Yargıtay4. Hukuk DairesiAile Hukuku
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2010/8159 K.2011/9237
**MAHKEMESİ:**Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 27/10/2003 gününde verilen dilekçe ile maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/07/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince:
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma ve maddi hasar nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili yargılama sırasında 16.07.2009 günlü son oturumda, “…manevi tazminat ve motordaki hasarlar yönünden haklarımız saklı tutulsun diğer taleplerimiz yönünden davamızın kabulüne karar verilsin…” biçiminde beyanda bulunmuştur. Yerel mahkemece, motosiklet hasarı yönünden maddi tazminat isteminin bir bölümü kabul edilmiş; davacı vekilinin son oturumdaki açıklaması, manevi tazminat yönündeki istemin atiye bırakılması olarak değerlendirilmiş ve “…davacı tarafın manevi tazminat yönünden taleplerinin kabulü ile bu konudaki taleplerinin saklı tutulmasına…” biçiminde karar verilerek davacı yararına manevi tazminat takdir edilmemiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 388/son maddesi gereğince gerekçeli kararın hüküm fıkrası bölümünde istek sonuçlarından her biri hakkında verilen kararın açık, kuşku ve duraksama yaratmayacak biçimde gösterilmesi gerekir. Yerel mahkemece, davacının manevi tazminat istemi yönünden yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş olması anılan yasa maddesine uygun görülmemişse de kararda, sonuçta davacı yararına manevi tazminat takdir edilmemiştir. Oysa ki dava dilekçesinde, davacının yaralanması nedeniyle manevi tazminat istenmiş, yargılama sırasında da manevi tazminat isteminden vazgeçilmemiş ve feragat edilmemiştir. Bu nedenle yerel mahkemece, davacı vekilinin, yargılama sırasında son oturumda yaptığı açıklamasının manevi tazminat yönündeki istemin atiye bırakıldığı şeklinde nitelendirilmesi ve yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Yerel mahkemenin kabul biçimine göre de; davacı vekilinin son oturumdaki açıklamasına göre sadece manevi tazminat isteminin değil ayrıca motosiklet hasarı nedeniyle maddi tazminat isteminin de atiye terk edildiği biçiminde değerlendirme yapılması gerekeceği açıktır. Kaldı ki Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nda “atiye terk etme” biçiminde bir düzenleme de bulunmamaktadır. Ancak, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 185/1. maddesinde “davanın takibinden vazgeçme” ile ilgili düzenleme bulunmaktadır. Anılan yasa maddesi gereğince de dava açıldıktan sonra davalı tarafın rızası alınmadan davacı davayı takipten vazgeçemez. O halde davacının davasının takibinden vazgeçmesi de davalının kabulüne bağlıdır. Somut olayımızda; vazgeçme olmadığı gibi davacı tarafın manevi tazminat istemini atiye terk etmesi ile ilgili olarak davalı tarafın rızası da alınmamıştır. Şu durumda, yerel mahkemece davacının manevi tazminat istemi yönünden de işin esası incelenmeli, olay tarihi, kusur durumu, davacının yaralanma derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları nazara alınarak varılacak uygun sonuca göre davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminata karar verilmelidir. Yerel mahkemece bu yön gözetilmeden manevi tazminat istemi yönünden yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
**SONUÇ:** Temyiz olunan kararın, yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; davacının öteki temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19/09/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 27/10/2003 gününde verilen dilekçe ile maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/07/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince:
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma ve maddi hasar nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili yargılama sırasında 16.07.2009 günlü son oturumda, “…manevi tazminat ve motordaki hasarlar yönünden haklarımız saklı tutulsun diğer taleplerimiz yönünden davamızın kabulüne karar verilsin…” biçiminde beyanda bulunmuştur. Yerel mahkemece, motosiklet hasarı yönünden maddi tazminat isteminin bir bölümü kabul edilmiş; davacı vekilinin son oturumdaki açıklaması, manevi tazminat yönündeki istemin atiye bırakılması olarak değerlendirilmiş ve “…davacı tarafın manevi tazminat yönünden taleplerinin kabulü ile bu konudaki taleplerinin saklı tutulmasına…” biçiminde karar verilerek davacı yararına manevi tazminat takdir edilmemiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 388/son maddesi gereğince gerekçeli kararın hüküm fıkrası bölümünde istek sonuçlarından her biri hakkında verilen kararın açık, kuşku ve duraksama yaratmayacak biçimde gösterilmesi gerekir. Yerel mahkemece, davacının manevi tazminat istemi yönünden yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş olması anılan yasa maddesine uygun görülmemişse de kararda, sonuçta davacı yararına manevi tazminat takdir edilmemiştir. Oysa ki dava dilekçesinde, davacının yaralanması nedeniyle manevi tazminat istenmiş, yargılama sırasında da manevi tazminat isteminden vazgeçilmemiş ve feragat edilmemiştir. Bu nedenle yerel mahkemece, davacı vekilinin, yargılama sırasında son oturumda yaptığı açıklamasının manevi tazminat yönündeki istemin atiye bırakıldığı şeklinde nitelendirilmesi ve yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Yerel mahkemenin kabul biçimine göre de; davacı vekilinin son oturumdaki açıklamasına göre sadece manevi tazminat isteminin değil ayrıca motosiklet hasarı nedeniyle maddi tazminat isteminin de atiye terk edildiği biçiminde değerlendirme yapılması gerekeceği açıktır. Kaldı ki Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nda “atiye terk etme” biçiminde bir düzenleme de bulunmamaktadır. Ancak, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 185/1. maddesinde “davanın takibinden vazgeçme” ile ilgili düzenleme bulunmaktadır. Anılan yasa maddesi gereğince de dava açıldıktan sonra davalı tarafın rızası alınmadan davacı davayı takipten vazgeçemez. O halde davacının davasının takibinden vazgeçmesi de davalının kabulüne bağlıdır. Somut olayımızda; vazgeçme olmadığı gibi davacı tarafın manevi tazminat istemini atiye terk etmesi ile ilgili olarak davalı tarafın rızası da alınmamıştır. Şu durumda, yerel mahkemece davacının manevi tazminat istemi yönünden de işin esası incelenmeli, olay tarihi, kusur durumu, davacının yaralanma derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları nazara alınarak varılacak uygun sonuca göre davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminata karar verilmelidir. Yerel mahkemece bu yön gözetilmeden manevi tazminat istemi yönünden yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
**SONUÇ:** Temyiz olunan kararın, yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; davacının öteki temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19/09/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.