Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/10563 K.2012/8942
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın elektrik sayacının borcu nedeniyle mühürlenip kesilmesine rağmen mühürü bozarak elektrik kullanmaya devam etmesi ve bu eylemin “mühür bozma” suçunu oluşturup oluşturmadığıdır; Mahkeme, 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesinin uygulanmasının uygun olmadığını belirterek, sanığa verilen cezanın kanuna aykırı olduğunu kabul etmiş ve kararını bozmuştur.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Mühür bozma
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 27/09/2011 gün ve 2011/3-167-2011/194 E-K sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanığın mahkümiyetiyle sonuçlanan ceza davasında katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinde, vekil duruşmalara katılmasa dahi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi zorunlu olup, vekâlet ücreti yerine dilekçe yazım ücretine hükmedilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni sayılmamış, sanığın ikametinde bulunan elektrik sayacının borcu nedeniyle mühürlenip kesilmesine rağmen sanığın mühürü bozarak elektrik kullanmaya devam etmek suretiyle mühür bozma suçunu işlediği, mühürleme ve mühür bozma tutanakları ve dosya kapsamından anlaşıldığından, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, buna karşın mühür bozma suçunun kamu güvenine karşı suçlar arasında yer alıp, kamu idaresinin mühür koymaya yönelik iradesine karşı işlenmesi nedeniyle, mühür bozma eyleminin meydana getirdiği bir zarardan söz edilemeyeceği gözetilerek, daha önce işlediği kasıtlı bir suç bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 231/6. maddedeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, "katılan kurumun uğradığı zararı gidermemesi ve gerekli şartların oluşmaması" şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi ve yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere mühür bozma eyleminin meydana getirdiği bir maddi zarardan söz edilmeyeceği gözetilmeden, sanığa verilen ceza infaz kabiliyeti olan TCK'nın 50. maddesinde düzenlenen bir başka tedbire çevrilebileceği halde TCK'nın 50/1-b maddesi gereğince müşteki kurumun uğradığı zararı tazmin suretiyle tamamen giderilmesi seçenek yaptırımına çevrilmesi,
TCK'nın 203. maddesinde mühür bozma eylemi için hapis cezası ile adli para cezası seçenek yaptırım olarak öngörüldüğü halde, sanık hakkında neden hapis cezası yaptırımının tercih edildiğinin denetime olanak verecek bir şekilde gerekçeleri gösterilmek suretiyle açıklanmaması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Mühür bozma
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 27/09/2011 gün ve 2011/3-167-2011/194 E-K sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanığın mahkümiyetiyle sonuçlanan ceza davasında katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinde, vekil duruşmalara katılmasa dahi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi zorunlu olup, vekâlet ücreti yerine dilekçe yazım ücretine hükmedilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni sayılmamış, sanığın ikametinde bulunan elektrik sayacının borcu nedeniyle mühürlenip kesilmesine rağmen sanığın mühürü bozarak elektrik kullanmaya devam etmek suretiyle mühür bozma suçunu işlediği, mühürleme ve mühür bozma tutanakları ve dosya kapsamından anlaşıldığından, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, buna karşın mühür bozma suçunun kamu güvenine karşı suçlar arasında yer alıp, kamu idaresinin mühür koymaya yönelik iradesine karşı işlenmesi nedeniyle, mühür bozma eyleminin meydana getirdiği bir zarardan söz edilemeyeceği gözetilerek, daha önce işlediği kasıtlı bir suç bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 231/6. maddedeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, "katılan kurumun uğradığı zararı gidermemesi ve gerekli şartların oluşmaması" şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi ve yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere mühür bozma eyleminin meydana getirdiği bir maddi zarardan söz edilmeyeceği gözetilmeden, sanığa verilen ceza infaz kabiliyeti olan TCK'nın 50. maddesinde düzenlenen bir başka tedbire çevrilebileceği halde TCK'nın 50/1-b maddesi gereğince müşteki kurumun uğradığı zararı tazmin suretiyle tamamen giderilmesi seçenek yaptırımına çevrilmesi,
TCK'nın 203. maddesinde mühür bozma eylemi için hapis cezası ile adli para cezası seçenek yaptırım olarak öngörüldüğü halde, sanık hakkında neden hapis cezası yaptırımının tercih edildiğinin denetime olanak verecek bir şekilde gerekçeleri gösterilmek suretiyle açıklanmaması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.