Yargıtay 5. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/14314 K.2012/1874
Özet: Uyuşmazlık, sanığın bir kamu hizmeti niteliğindeki avukatlık mesleği kapsamında savunma yapan müdafisinin temyiz süresinin ve kanun yolunun belirtilmesiyle ilgili eksiklikler nedeniyle 3.000,00 TL adli para cezası verilmesidir; Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararına göre, bu eksikliklerin hukuki süre içinde giderilebileceği kabul edilerek hüküm bozulmuş ve sanığın temyiz hakkının geçerli olduğu kararla birlikte para cezası iptal edilmiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Mühür bozma
HÜKÜM: 3.000,00 TL APC ile mahkümiyetine
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık ...'ın yokluğunda verilen 02/12/2008 günlü hükmün 23/02/2009 tarihinde sanığa tebliğ edildiği ve yasal süreyi geçirdikten sonra 03/03/2009 havale tarihli dilekçe ile hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edildiği görülmüş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 13/12/2011 gün ve 2011/247-261 sayılı Kararına göre; mesleği bir kamu hizmeti niteliğindeki avukatlık olan, sanığın savunmasını üstlenen ve bu bağlamda savunma için yeterli düzeyde hukuki bilgiye sahip olan müdafiin temyiz süresinin, kararın sanığın yokluğunda verildiği hallerde tebliğden itibaren işlemeye başlayacağını bilmemesi düşünülemeyeceğinden, yasa yolu bildirimindeki bu eksikliğin müdafii açısından bir yanılgı ve bu bağlamda hakkın kullanılması yönünde bir engel oluşturmayacağı kabul edilmekle birlikte sanık müdafii adına düzenlenen vekaletnamenin 04/03/2009 tarihli olması ve sanık adına çıkartılan davetiyeye kanun yolunun kullanılmasına ilişkin herhangi bir açıklama yazılmamış olması da gözetilerek,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 30/01/2007 gün ve 2007/9-18 sayılı Kararına göre gerek yüze karşı, gerekse gıyapta verilen hükümlerde kanun yolunun, süresinin, merciin ve şeklinin belirtilmesi ve bu hususların hüküm fıkrasına yazılması zorunlu olduğu halde, hüküm fıkrasında kanun yolunun "7 gün içinde mahkememize verilecek dilekçe veya mahkeme kaleminde zapta geçirilecek beyanla temyiz yolu açık olmak üzere" şeklinde gösterildiği; bu hatanın CMK'nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni sayıldığı, bu itibarla sanık müdafıin başvurusunun kanuni süresinde olduğunun kabulüne karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanığın Gümrük Müşavir Yardımcısı olarak çalıştığı firmanın irtibat bürosu olarak kullandığı yerin ruhsatsız olması nedeniyle 27/04/2006 tarihinde mühürlenmesinden sonra 29/05/2006 tarihinde yapılan kontrolde mührün koparılarak faaliyete devam edildiği hususlarının anlaşılması karşısında;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, dosyada bulunan gerekçeli kararların mahkeme mührü ile mühürlenmeyerek CMK'nın 232/7. maddesine aykırı davranılması ise, bu eksikliğin mahallinde giderilebilmesi mümkün olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak;
Tanıkların dinlendiği ve kısa kararın açıklandığı 02/12/2008 tarihli celseye ait tutanakların zabıt katibi tarafından imzalanmaması suretiyle CMK'nın 219/1. maddesine aykırı davranılması,
Adli para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırının, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırının da, hapis cezasının üst sınırından fazla olamayacağına ilişkin 5560 sayılı Kanunun 1. maddesi ile eklenen 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi 9. fıkrasının 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe girmesi karşısında suç tarihinde para cezasının alt sınırının 5 gün para cezası olmasına ve cezanın alt sınırdan tayin edildiği belirtilmesine rağmen temel para cezası belirlenirken 180 gün para cezasına hükmedilerek fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Mühür bozma
HÜKÜM: 3.000,00 TL APC ile mahkümiyetine
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık ...'ın yokluğunda verilen 02/12/2008 günlü hükmün 23/02/2009 tarihinde sanığa tebliğ edildiği ve yasal süreyi geçirdikten sonra 03/03/2009 havale tarihli dilekçe ile hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edildiği görülmüş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 13/12/2011 gün ve 2011/247-261 sayılı Kararına göre; mesleği bir kamu hizmeti niteliğindeki avukatlık olan, sanığın savunmasını üstlenen ve bu bağlamda savunma için yeterli düzeyde hukuki bilgiye sahip olan müdafiin temyiz süresinin, kararın sanığın yokluğunda verildiği hallerde tebliğden itibaren işlemeye başlayacağını bilmemesi düşünülemeyeceğinden, yasa yolu bildirimindeki bu eksikliğin müdafii açısından bir yanılgı ve bu bağlamda hakkın kullanılması yönünde bir engel oluşturmayacağı kabul edilmekle birlikte sanık müdafii adına düzenlenen vekaletnamenin 04/03/2009 tarihli olması ve sanık adına çıkartılan davetiyeye kanun yolunun kullanılmasına ilişkin herhangi bir açıklama yazılmamış olması da gözetilerek,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 30/01/2007 gün ve 2007/9-18 sayılı Kararına göre gerek yüze karşı, gerekse gıyapta verilen hükümlerde kanun yolunun, süresinin, merciin ve şeklinin belirtilmesi ve bu hususların hüküm fıkrasına yazılması zorunlu olduğu halde, hüküm fıkrasında kanun yolunun "7 gün içinde mahkememize verilecek dilekçe veya mahkeme kaleminde zapta geçirilecek beyanla temyiz yolu açık olmak üzere" şeklinde gösterildiği; bu hatanın CMK'nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni sayıldığı, bu itibarla sanık müdafıin başvurusunun kanuni süresinde olduğunun kabulüne karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanığın Gümrük Müşavir Yardımcısı olarak çalıştığı firmanın irtibat bürosu olarak kullandığı yerin ruhsatsız olması nedeniyle 27/04/2006 tarihinde mühürlenmesinden sonra 29/05/2006 tarihinde yapılan kontrolde mührün koparılarak faaliyete devam edildiği hususlarının anlaşılması karşısında;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, dosyada bulunan gerekçeli kararların mahkeme mührü ile mühürlenmeyerek CMK'nın 232/7. maddesine aykırı davranılması ise, bu eksikliğin mahallinde giderilebilmesi mümkün olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak;
Tanıkların dinlendiği ve kısa kararın açıklandığı 02/12/2008 tarihli celseye ait tutanakların zabıt katibi tarafından imzalanmaması suretiyle CMK'nın 219/1. maddesine aykırı davranılması,
Adli para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırının, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırının da, hapis cezasının üst sınırından fazla olamayacağına ilişkin 5560 sayılı Kanunun 1. maddesi ile eklenen 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi 9. fıkrasının 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe girmesi karşısında suç tarihinde para cezasının alt sınırının 5 gün para cezası olmasına ve cezanın alt sınırdan tayin edildiği belirtilmesine rağmen temel para cezası belirlenirken 180 gün para cezasına hükmedilerek fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.