Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2007/3630 K.2011/9381
Zimmet suçundan sanık ...'ın yapılan yargılanması sonunda; atılı suçtan mahkümiyetine dair, ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 29.11.2005 gün ve 2004/158 Esas, 2005/213 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii ile katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Kontrolörün hesabına bir itiraz olmaması, paranın ödenmesi, ayrıca zimmet miktarına basit bir hesaplama sonucunda ulaşılmasının mümkün olması nedeniyle bilirkişi heyetinden ayrıntılı rapor alınması ve katılan vekilinin duruşmalara katılmayıp sadece dosyaya dilekçe sunması karşısında katılan lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği yönündeki tebliğnamedeki bozma isteyen düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
765 sayılı TCK.nun 202/1. maddesinde öngörülen zimmet suçunun alt sınırı itibariyla beş yıldan fazla hapis cezası gerektirmesi karşısında; CMK.nun 150/3 ve 188/1. maddelerine aykırı olarak sanık müdafiin yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Kabule göre de;
CMK.nun 2/e, 158/1 ve 160. maddelerine ve Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 17.06.2006 gün ve 2006/5-165-213 sayılı kararına göre soruşturmanın, "kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi" ifade ettiği ve soruşturmanın Cumhuriyet Başsavcılığı veya kolluk makamlarınca suçun işlendiğinin öğrenilmesiyle başladığı dikkate alınarak, hakkında soruşturma yapılması bakımından C.Savcılığına 02.03.2004'de yapılan suç duyurusundan önce sanığın idari soruşturma sırasında zimmetine geçirdiği ana parayı tamamen iade ettiği halde, faizin ödenme tarihi esas alınarak cezasından 5237 sayılı TCK.nun 248/1. maddesi uyarınca 2/3 yerine, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca 1/2 oranında indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkümiyetinin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı Yasanın 53/1. maddesinde belirtilen haklardan yoksun bırakılacağı gözetilmeden yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen kamu görevlisi olan sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CUMK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kontrolörün hesabına bir itiraz olmaması, paranın ödenmesi, ayrıca zimmet miktarına basit bir hesaplama sonucunda ulaşılmasının mümkün olması nedeniyle bilirkişi heyetinden ayrıntılı rapor alınması ve katılan vekilinin duruşmalara katılmayıp sadece dosyaya dilekçe sunması karşısında katılan lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği yönündeki tebliğnamedeki bozma isteyen düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
765 sayılı TCK.nun 202/1. maddesinde öngörülen zimmet suçunun alt sınırı itibariyla beş yıldan fazla hapis cezası gerektirmesi karşısında; CMK.nun 150/3 ve 188/1. maddelerine aykırı olarak sanık müdafiin yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Kabule göre de;
CMK.nun 2/e, 158/1 ve 160. maddelerine ve Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 17.06.2006 gün ve 2006/5-165-213 sayılı kararına göre soruşturmanın, "kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi" ifade ettiği ve soruşturmanın Cumhuriyet Başsavcılığı veya kolluk makamlarınca suçun işlendiğinin öğrenilmesiyle başladığı dikkate alınarak, hakkında soruşturma yapılması bakımından C.Savcılığına 02.03.2004'de yapılan suç duyurusundan önce sanığın idari soruşturma sırasında zimmetine geçirdiği ana parayı tamamen iade ettiği halde, faizin ödenme tarihi esas alınarak cezasından 5237 sayılı TCK.nun 248/1. maddesi uyarınca 2/3 yerine, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca 1/2 oranında indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkümiyetinin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı Yasanın 53/1. maddesinde belirtilen haklardan yoksun bırakılacağı gözetilmeden yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen kamu görevlisi olan sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CUMK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.