Yargıtay5. Ceza DairesiCeza HukukuTicaret Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2008/5253 K.2012/2597
Özet: (1) Uyuşmazlık, Zimmet suçlamasıyla ilgili olarak Sanık …’in banka hesabından ve vekil sözleşmeleriyle 2 378 967 120 TL tutarında tahvil alımının ardından bu paranın repo işlemiyle geri alınması ve sanığın bu işlemde zimmet kurduğu iddiasıdır. (2) Mahkeme, sanığı 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla mahkum ederek zimmet suçundan hükmedmiştir.
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zimmet
**HÜKÜM:** 4 yıl 2 ay hapis cezası ile mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Tayin olunan ceza miktarına göre sanık ... müdafiin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca REDDİYLE, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Ziraat Bankası Sermeye Piyasası Müdürlüğü'nde Şef Yardımcısı olarak çalışan sanıklardan ...'in, çalıştığı bankada hesabı bulunan ve daha önceden tanıştığı şikayetçi ...'ın 28/08/1998 tarihinde bankaya gelmesi üzerine onu 11 aylık devlet tahvili almaya ikna ettiği, sistemde arıza olduğundan bahisle sanık ...'nin şikayetçiden kendisini vekil olarak atamasını istediği ve şikayetçiye Sermaye Piyasası Araçları Alım-Satımına İlişkin Aracılık Yatırım Hesabı Sözleşmesi'ni imzalatarak, sözleşmenin vekil kısmına kendi adını yazarak imzaladığı ve tarih olarak 10/06/1998 yazdığı, bu sözleşmeye dayanarak 28/08/1998 tarihinde şikayetçi adına toplam 2.378.967.120 TL'lik tahvil alımının gerçekleşmesinden sonra aynı gün şikayetçinin talebi olmasızın ve sanık ...'in azmettirmesiyle, aynı şubede repo, standart repo ve sistem sorunları servisinde yine şef yardımcısı olarak çalışan ve fiş kesmeye yetkisi bulunan sanık ... aracılığıyla tahvil alım işleminin iptal edildiği ve şikayetçinin parası ile repo işlemi yapılarak 31/08/1998 tarih ve 273 no'lu Tediye Fişi ile sanık ... tarafından sanık ...'ye, şikayetçinin vekili olduğu için 2.393.000.000 TL'nin ödendiği, 31/08/1993 tarih ve 274 no'lu Tahsil Fişi ile de bu paranın; sanık ...'in 17/08/1994 tarihli belge gereğince vekili olduğu ... Tar isimli kişinin hesabına yatırıldığı, bu hesaptaki paranın bir kısmını sanık ...'in diğer sanık ...'den daha önceden olan alacağına mahsuben aldığı, kalan kısmını da sanık ...'ye teslim ettiği hususlarının anlaşılması karşısında;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04/05/2010 gün ve 2009/7-223 Esas, 2010/104 Karar ve 08/02/2005 gün ve 2004/5-146 Esas, 2005/7 Karar sayılı Kararlarında vurgulandığı üzere; 25/11/2000 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4603 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin, 2 ye 5. fıkraları uyarınca, ..., Türkiye Halk Bankası ve Türkiye Emlak Bankası ile birlikte özel hukuk statüsüne tabi tutularak anonim şirket haline dönüştürülmek suretiyle, personeli hakkında 233 ve 399 sayılı KHK'lerin uygulanması olanağı ortadan kaldırılmış, bu suretle de anılan banka personelinin memur gibi cezalandırılmaları olanaksız hale getirilerek, bu personelin zimmet ve nitelikli zimmet eylemleri nedeniyle 765 sayılı TCK'nın 202. maddesinin tatbik yeteneği ortadan kaldırılmış ise de, anılan değişiklikle banka mensuplarının bu tür eylemleri suç olmaktan çıkarılmamış, banka aleyhine gerçekleştirdikleri zimmet ya da nitelikli zimmet eylemleri 23/06/1999 tarihinde yürürlüğe giren 4389 sayılı Bankalar Yasası'nın 22. maddesinin 3. fıkrası ve 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Yasası'nın 160. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile yaptırım altına alınmış olması karşısında 25/11/2000 tarihinden itibaren ... personelinin zimmet suçlarında 4389 sayılı Yasanın 22 ve 5411 sayılı Yasanın 160. maddeleri, 25/11/2000 tarihinden önce işlenen zimmet suçlarında ise 4389 ve 5411 sayılı Yasaların anılan maddeleri ile 765 sayılı TCK'nın 202. maddesi uyarınca değerlendirme yapılıp, lehe olan yasa hükümleri uygulanarak hüküm kurulması suretiyle bir karar verilmesi gerekirken uygulanma olanağı bulunmayan 5237 sayılı TCK uyarınca yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca sanıkların sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmalarına ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesinde sayılan hakları kullanmaktan şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmalarına hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK'nın 326/son maddesi gereğince sanıkların ceza miktarı itibariyle kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 26/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Zimmet
**HÜKÜM:** 4 yıl 2 ay hapis cezası ile mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Tayin olunan ceza miktarına göre sanık ... müdafiin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca REDDİYLE, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Ziraat Bankası Sermeye Piyasası Müdürlüğü'nde Şef Yardımcısı olarak çalışan sanıklardan ...'in, çalıştığı bankada hesabı bulunan ve daha önceden tanıştığı şikayetçi ...'ın 28/08/1998 tarihinde bankaya gelmesi üzerine onu 11 aylık devlet tahvili almaya ikna ettiği, sistemde arıza olduğundan bahisle sanık ...'nin şikayetçiden kendisini vekil olarak atamasını istediği ve şikayetçiye Sermaye Piyasası Araçları Alım-Satımına İlişkin Aracılık Yatırım Hesabı Sözleşmesi'ni imzalatarak, sözleşmenin vekil kısmına kendi adını yazarak imzaladığı ve tarih olarak 10/06/1998 yazdığı, bu sözleşmeye dayanarak 28/08/1998 tarihinde şikayetçi adına toplam 2.378.967.120 TL'lik tahvil alımının gerçekleşmesinden sonra aynı gün şikayetçinin talebi olmasızın ve sanık ...'in azmettirmesiyle, aynı şubede repo, standart repo ve sistem sorunları servisinde yine şef yardımcısı olarak çalışan ve fiş kesmeye yetkisi bulunan sanık ... aracılığıyla tahvil alım işleminin iptal edildiği ve şikayetçinin parası ile repo işlemi yapılarak 31/08/1998 tarih ve 273 no'lu Tediye Fişi ile sanık ... tarafından sanık ...'ye, şikayetçinin vekili olduğu için 2.393.000.000 TL'nin ödendiği, 31/08/1993 tarih ve 274 no'lu Tahsil Fişi ile de bu paranın; sanık ...'in 17/08/1994 tarihli belge gereğince vekili olduğu ... Tar isimli kişinin hesabına yatırıldığı, bu hesaptaki paranın bir kısmını sanık ...'in diğer sanık ...'den daha önceden olan alacağına mahsuben aldığı, kalan kısmını da sanık ...'ye teslim ettiği hususlarının anlaşılması karşısında;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04/05/2010 gün ve 2009/7-223 Esas, 2010/104 Karar ve 08/02/2005 gün ve 2004/5-146 Esas, 2005/7 Karar sayılı Kararlarında vurgulandığı üzere; 25/11/2000 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4603 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin, 2 ye 5. fıkraları uyarınca, ..., Türkiye Halk Bankası ve Türkiye Emlak Bankası ile birlikte özel hukuk statüsüne tabi tutularak anonim şirket haline dönüştürülmek suretiyle, personeli hakkında 233 ve 399 sayılı KHK'lerin uygulanması olanağı ortadan kaldırılmış, bu suretle de anılan banka personelinin memur gibi cezalandırılmaları olanaksız hale getirilerek, bu personelin zimmet ve nitelikli zimmet eylemleri nedeniyle 765 sayılı TCK'nın 202. maddesinin tatbik yeteneği ortadan kaldırılmış ise de, anılan değişiklikle banka mensuplarının bu tür eylemleri suç olmaktan çıkarılmamış, banka aleyhine gerçekleştirdikleri zimmet ya da nitelikli zimmet eylemleri 23/06/1999 tarihinde yürürlüğe giren 4389 sayılı Bankalar Yasası'nın 22. maddesinin 3. fıkrası ve 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Yasası'nın 160. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile yaptırım altına alınmış olması karşısında 25/11/2000 tarihinden itibaren ... personelinin zimmet suçlarında 4389 sayılı Yasanın 22 ve 5411 sayılı Yasanın 160. maddeleri, 25/11/2000 tarihinden önce işlenen zimmet suçlarında ise 4389 ve 5411 sayılı Yasaların anılan maddeleri ile 765 sayılı TCK'nın 202. maddesi uyarınca değerlendirme yapılıp, lehe olan yasa hükümleri uygulanarak hüküm kurulması suretiyle bir karar verilmesi gerekirken uygulanma olanağı bulunmayan 5237 sayılı TCK uyarınca yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca sanıkların sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmalarına ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesinde sayılan hakları kullanmaktan şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmalarına hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK'nın 326/son maddesi gereğince sanıkların ceza miktarı itibariyle kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 26/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.