinin kabulü ile yazılı şekilde karşılaştırma yapılarak karar verilmesi,
Kabule göre de;
Zimmet suçundan 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi ile yapılan artırımda cezanın 12 yıl 13 ay 15 gün yerine 13 yıl 1 ay 15 gün olarak belirlenmesi,
Sanık ... hakkında nitelikli zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarına gelince:
CMK'nın 150/3 ve 188/1. maddelerine aykırı olarak sanık müdafiin yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Kabule göre de;
Ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere nitelikli zimmet suçundan 765 sayılı TCK'ya göre hüküm kurulması durumunda sanığın ayrıca bu suçun unsuru niteliğindeki resmi evrakta sahtecilik suçundan cezalandırılmayacağı, buna karşın 5237 sayılı TCK'nın tercih edilmesi durumunda bu Kanunun 212. maddesinin açık hükmü karşısında nitelikli zimmet suçu yanında resmi evrakta sahtecilik suçundan da cezalandırılması gerekeceği ve 5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK'nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi zorunluluğu nedeniyle nitelikli zimmet suçundan 5237 sayılı TCK'nın tercih edilmesi durumunda resmi evrakta sahtecilik suçundan da ancak bu Kanuna göre ceza tertip edilebileceği gözetilmeksizin, nitelikli zimmet suçundan 5237 sayılı TCK'ya göre hüküm kurulduğu halde resmi evrakta sahtecilik suçundan 765 sayılı TCK hükümlerine göre uygulama yapılması suretiyle karma uygulama sonucunu da doğuracak şekilde lehe yasanın tespitinde hataya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sanık ... yönünden esası incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 24.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
24.01.2012 tarihinde verilen işbu karar 25.01.2012 tarihinde Yargıtay C. Savcılarından ... hazır olduğu halde sanık müdafii Av. ...'ın yüzüne karşı tefhim olundu.
SUÇ: Zimmet, sahtecilik
HÜKÜM: ... ve ... hakkında mahkümiyet, diğerleri hakkında beraet onama, diğerleri hakkında süreden red.
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle sanık ... yönünden yapılan duruşma sonunda dosya incelendi;
Sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiin 25.06.2010 tarihli talebinin mahkemece 29.06.2010 gün ve aynı sayılı ek kararla yasal süresinden sonra yapılmış olduğu gerekçesiyle reddedildiği, söz konusu red kararına karşı yapılmış bir yasa yolu başvurusunun bulunmadığı anlaşılmakla incelemenin sanıklar ... ve ... müdafiilerin bu sanıklar hakkındaki hükümlere yönelik temyiz istemleriyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ... hakkındaki nitelikli zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Bismil Tedaş İşletme Şefi olan sanığın Diyarbakır Müessese Müdürlüğünden işletmesinin giderlerinde kullanmak üzere çektiği avansları mal edinmesi ve zimmetin ortaya çıkarılmasını engellemek amacıyla sahte gider pusulaları tanzim edip çektiği avansların kapatılmasında kullanması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin zincirleme şekilde nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu, 765 sayılı TCK'nın uygulanmasında, sahteciliğin nitelikli zimmet suçunun unsuru olduğu, 5237 sayılı TCK'nın uygulamasında ise, aynı Kanunun 212. maddesinin "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" şeklindeki hükmü uyarınca, sahte belge düzenlemek suretiyle zimmetin gizlenmeye çalışılması halinde, iki ayrı suçun oluşacağı gözetilerek, sanık hakkında 765 sayılı TCK'nın 202/2, 80, 59, 219/son, 33. maddeleri 5237 sayılı TCK'nın ise 247/1-2, 43/1, 204/2, 43/1, 53/1 ve 53/5. maddeleri uygulanarak 5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK'nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle bütün olarak karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi yerine nitelikli zimmet eylemi bakımından 765 sayılı TCK'nın tercih edilmesi durumunda dahi ayrıca resmi evrakta sahtecilik suçundan da ceza verilmesinin gerekeceğinin kabulü ile yazılı şekilde karşılaştırma yapılarak karar verilmesi,
Kabule göre de;
Zimmet suçundan 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi ile yapılan artırımda cezanın 12 yıl 13 ay 15 gün yerine 13 yıl 1 ay 15 gün olarak belirlenmesi,
Sanık ... hakkında nitelikli zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarına gelince:
CMK'nın 150/3 ve 188/1. maddelerine aykırı olarak sanık müdafiin yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Kabule göre de;
Ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere nitelikli zimmet suçundan 765 sayılı TCK'ya göre hüküm kurulması durumunda sanığın ayrıca bu suçun unsuru niteliğindeki resmi evrakta sahtecilik suçundan cezalandırılmayacağı, buna karşın 5237 sayılı TCK'nın tercih edilmesi durumunda bu Kanunun 212. maddesinin açık hükmü karşısında nitelikli zimmet suçu yanında resmi evrakta sahtecilik suçundan da cezalandırılması gerekeceği ve 5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK'nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi zorunluluğu nedeniyle nitelikli zimmet suçundan 5237 sayılı TCK'nın tercih edilmesi durumunda resmi evrakta sahtecilik suçundan da ancak bu Kanuna göre ceza tertip edilebileceği gözetilmeksizin, nitelikli zimmet suçundan 5237 sayılı TCK'ya göre hüküm kurulduğu halde resmi evrakta sahtecilik suçundan 765 sayılı TCK hükümlerine göre uygulama yapılması suretiyle karma uygulama sonucunu da doğuracak şekilde lehe yasanın tespitinde hataya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sanık ... yönünden esası incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 24.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
24.01.2012 tarihinde verilen işbu karar 25.01.2012 tarihinde Yargıtay C. Savcılarından ... hazır olduğu halde sanık müdafii Av. ...'ın yüzüne karşı tefhim olundu.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.