Yargıtay4. Hukuk DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2010/11142 K.2012/7206
**MAHKEMESİ:**Asliye Hukuk MahkemesiDavacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 08/05/2006 gününde verilen dilekçe ile hakaretten kaynaklanan manevi tazminat ve internet yayınının durdurulması istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/04/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.2-Diğer temyiz itirazlarına gelince:Dava, internet aracılığıyla kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat ve yayın durdurma istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.Davacı, davalıların sahibi ve hazırlayıcısı oldukları internet sitesinin http://www.....com.tr/dosya/....../dosya/sayfa....htm isimli sayfasında hakkında ağır hakaretler içeren yazılar yazıldığını, şahsiyet haklarını zedelediğini belirterek, yayının nihai olarak durdurulmasına ve manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.Davalı, yetki itirazında bulunmuş, ayrıca eleştirilerinin yasa ve ahlak kurallarına uygun olduğunu, sert eleştiriler olarak nitelendirilebileceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, dava konusu internet sitesinde davacıya yönelik aşağılayıcı ve kişilik haklarına yönelen terimler kullanmak suretiyle hakaret edildiği gerekçesi ile manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ve site yayınının ilgili bölümünün nihai olarak durdurulmasına karar verilmiştir.23.05.2007 tarihinde yürürlüğe giren İnternet ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkındaki 5651 sayılı Kanunun 9. maddesinin 1,2,3 ve 4 nolu bentlerinde, yayın içeriği nedeniyle hakları ihlal edildiğini iddia eden kişi ya da kişilerin hangi usullerle ve hangi mercilere yayın durdurma talebinde bulunacakları aşamalarla belirlenmiş olduğundan ve belirlenen makam ve merciler arasında sadece yayına içerik sağlayıcısı ve yer sağlayıcısı ile sonraki aşamada Sulh Ceza Mahkemeleri görevli kılınmıştır.5651 sayılı Yasanın 9/1-2 maddesinde davaya konu hakaret eylemini de kapsayacak şekilde; içerik nedeniyle hakları ihlal edildiğini iddia eden kişinin, içerik sağayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak kendisine ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabı bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasını isteyebileceği, İçerik veya yer sağlayıcı kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki gün içinde, talebi yerine getireceği, bu süre zarfında talep yerine getirilmediği takdirde reddedilmiş sayılacağı, talebin reddedilmiş sayılması halinde, kişinin onbeş gün içinde yerleşim yeri sulh ceza mahkemesine başvurarak, içeriğin yayından çıkarılmasına ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabın bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasına karar verilmesini isteyebileceği, sulh ceza hâkimi bu talebi üç gün içinde duruşma yapmaksızın karara bağlayacağı, Sulh ceza hâkiminin kararına karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebileceğinin belirtilmesi karşısında internet üzerinden yapılan yayınların durdurulmasına yönelik istemlere yönelik olarak açıkça Sulh Ceza Mahkemeleri görevli kılınmıştır. Şu halde, yayının nihai olarak durdurulması istemi yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.
