Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2009/6964 K.2012/613
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zincirleme basit zimmet, denetim görevini
ihmal ederek zimmete sebebiyet vermek,
görevi kötüye kullanma
**HÜKÜM:** Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında iddianame içeriğine göre dava açıldığı halde hüküm verilmeyen görevi kötüye kullanma suçundan dolayı dosyanın mahkemesince ele alınarak zamanaşımı süresince karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Sanık ... hakkında zincirleme basit zimmet suçu yönünden verilen hükmün incelenmesinde;
Sanığın ... Ziraat Odasında suç tarihlerinde başkatip olarak görev yaptığı aynı zamanda odanın muhasebe görevlisi olup ve fiilende bu görevi yürüttüğü, Ziraat Odasınca 3 adet holder satın alınıp, bedeli olan 4.500.000.000 TL'nin yevmiye defterine 20/04/2004 tarihinde gider kaydı yapılıp, karşılığında kasadan ödeme gösterilip, aynı alıma ilişkin olarak 10/06/2004 tarihinde yevmiye defterine gider olarak yeniden kaydedilip, bedeli de posta havalesi ile ödenerek, 6 adet holder alınmış gibi kayıt tutularak 4.500.000.000 TL'nin sanık tarafından maledilmesi eyleminin, kurumun demirbaş kayıtları ile muhasebe işlemlerinin gizlenmemesi nedeniyle eylemin kurum içi kayıtlarla anlaşılmış olması nedeniyle, sanığın her ne kadar 09/03/2007 tarihli celsede tüm zararları karşıladığını belirtmiş ise de sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği üzere üç adet holder bedeli olan 4.500.000.000 TL dışındaki zimmet miktarını ödediği anlaşıldığından tebliğnamedeki eylemin nitelikli zimmet suçunu oluşturacağına ve etkin pişmanlığa ilişkin TCK 248 maddesinin araştırılmadan uygulanmamasına ilişkin bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın, para çekme yetkisinin bulunmayıp, imza yetkisi bulunan başkan ve yönetim kurulu üyelerinin imzalarını taklit edip, oda mührünü kullanarak hazırladığı yazılar ile Ziraat Odasının banka hesabındaki paraları kendi kredi kartı hesabına değişik tarihlerde aktararak toplamda 1.795 TL parayı maledinmesinin, yasal tevdi bulunmaması nedeniyle zimmet suçunu oluşturmayıp, sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını oluşturacağının gözetilmemesi, ayrıca lehe kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesinin "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" biçimindeki düzenleme nedeniyle, holder alımı ile ilgili içeriği itibariyle sahte mahsup fişi düzenleyip, bedeli olan 4.500.000.000 TL'yi zimmetine geçirmesi eylemlerinde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurularak sonucuna göre lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin a, b, c, d, e bendlerinde belirtilen haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar ve (c) fıkrasında belirtilen sadece kendi altsoyu üzerindeki hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihine kadar hükmedilebileceğinin gözetilmeyerek yazılı şekilde uygulama yapılması,
Gerekçeli karar başlığında suç adı olarak zimmete yer verilmemesi,
Sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma ve denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde ve fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde ve fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanığın görevi kötüye kullanma suçu yönünden hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK'nın 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, sanık hakkında her iki suç yönünden de mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,
Beraet eden sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında verilen hükümlerin incelenmesinde ise;
13/12/2006 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesinde yer alan "Beraet eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir." biçimindeki düzenleme nazara alınarak, kendisini vekille temsil ettiren ve beraetine karar verilen, vekaletnamesi dosya içinde bulunan sanıklar yararına ücreti vekalete hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 16/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Zincirleme basit zimmet, denetim görevini
ihmal ederek zimmete sebebiyet vermek,
görevi kötüye kullanma
**HÜKÜM:** Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında iddianame içeriğine göre dava açıldığı halde hüküm verilmeyen görevi kötüye kullanma suçundan dolayı dosyanın mahkemesince ele alınarak zamanaşımı süresince karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Sanık ... hakkında zincirleme basit zimmet suçu yönünden verilen hükmün incelenmesinde;
Sanığın ... Ziraat Odasında suç tarihlerinde başkatip olarak görev yaptığı aynı zamanda odanın muhasebe görevlisi olup ve fiilende bu görevi yürüttüğü, Ziraat Odasınca 3 adet holder satın alınıp, bedeli olan 4.500.000.000 TL'nin yevmiye defterine 20/04/2004 tarihinde gider kaydı yapılıp, karşılığında kasadan ödeme gösterilip, aynı alıma ilişkin olarak 10/06/2004 tarihinde yevmiye defterine gider olarak yeniden kaydedilip, bedeli de posta havalesi ile ödenerek, 6 adet holder alınmış gibi kayıt tutularak 4.500.000.000 TL'nin sanık tarafından maledilmesi eyleminin, kurumun demirbaş kayıtları ile muhasebe işlemlerinin gizlenmemesi nedeniyle eylemin kurum içi kayıtlarla anlaşılmış olması nedeniyle, sanığın her ne kadar 09/03/2007 tarihli celsede tüm zararları karşıladığını belirtmiş ise de sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği üzere üç adet holder bedeli olan 4.500.000.000 TL dışındaki zimmet miktarını ödediği anlaşıldığından tebliğnamedeki eylemin nitelikli zimmet suçunu oluşturacağına ve etkin pişmanlığa ilişkin TCK 248 maddesinin araştırılmadan uygulanmamasına ilişkin bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın, para çekme yetkisinin bulunmayıp, imza yetkisi bulunan başkan ve yönetim kurulu üyelerinin imzalarını taklit edip, oda mührünü kullanarak hazırladığı yazılar ile Ziraat Odasının banka hesabındaki paraları kendi kredi kartı hesabına değişik tarihlerde aktararak toplamda 1.795 TL parayı maledinmesinin, yasal tevdi bulunmaması nedeniyle zimmet suçunu oluşturmayıp, sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını oluşturacağının gözetilmemesi, ayrıca lehe kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesinin "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" biçimindeki düzenleme nedeniyle, holder alımı ile ilgili içeriği itibariyle sahte mahsup fişi düzenleyip, bedeli olan 4.500.000.000 TL'yi zimmetine geçirmesi eylemlerinde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurularak sonucuna göre lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin a, b, c, d, e bendlerinde belirtilen haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar ve (c) fıkrasında belirtilen sadece kendi altsoyu üzerindeki hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihine kadar hükmedilebileceğinin gözetilmeyerek yazılı şekilde uygulama yapılması,
Gerekçeli karar başlığında suç adı olarak zimmete yer verilmemesi,
Sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma ve denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde ve fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde ve fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanığın görevi kötüye kullanma suçu yönünden hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK'nın 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, sanık hakkında her iki suç yönünden de mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,
Beraet eden sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında verilen hükümlerin incelenmesinde ise;
13/12/2006 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesinde yer alan "Beraet eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir." biçimindeki düzenleme nazara alınarak, kendisini vekille temsil ettiren ve beraetine karar verilen, vekaletnamesi dosya içinde bulunan sanıklar yararına ücreti vekalete hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 16/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.