Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2010/5266 K.2012/257
Özet: Uyuşmazlık, sanıkların resmi evrakta sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarından dolayı verilen mahkümiyetleri üzerine temyiz başvurularının yapılmasıdır; Mahkeme, temyiz süresinin hatalı belirtilmesi nedeniyle başvuruları yasal süre içinde kabul etmiş, delillerin değerlendirilmesinden sonra sahtecilik suçundan kurulan hükmün onanmasını ve görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan mahkümiyetlerin devamını, ayrıca ilgili kanun değişiklikleriyle ceza sınırlarının düzeltilmesini kararlaştırmıştır.
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zimmet, evrakta sahtecilik, müteselsilen görevi
kötüye kullanma
**HÜKÜM:** Sanık ...'in resmi evrakta sahtecilik
ve görevi kötüye kullanma, diğer sanıkların ise
görevi kötüye kullanma suçundan
mahkümiyetlerine
müdafiileri ve sanık ...
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık ...'ın yokluğunda verilen 26/12/2007 günlü kararı yasal süreyi geçirdikten sonra 14/07/2008 tarihinde temyiz etmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun dairemizce de benimsenen 30/01/2007 gün ve 2007/9-18 sayılı kararına göre gerek yüze karşı, gerekse gıyapta verilen hükümlerde yasa yolunun, süresinin, merciin ve şeklinin belirtilmesi ve bu hususların hüküm fıkrasına yazılması zorunlu olduğu halde, hüküm fıkrasında temyiz süresinin “tefhim tarihinden itibaren 7 günlük süre içerisinde” olarak gösterildiği; bu hatanın CMK'nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni sayıldığından, sanık ...'ın başvurusunun yasal süresinde olduğu kabul edilip bu sanık yönünden de inceleme yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Delillerle iddia ve savunma duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık ... müdafiin temyiz itirazlarının reddiyle resmi evrakta sahtecilik suçundan kurulan hükmün ONANMASINA,
Sanıklar ..., ... ve ...'ın haklarında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkümiyet hükümlerinden sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde ve fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde ve fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek ve yine 08/02/2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK'nın 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, bu maddenin 6. fıkrasına 25/07/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümlede nazara alınarak sanık ...'in nüfus kaydına uygun adli sicil kaydı getirtildikten sonra mahkemece sanıklar hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,
Kabule göre;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13/12/2005 gün ve 2005/8-155 Esas, 2005/164 sayılı kararında açıklandığı üzere, 01/01/2005 ila 31/05/2005 tarihleri arasında temel adli para cezasının alt sınırının 5252 sayılı kanunun 5/2 maddesi uyarınca 450 TL olarak hesaplanması gerektiği gözetilmeden sanıklar ... ve ...'e fazla para cezası tayini,
Kanuna aykırı, sanık ve sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Zimmet, evrakta sahtecilik, müteselsilen görevi
kötüye kullanma
**HÜKÜM:** Sanık ...'in resmi evrakta sahtecilik
ve görevi kötüye kullanma, diğer sanıkların ise
görevi kötüye kullanma suçundan
mahkümiyetlerine
müdafiileri ve sanık ...
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık ...'ın yokluğunda verilen 26/12/2007 günlü kararı yasal süreyi geçirdikten sonra 14/07/2008 tarihinde temyiz etmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun dairemizce de benimsenen 30/01/2007 gün ve 2007/9-18 sayılı kararına göre gerek yüze karşı, gerekse gıyapta verilen hükümlerde yasa yolunun, süresinin, merciin ve şeklinin belirtilmesi ve bu hususların hüküm fıkrasına yazılması zorunlu olduğu halde, hüküm fıkrasında temyiz süresinin “tefhim tarihinden itibaren 7 günlük süre içerisinde” olarak gösterildiği; bu hatanın CMK'nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni sayıldığından, sanık ...'ın başvurusunun yasal süresinde olduğu kabul edilip bu sanık yönünden de inceleme yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Delillerle iddia ve savunma duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık ... müdafiin temyiz itirazlarının reddiyle resmi evrakta sahtecilik suçundan kurulan hükmün ONANMASINA,
Sanıklar ..., ... ve ...'ın haklarında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkümiyet hükümlerinden sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde ve fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde ve fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek ve yine 08/02/2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK'nın 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, bu maddenin 6. fıkrasına 25/07/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümlede nazara alınarak sanık ...'in nüfus kaydına uygun adli sicil kaydı getirtildikten sonra mahkemece sanıklar hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,
Kabule göre;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13/12/2005 gün ve 2005/8-155 Esas, 2005/164 sayılı kararında açıklandığı üzere, 01/01/2005 ila 31/05/2005 tarihleri arasında temel adli para cezasının alt sınırının 5252 sayılı kanunun 5/2 maddesi uyarınca 450 TL olarak hesaplanması gerektiği gözetilmeden sanıklar ... ve ...'e fazla para cezası tayini,
Kanuna aykırı, sanık ve sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.