Yargıtay 5. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2006/960 K.2010/738
Özet: İlave ceza yargılamasında ırz geçme hakkındaki Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi kararı 132 yılında 5 yıllık zamanaşımının etkin olmadığı, 5237 sayılı TCK 7/2 ve 5320 sayılı Kanun 8/1 maddeleri uyarınca bozularak 09.02.2010 tarihinde oybirliğiyle dosyanın zamanaşımı nedeniyle düşmesi kararına kavuşturuldu.
Irza geçme suçundan sanık ...’ın bozma üzerine yapılan yargılaması sonunda; ceza tertibine yer olmadığına dair, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 10.05.2005 gün ve 2003/444 Esas, 2005/83 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya kapsamında toplanan delillere ve oluşa uygun olarak; mahkemece ırz ve namusa tasaddide bulunma ile sarkıntılık suçlarını oluşturduğu kabul edilen eylemler için kanunda öngörülen cezaların üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesinde belirtilen 5 yıllık asli zamanaşımına tabi olduğu, mahkümiyet hükmünün verildiği 15.04.2003 tarihinden itibaren zamanaşımını kesen bir işlemin olmadığı, inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 09.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dosya kapsamında toplanan delillere ve oluşa uygun olarak; mahkemece ırz ve namusa tasaddide bulunma ile sarkıntılık suçlarını oluşturduğu kabul edilen eylemler için kanunda öngörülen cezaların üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesinde belirtilen 5 yıllık asli zamanaşımına tabi olduğu, mahkümiyet hükmünün verildiği 15.04.2003 tarihinden itibaren zamanaşımını kesen bir işlemin olmadığı, inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 09.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.