Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2007/14446 K.2011/24616
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanığın ortaklar adına düzenlediği senetlerdeki taklit imzalar ve bu eylemin nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmadığı konusundaki yargılamadır; (2) Mahkeme, eylemin basit zimmet olarak değerlendirildiğini, sahtecilik unsurunun bulunmadığını belirterek sanığın cezai sorumluluğunu ortadan kaldırdı ve ilgili hükmü 29/11/2011 tarihli oybirliği kararıyla bozup düzeltti.
Nitelikli zimmet suçundan sanık ... 'ın yapılan yargılanması sonunda; basit zimmet suçundan lehe kabul edilen 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca mahkümiyetine dair, Kütahya Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 17/05/2006 gün ve 2005/184 Esas, 2006/119 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Mahkemenin gerekçesinde sanığın ortaklar adına düzenlenen senetlere attığı taklit imzaların aldatıcılık kabiliyeti bulunmaması ilk bakışta göze çarpması nedeniyle eyleminin basit zimmet suçunu oluşturduğuna yönelik kabulü ve müfettiş ... tarafından düzenlenen 11/04/2003 gün ve 14 sayılı raporun 7. sayfasında kooperatifi taahhüt altına koyabilmek için evrakın iki yetkili personel tarafından imza edilmesi gerektiği halde düzenlenen sahte senetlerin tamamında sanığın imzasının bulunduğunun ifade edilmesi, yine anılan raporda ortakların dosyalarındaki imzalar ile borç senetlerindeki imzaların çok farklı olduğunun 393 nolu ortak ...'nın ortaklık ve kredi ile ilgili bütün işlemlerinde parmak izi ve mühür kullanması, üyelik dosyasında da parmak izi ve mühür olmasına rağmen adına düzenlenen senette imza olduğunun belirtilmesi karşısında hileli davranışların aldatıcılık unsurunun bulunmaması ve bu nedenle de nitelikli zimmet ve sahtecilik suçlarının oluşmayacağı değerlendirilmekle mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamede bu hususlarda eleştiri isteyen düşüncelere iştirak edilmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık hakkında 5237 sayılı Yasanın 53/1. maddesi uyarınca uygulama yapılırken aynı maddenin 3. fıkrası gözetilmeksizin 53/1-c madde ve bendinde sayılan kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkı, vesayet veya kayyımlığa ait hakların koşullu salıverilmeye kadar kısıtlanması yerine infaz süresince yoksun bırakılma kararı verilmesi, kanuna aykırı ve temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesi uyarınca, hüküm fıkrasına "sanığın 53/1-c madde ve bendinde sayılan kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkı, vesayet veya kayyımlığa ait hakların koşullu salıverilmeye kadar kısıtlanmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29/11/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Mahkemenin gerekçesinde sanığın ortaklar adına düzenlenen senetlere attığı taklit imzaların aldatıcılık kabiliyeti bulunmaması ilk bakışta göze çarpması nedeniyle eyleminin basit zimmet suçunu oluşturduğuna yönelik kabulü ve müfettiş ... tarafından düzenlenen 11/04/2003 gün ve 14 sayılı raporun 7. sayfasında kooperatifi taahhüt altına koyabilmek için evrakın iki yetkili personel tarafından imza edilmesi gerektiği halde düzenlenen sahte senetlerin tamamında sanığın imzasının bulunduğunun ifade edilmesi, yine anılan raporda ortakların dosyalarındaki imzalar ile borç senetlerindeki imzaların çok farklı olduğunun 393 nolu ortak ...'nın ortaklık ve kredi ile ilgili bütün işlemlerinde parmak izi ve mühür kullanması, üyelik dosyasında da parmak izi ve mühür olmasına rağmen adına düzenlenen senette imza olduğunun belirtilmesi karşısında hileli davranışların aldatıcılık unsurunun bulunmaması ve bu nedenle de nitelikli zimmet ve sahtecilik suçlarının oluşmayacağı değerlendirilmekle mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamede bu hususlarda eleştiri isteyen düşüncelere iştirak edilmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık hakkında 5237 sayılı Yasanın 53/1. maddesi uyarınca uygulama yapılırken aynı maddenin 3. fıkrası gözetilmeksizin 53/1-c madde ve bendinde sayılan kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkı, vesayet veya kayyımlığa ait hakların koşullu salıverilmeye kadar kısıtlanması yerine infaz süresince yoksun bırakılma kararı verilmesi, kanuna aykırı ve temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesi uyarınca, hüküm fıkrasına "sanığın 53/1-c madde ve bendinde sayılan kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkı, vesayet veya kayyımlığa ait hakların koşullu salıverilmeye kadar kısıtlanmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29/11/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.