Yargıtay5. Ceza DairesiAile Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2008/4357 K.2012/3195
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zimmet, parada sahtecilik
**HÜKÜM:** Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın, posta pulu ve kasa açığı yapılan sayım sonucu, dolu telefon kartlarının boş veya geçersiz olanlarıyla değiştirilmesinin ise PTT şubelerinde bulunan ve telefon kartlarının kontrolünde kullanılan cihazla ortaya çıkarılabileceği, bu itibarla eyleminin basit zimmet vasfında bulunduğu tüm dosya içeriğinden anlaşıldığı halde yazılı şekilde nitelikli zimmetten hüküm kurulması,
Yasal koşulları oluştuğu halde zimmet suçundan verilen cezanın TCK'nın 43. maddesi ile arttırılmaması,
5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK'nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleri ile birlikte denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmemesi,
5320 sayılı Yasanın 11/5/2005 tarihli 5347 sayılı Kanunla eklenen geçici 1. maddesinin “bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ceza mahkemelerinde açılmış bulunan davalardaki şahsi hak talepleri görevsizlik kararı verilmeyerek bu mahkemelerce sonuçlandırılır” hükmü nazara alınarak iddianame ve şahsi hak talep tarihleri gözetilerek katılan vekilinin tazminat istemi konusunda bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı gözetilmeden zimmet suçundan verilen hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi,
Zimmet suçunun 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezaların yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hükümden sonra 08/02/2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK'nın 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması, anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması ve sanığın hükümlülüğünün suç olmaktan çıkarıldığının anlaşılması karşısında CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca 6008 sayılı Kanunun 7. maddesi hükmü de gözetilerek, parada sahtecilik suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Zimmet, parada sahtecilik
**HÜKÜM:** Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın, posta pulu ve kasa açığı yapılan sayım sonucu, dolu telefon kartlarının boş veya geçersiz olanlarıyla değiştirilmesinin ise PTT şubelerinde bulunan ve telefon kartlarının kontrolünde kullanılan cihazla ortaya çıkarılabileceği, bu itibarla eyleminin basit zimmet vasfında bulunduğu tüm dosya içeriğinden anlaşıldığı halde yazılı şekilde nitelikli zimmetten hüküm kurulması,
Yasal koşulları oluştuğu halde zimmet suçundan verilen cezanın TCK'nın 43. maddesi ile arttırılmaması,
5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK'nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleri ile birlikte denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmemesi,
5320 sayılı Yasanın 11/5/2005 tarihli 5347 sayılı Kanunla eklenen geçici 1. maddesinin “bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ceza mahkemelerinde açılmış bulunan davalardaki şahsi hak talepleri görevsizlik kararı verilmeyerek bu mahkemelerce sonuçlandırılır” hükmü nazara alınarak iddianame ve şahsi hak talep tarihleri gözetilerek katılan vekilinin tazminat istemi konusunda bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı gözetilmeden zimmet suçundan verilen hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi,
Zimmet suçunun 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezaların yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hükümden sonra 08/02/2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK'nın 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması, anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması ve sanığın hükümlülüğünün suç olmaktan çıkarıldığının anlaşılması karşısında CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca 6008 sayılı Kanunun 7. maddesi hükmü de gözetilerek, parada sahtecilik suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.