Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/1848 K.2013/944
1 kez atıf aldı1 bozma bağlamıSonraki kararlarda bu karara yapılan atıflar
Özet: (1) Sanıkların, rüşvet almak ve rüşvet vermek suçlarından dolayı kamu davası açılmıştır; (2) Ağır Ceza Mahkemesi, sanık İbrahim ve Yaşar’ın rüşvet verme suçundan, sanığın ise rüşvet alma suçundan mahkumiyetini hükmederek kararını onaylamıştır.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Rüşvet almak ve rüşvet vermek
HÜKÜM: Sanık ... hakkında teselsülen rüşvet almaktan, sanıklar İbrahim ve Yaşar haklarında rüşvet vermekten mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanıklar haklarında rüşvet almak ve vermek suçlarından kamu davası açıldığı, 3628 sayılı Yasanın 17 ve 18. maddelerine göre Hazinenin bu suçun zarar göreni olması sebebiyle davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanununun mağdur ... katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağına sahip bulunduğu gözetilerek CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığının davaya müdahil olarak kabulüne karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı TCK'nın 05/07/2012 günü yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı cihetle; suç tarihlerinde ... Orman İşletme müdürü olan sanık ...'ın Orman Kanununun 40. maddesine dayanarak orman kesim, sürütme ve nakliye işlerini sanıklar Yaşar ve İbrahim'e verdirdiği ve karşılığında adı geçenlerden menfaat temin ettiği sübut bulan olayda, yargılama evresinde aldırılan 25/12/2008 günlü bilirkişi raporunda köylerde ilanın usulüne uygun yapıldığına dair belgelerin tam olmadığı, yapılacak işlerin fiyatının, mahiyetinin, bölmesinin açıkça gösterilmediği, kooperatiflere tebligat yapılmadığı gibi hususlara vurgu yapılması sebebiyle sanığın eylemi, yapması gereken işi yapmamak niteliğinde kabul edilmiş ise de; Refahiye Orman İşletme Şefliğinin cevabi yazısına göre, Refahiye'de orman köyü kalkınma kooperatifi bulunmadığı, sanık ...'ın savunmasında belirttiği orman köylüsünün işte çalışmak istemediğine, çalışacak yeterli köylü bulamadıklarına dair beyanının yargılama aşamasında dinlenen köy muhtarları tarafından doğrulandığı, tanıklık yapan muhtarlar iş isteyip de alamayan köylü bulunmadığını, ilanlar açıklık taşımasa dahi kendilerinin yapılacak işi anladıklarını veya şeflikten sorarak öğrenebildiklerini ifade ettikleri, Orman Genel Müdürlüğü Müfettişliği tarafından yapılan disiplin soruşturması sırasında alınan 14/10/2008 günlü bilirkişi heyet raporunda ise Yaşar ve İbrahim'in üretim yaptığı bölmelerdeki işlemlerin kanun, yönetmelik ve tamimler doğrultusunda olduğunun tespit edildiği, esasen belirtilen eksiklikleri tamamlama veya işleri prosedüre uygun olarak yapma görev ve yetkisinin Refahiye Orman İşletme Şefliğinde olduğu, tanık olarak dinlenen şef Abdulah Kolcu'nun da ilan ve işlemler önceden nasıl yapılıyorsa aynen devam ettirdiğini, müdürü olan sanığın söylemesi üzerine Yaşar ve İbrahim'i davet ettiğini, ancak müdürün usulsüz bir talebi ile karşılaşmadığını beyan ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde sanık ...'ın eyleminin aynı Yasanın 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama ve diğer sanıklar Yaşar ve İbrahim'in eylemlerinin ise belirtilen suça azmettirme suçu niteliğinde olduğu ve hükümden sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasa ile TCK'nın 257/3. maddesinde yapılan değişiklik ve 05/07/2012 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 105/5-b maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 257/3. maddesinin yürürlükten kaldırılmış olması ve aynı Yasanın 87. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 252. maddesinin yeniden düzenlenmesi karşısında sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği halde yazılı gerekçelerle hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Oluş, beyanlar ve kayıtlara nazaran sanık ...'ın, ... ve ...'ten değişik zaman ve miktarda rüşvet alması şeklindeki eylemlerinin her bir mağdura karşı ayrı suç oluşturduğu ve ayrıca sanık ...'dan rüşvet alma eylemini de teselsülen gerçekleştirdiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayini,
