Yargıtay4. Hukuk DairesiBorçlar Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2011/12599 K.2011/11649
Özet: (1) Davacı, icra dairesi görevlilerinin kusurlu eylemleri nedeniyle uğradığı zararı tazmin etmek için davalıya karşı açmıştı; (2) Mahkeme, yargı yolu bakımından görevsizliğin hatalı olduğunu belirterek temyiz kararını bozdu ve harç geri ödenmesini emreddi.
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 28/02/2011 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın yargı yolu bakımından reddine dair verilen 10/05/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, icra dairesi görevlilerinin kusurlu eylem ve işlemleri nedeniyle uğranılan zararın davalı ...’ndan alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece hizmet kusuruna dayanan uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı yeri olduğu gerekçesiyle yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesi reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, dava dışı üçüncü kişiden olan alacağı için başlattığı icra takibi sırasında borçluya ait taşınmaz mallar üzerine haciz koydurduğunu, taşınmaz mallar üzerindeki haczin kaldırılmasına yönelik bir istemi bulunmadığı halde icra müdürlüğünün hacizleri kaldırdığını, borçlu tarafından taşınmaz malların satılarak üçüncü kişilere devir edildiğini, tasarrufun iptali davasının da sonuçsuz bırakılması için bir kez daha devir yapıldığını, icra dosyası kapsamından borcun tahsil imkanının kalmadığını ileri sürerek icra müdürünün kusurlu eylemi sonucu zarara uğradığını ileri sürerek, uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir.
Tüm dosya kapsamı gözetildiğinde, davanın İcra İflas Yasası’nın 5. maddesinden kaynaklandığı ve icra müdürünün kusurlu eylemine dayandığı anlaşılmaktadır. İcra ve İflas Yasası’nın 5. maddesi gereğince, İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılır… Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır.” Bu düzenleme uyarınca icra müdürünün hatalı işleminden dolayı ...’na karşı açılan davaya adli yargıda bakılması gerekir. Devletin zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, işin esası incelenip dava konusu işlemde icra müdürlüğü görevlilerinin kusurlarının olup olmadığı, kusurları varsa oranı ve zarar kapsamı belirlenerek varılacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yukarıda açıklanan yasal düzenleme göz önünde bulundurulmaksızın, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03/11/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 28/02/2011 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın yargı yolu bakımından reddine dair verilen 10/05/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, icra dairesi görevlilerinin kusurlu eylem ve işlemleri nedeniyle uğranılan zararın davalı ...’ndan alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece hizmet kusuruna dayanan uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı yeri olduğu gerekçesiyle yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesi reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, dava dışı üçüncü kişiden olan alacağı için başlattığı icra takibi sırasında borçluya ait taşınmaz mallar üzerine haciz koydurduğunu, taşınmaz mallar üzerindeki haczin kaldırılmasına yönelik bir istemi bulunmadığı halde icra müdürlüğünün hacizleri kaldırdığını, borçlu tarafından taşınmaz malların satılarak üçüncü kişilere devir edildiğini, tasarrufun iptali davasının da sonuçsuz bırakılması için bir kez daha devir yapıldığını, icra dosyası kapsamından borcun tahsil imkanının kalmadığını ileri sürerek icra müdürünün kusurlu eylemi sonucu zarara uğradığını ileri sürerek, uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir.
Tüm dosya kapsamı gözetildiğinde, davanın İcra İflas Yasası’nın 5. maddesinden kaynaklandığı ve icra müdürünün kusurlu eylemine dayandığı anlaşılmaktadır. İcra ve İflas Yasası’nın 5. maddesi gereğince, İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılır… Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır.” Bu düzenleme uyarınca icra müdürünün hatalı işleminden dolayı ...’na karşı açılan davaya adli yargıda bakılması gerekir. Devletin zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, işin esası incelenip dava konusu işlemde icra müdürlüğü görevlilerinin kusurlarının olup olmadığı, kusurları varsa oranı ve zarar kapsamı belirlenerek varılacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yukarıda açıklanan yasal düzenleme göz önünde bulundurulmaksızın, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03/11/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.