Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2007/93 K.2011/21936
Özet: Uyuşmazlık, sanığın rüşvet teklifinde bulunması nedeniyle 765 sayılı TCK ve 5237 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığıyla ilgiliydi; mahkeme, kararın imzalanmaması ve kanunların uygunsuz yorumlanması gerekçesiyle kararı bozdu. Mahkeme, 11/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar vererek 5320 sayılı Kanun ve CMUK hükümleri uyarınca önceki kararın bozulmasına hükmetti.
Rüşvet teklif etmek suçundan sanık ...’in yapılan yargılanması sonunda; lehe kabul edilen 765 sayılı Yasa hükümleri uyarınca atılı suçtan mahkümiyetine dair, Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinden bozma üzerine verilen 21.12.2005 gün ve 2003/58 Esas, 2003/359 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Hükmün esasını oluşturan kısa kararın yer aldığı duruşma tutanağının 1. ve gerekçeli kararın 4. sayfalarının mahkeme kuruluna katılan üyeler tarafından imzalanmaması suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 232/4. maddesinin buyurucu nitelikteki "karar ve hükümler bunlara katılan hakimler tarafından imzalanır" hükmüne muhalefet edilmesi,
Kabule göre de;
765 sayılı TCK.nun nitelikli rüşvet verme suçunu düzenleyen 213/1. maddesi hükmüne göre; rüşvet vaat veya teklif edilmesiyle suçun tamamlandığı, neticesi harekete bitişik suç olduğundan teşebbüse elverişli bulunmadığı, önerinin memur tarafından kabul edilmemesinin suçun oluşumuna engel teşkil etmediği; buna karşılık 5237 sayılı Yasanın 252/1. maddesi rüşvet teklif veya vaat etmeyi suç olmaktan çıkarmamakla birlikte rüşvet konusunda anlaşmaya varmayı veya vermeyi suçun tamamlanması için gerekli saydığından, önceki yasadan farklı olarak bu suça teşebbüsün olanaklı hale getirildiği, somut olayda sanığın aynı araç içerisinde bulunduğu arkadaşının ehliyetsiz olması nedeniyle yapılması gereken işlemin yapılmamasını temin maksadıyla para teklif etmesi üzerine teklifin kabul edilmeyerek tutanak tutulduğu anlaşıldığından, eylemin 5237 sayılı Yasaya göre rüşvet vermeye teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilip 5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK.nun 34 ve 230. maddeleri uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Hükmün esasını oluşturan kısa kararın yer aldığı duruşma tutanağının 1. ve gerekçeli kararın 4. sayfalarının mahkeme kuruluna katılan üyeler tarafından imzalanmaması suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 232/4. maddesinin buyurucu nitelikteki "karar ve hükümler bunlara katılan hakimler tarafından imzalanır" hükmüne muhalefet edilmesi,
Kabule göre de;
765 sayılı TCK.nun nitelikli rüşvet verme suçunu düzenleyen 213/1. maddesi hükmüne göre; rüşvet vaat veya teklif edilmesiyle suçun tamamlandığı, neticesi harekete bitişik suç olduğundan teşebbüse elverişli bulunmadığı, önerinin memur tarafından kabul edilmemesinin suçun oluşumuna engel teşkil etmediği; buna karşılık 5237 sayılı Yasanın 252/1. maddesi rüşvet teklif veya vaat etmeyi suç olmaktan çıkarmamakla birlikte rüşvet konusunda anlaşmaya varmayı veya vermeyi suçun tamamlanması için gerekli saydığından, önceki yasadan farklı olarak bu suça teşebbüsün olanaklı hale getirildiği, somut olayda sanığın aynı araç içerisinde bulunduğu arkadaşının ehliyetsiz olması nedeniyle yapılması gereken işlemin yapılmamasını temin maksadıyla para teklif etmesi üzerine teklifin kabul edilmeyerek tutanak tutulduğu anlaşıldığından, eylemin 5237 sayılı Yasaya göre rüşvet vermeye teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilip 5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK.nun 34 ve 230. maddeleri uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.