Sanık ...'in eyleminin teselsül ettiği nazara alınarak hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, Yerel C. Savcısı, sanıklar müdafiileri, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Rüşvet almak ve rüşvet vermek
HÜKÜM: Sanık ... hakkında teselsülen rüşvet almaktan, sanıklar İbrahim ve Yaşar haklarında rüşvet vermekten mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanıklar haklarında rüşvet almak ve vermek suçlarından kamu davası açıldığı, 3628 sayılı Yasanın 17 ve 18. maddelerine göre Hazinenin bu suçun zarar göreni olması sebebiyle davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanununun mağdur ... katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağına sahip bulunduğu gözetilerek CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığının davaya müdahil olarak kabulüne karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı TCK'nın 05/07/2012 günü yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı cihetle; suç tarihlerinde ... Orman İşletme müdürü olan sanık ...'ın Orman Kanununun 40. maddesine dayanarak orman kesim, sürütme ve nakliye işlerini sanıklar Yaşar ve İbrahim'e verdirdiği ve karşılığında adı geçenlerden menfaat temin ettiği sübut bulan olayda, yargılama evresinde aldırılan 25/12/2008 günlü bilirkişi raporunda köylerde ilanın usulüne uygun yapıldığına dair belgelerin tam olmadığı, yapılacak işlerin fiyatının, mahiyetinin, bölmesinin açıkça gösterilmediği, kooperatiflere tebligat yapılmadığı gibi hususlara vurgu yapılması sebebiyle sanığın eylemi, yapması gereken işi yapmamak niteliğinde kabul edilmiş ise de; Refahiye Orman İşletme Şefliğinin cevabi yazısına göre, Refahiye'de orman köyü kalkınma kooperatifi bulunmadığı, sanık ...'ın savunmasında belirttiği orman köylüsünün işte çalışmak istemediğine, çalışacak yeterli köylü bulamadıklarına dair beyanının yargılama aşamasında dinlenen köy muhtarları tarafından doğrulandığı, tanıklık yapan muhtarlar iş isteyip de alamayan köylü bulunmadığını, ilanlar açıklık taşımasa dahi kendilerinin yapılacak işi anladıklarını veya şeflikten sorarak öğrenebildiklerini ifade ettikleri, Orman Genel Müdürlüğü Müfettişliği tarafından yapılan disiplin soruşturması sırasında alınan 14/10/2008 günlü bilirkişi heyet raporunda ise Yaşar ve İbrahim'in üretim yaptığı bölmelerdeki işlemlerin kanun, yönetmelik ve tamimler doğrultusunda olduğunun tespit edildiği, esasen belirtilen eksiklikleri tamamlama veya işleri prosedüre uygun olarak yapma görev ve yetkisinin Refahiye Orman İşletme Şefliğinde olduğu, tanık olarak dinlenen şef Abdulah Kolcu'nun da ilan ve işlemler önceden nasıl yapılıyorsa aynen devam ettirdiğini, müdürü olan sanığın söylemesi üzerine Yaşar ve İbrahim'i davet ettiğini, ancak müdürün usulsüz bir talebi ile karşılaşmadığını beyan ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde sanık ...'ın eyleminin aynı Yasanın 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama ve diğer sanıklar Yaşar ve İbrahim'in eylemlerinin ise belirtilen suça azmettirme suçu niteliğinde olduğu ve hükümden sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasa ile TCK'nın 257/3. maddesinde yapılan değişiklik ve 05/07/2012 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 105/5-b maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 257/3. maddesinin yürürlükten kaldırılmış olması ve aynı Yasanın 87. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 252. maddesinin yeniden düzenlenmesi karşısında sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği halde yazılı gerekçelerle hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Oluş, beyanlar ve kayıtlara nazaran sanık ...'ın, ... ve ...'ten değişik zaman ve miktarda rüşvet alması şeklindeki eylemlerinin her bir mağdura karşı ayrı suç oluşturduğu ve ayrıca sanık ...'dan rüşvet alma eylemini de teselsülen gerçekleştirdiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayini,
Sanık ...'in eyleminin teselsül ettiği nazara alınarak hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, Yerel C. Savcısı, sanıklar müdafiileri, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.