Yargıtay 5. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2009/9746 K.2012/8803
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanığın telefon bedellerini tahsil edip katılan kurum hesabına intikal ettirmemesi nedeniyle nitelikli zimmet suçunu işlemiş olması ve bu eylemlerin zincirleme biçimde suç oluşturup oluşturmadığı konusundaki temyiz itirazlarıdır. (2) Mahkeme, sanığın 258,50 lira tutarındaki telefon bedellerini tahsil edip katılan kurum hesabına intikal ettirmemesiyle nitelikli zimmet suçunu işlemiş olduğunu kabul ederek TCK’nın 248. maddesini uygulamaya karar verdi ve ilgili vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek kararı bozdu.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Zimmet
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Tahsilat yetki ve görevi bulunan sanığın 258.50 Lira tutarındaki telefon bedellerini abonelerden değişik zamanlarda tahsil edip katılan kurum hesabına intikal ettirmemek şeklindeki ilgilisinin müracaatı üzerine ortaya çıkan eylemlerinin zincirleme biçimde nitelikli zimmet suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülüp ve zincirleme suç hükümleri de uygulanmayarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
... tarafından yapılan ödemenin sanık adına yapılıp yapılmadığı hususu tanık olarak dinlenmesi suretiyle açıklığa kavuşturulduktan sonra sanık hakkında TCK’nın 248. maddesinin uygulanması koşullarının bulunup bulunmadığının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kendisini vekille temsil ettiren katılan yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin nazara alınmaması ve hapis cezasının kanuni sonucu olarak "belirli haklardan yoksun bırakılma" hükmünün uygulanması sırasında, TCK'nın 53/l-c maddesi uyarınca, "velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan" yoksunluğun, sanığın sadece kendi altsoyu bakımından koşullu salıverme tarihine kadar, altsoyu olmayanlar yönünden ise cezanın infazına kadar hükmedilmesi gerekirken; yazılı şekilde, altsoy ayırımı yapılmadan belirtilen hakları kullanmaktan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, katılan vekilinin temyizinin münhasıran vekalet ücretine yönelik olması nedeniyle ceza miktarı bakımından kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 13/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Zimmet
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Tahsilat yetki ve görevi bulunan sanığın 258.50 Lira tutarındaki telefon bedellerini abonelerden değişik zamanlarda tahsil edip katılan kurum hesabına intikal ettirmemek şeklindeki ilgilisinin müracaatı üzerine ortaya çıkan eylemlerinin zincirleme biçimde nitelikli zimmet suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülüp ve zincirleme suç hükümleri de uygulanmayarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
... tarafından yapılan ödemenin sanık adına yapılıp yapılmadığı hususu tanık olarak dinlenmesi suretiyle açıklığa kavuşturulduktan sonra sanık hakkında TCK’nın 248. maddesinin uygulanması koşullarının bulunup bulunmadığının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kendisini vekille temsil ettiren katılan yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin nazara alınmaması ve hapis cezasının kanuni sonucu olarak "belirli haklardan yoksun bırakılma" hükmünün uygulanması sırasında, TCK'nın 53/l-c maddesi uyarınca, "velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan" yoksunluğun, sanığın sadece kendi altsoyu bakımından koşullu salıverme tarihine kadar, altsoyu olmayanlar yönünden ise cezanın infazına kadar hükmedilmesi gerekirken; yazılı şekilde, altsoy ayırımı yapılmadan belirtilen hakları kullanmaktan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, katılan vekilinin temyizinin münhasıran vekalet ücretine yönelik olması nedeniyle ceza miktarı bakımından kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 13/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.