**SONUÇ:** Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/04/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (M) (M)KARŞI OY YAZISIDavacı vekili, müvekkili şirket aleyhinde davalılar tarafından hazırlanan ve işletilen www.....com. adlı internet sitesinde ticari itibarı zedeleyici ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde hukuka aykırı beyanlarda bulunulduğunu anılan içeriklerin kaldırılmasına, siteye erişimin engellenmesine, hukuka aykırı eylemlerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece 5651 sayılı internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar nedeniyle işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkındaki kanunun 9. maddesi gereğince içerik nedeniyle haklarının ihlal edildiğini iddia edilen kişilerin bu yayınlarla ilgili olarak başvuracakları hukuksal yolla ilgili olarak düzenlemeler getirdiğini, Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde böyle bir düzenlemeye yer verilmediğini gerekçe göstererek davanın reddine karar vermiştir. 5651 sayılı yasanın çıkarılış amacı internet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir. 5651 sayılı yasanın 8. maddesi internet ortamında yapılan ve içeriği suç oluşturan yayınlarla ilgili erişimin engellemesini düzenlemiş olup bu suçlar ise maddede tek tek sıralanmıştır. Aynı yasanın 9. maddesinde ise içerik nedeniyle hakları ihlal edilen kişilerin önce içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına müracaat etmesi gerektiği, iki gün içerisinde talebi yerine getirilmez ise 15 gün içinde Sulh Ceza Mahkemesine başvurarak içeriğin yayından çıkarılmasını talep edebileceği düzenlenmiştir. Diğer yandan MK'nun 24. maddesine göre "hukuka aykırı olarak kişilik haklarına saldırılan kimse, hakimden saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir." MK 25 "Davacı hakimden, saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir" hükümleri getirmiştir. Öğretide belirli bir olayı düzenleyen iki ayrı kanun aynı zamanda yürürlükte olduğu durumlarda yasaların olayı düzenleyen hükümleri arasında bir çelişki yoksa sorun da yoktur. Davacı dilerse 5651 sayılı kanun gereğince Sulh Ceza Mahkemesine müracaat edebileceği gibi dilerse MK. hükümlerine göre Asliye Hukuk Mahkemesine başvurabilecektir. Kaldı ki 5651 sayılı yasada belirlenen 15 günlük hakdüşürücü süreyi kaçıran davacının her zaman genel hükümlere göre mahkemeye dava açması da mümkündür. Davacı açıkça dilekçesinde MK.'nun 24. ve 25. maddelerine dayanmıştır. Davacının hak arama özgürlüğünü engellercesine 5651 sayılı yasadan bahisle davanın reddi kararı yerinde değildir. Tüm bu nedenlerle mahkemenin görevli olması nedeniyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. 25/04/2012
**SONUÇ:** Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/04/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (M) (M)KARŞI OY YAZISIDavacı vekili, müvekkili şirket aleyhinde davalılar tarafından hazırlanan ve işletilen www.....com. adlı internet sitesinde ticari itibarı zedeleyici ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde hukuka aykırı beyanlarda bulunulduğunu anılan içeriklerin kaldırılmasına, siteye erişimin engellenmesine, hukuka aykırı eylemlerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece 5651 sayılı internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar nedeniyle işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkındaki kanunun 9. maddesi gereğince içerik nedeniyle haklarının ihlal edildiğini iddia edilen kişilerin bu yayınlarla ilgili olarak başvuracakları hukuksal yolla ilgili olarak düzenlemeler getirdiğini, Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde böyle bir düzenlemeye yer verilmediğini gerekçe göstererek davanın reddine karar vermiştir. 5651 sayılı yasanın çıkarılış amacı internet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir. 5651 sayılı yasanın 8. maddesi internet ortamında yapılan ve içeriği suç oluşturan yayınlarla ilgili erişimin engellemesini düzenlemiş olup bu suçlar ise maddede tek tek sıralanmıştır. Aynı yasanın 9. maddesinde ise içerik nedeniyle hakları ihlal edilen kişilerin önce içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına müracaat etmesi gerektiği, iki gün içerisinde talebi yerine getirilmez ise 15 gün içinde Sulh Ceza Mahkemesine başvurarak içeriğin yayından çıkarılmasını talep edebileceği düzenlenmiştir. Diğer yandan MK'nun 24. maddesine göre "hukuka aykırı olarak kişilik haklarına saldırılan kimse, hakimden saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir." MK 25 "Davacı hakimden, saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir" hükümleri getirmiştir. Öğretide belirli bir olayı düzenleyen iki ayrı kanun aynı zamanda yürürlükte olduğu durumlarda yasaların olayı düzenleyen hükümleri arasında bir çelişki yoksa sorun da yoktur. Davacı dilerse 5651 sayılı kanun gereğince Sulh Ceza Mahkemesine müracaat edebileceği gibi dilerse MK. hükümlerine göre Asliye Hukuk Mahkemesine başvurabilecektir. Kaldı ki 5651 sayılı yasada belirlenen 15 günlük hakdüşürücü süreyi kaçıran davacının her zaman genel hükümlere göre mahkemeye dava açması da mümkündür. Davacı açıkça dilekçesinde MK.'nun 24. ve 25. maddelerine dayanmıştır. Davacının hak arama özgürlüğünü engellercesine 5651 sayılı yasadan bahisle davanın reddi kararı yerinde değildir. Tüm bu nedenlerle mahkemenin görevli olması nedeniyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. 25/04/2012
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.