Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2018/6789 K.2018/18290
Tehdit ve hakaret suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-1, 125/2-1, 43/1, 43/2 ve 62. maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis ve 3 ay 3 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 51/1-3. maddesi gereğince cezalarının ertelenmesine ve 1 yıl denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına, cezalarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair ... 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2018 tarihli ve 2016/491 esas, 2018/86 sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 14/09/2018 gün ve 94660652-105-34-7302-2018-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/09/2018 gün ve 2018/76870 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi: Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;Dosya kapsamına göre; tekerrüre esas alınan ... 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/80 esas, 2013/111 sayılı kararında verilen mahkûmiyet hükmünün diğer sanık ...'a ait olduğu ve sanığın adli sicil kaydına göre tekerrüre esas alınacak mahkumiyeti bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.TÜRK MİLLETİ ADINAI-Olay: Tehdit ve hakaret suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-1, 125/2-1, 43/1, 43/2 ve 62. maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis ve 3 ay 3 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 51/1-3. maddesi gereğince cezalarının ertelenmesine ve 1 yıl denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına, cezalarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair ... 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2018 tarihli ve 2016/491 esas, 2018/86 sayılı kararının, tekerrüre esas alınan ... 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/80 esas, 2013/111 sayılı kararında verilen mahkûmiyet hükmünün diğer sanık ...'a ait olduğu ve sanığın adli sicil kaydına göre tekerrüre esas alınacak mahkumiyeti bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:Sanık hakkında TCK'nın 58. maddesinin uygulanmasında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.III- Hukuksal Değerlendirme:5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.(Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir.CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerinde, hüküm ve kararlarda, başvurulacak kanun yolu, başvurunun yapılacağı merci, yöntemi ve başvuru süresinin hiçbir tereddüte yer vermeksizin açıkça belirtileceği hükümlerine yer verilmiş olup, bu hükümlere aykırılık aynı kanunun 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni oluşturacaktır. Bu bildirimlerdeki temel amaç sujelerin başvuru haklarını etkin bir biçimde kullanmalarının sağlanması, bu eksiklik nedeniyle hak kayıplarına yol açılmamasıdır. Ancak burada dikkat edilecek veya eski hale getirme nedeni oluşturacak husus, eksik veya hatalı bildirim nedeniyle bir hakkın kullanılmasının engellenip engellenmediğinin belirlenmesidir. Bildirimdeki eksikliğin yol açtığı bir hak kaybı bulunmamakta ise, bu durum eski hale getirme nedeni oluşturmayacaktır. CMK'nın 264. maddesinde ise, kabul edilebilir bir kanun yolu başvurusunda kanun yolunun veya mercide yanılgının, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı, bu hâlde başvurunun yapıldığı merci tarafından, başvurunun derhâl görevli ve yetkili mercie gönderilmesi gerektiği hükmüne yer verilmiştir.CMK'nın istinaf istemi ve süresi başlıklı 273. maddesinde; (1) İstinaf istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu sanık hakkında 263 üncü Madde hükmü saklıdır. (2) Hüküm, istinaf yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar." şeklinde düzenleme yapılmıştır. İncelenen dosyada; Sanık ... hakkında, hakaret ve tehdit suçlarından kurulan incelemeye konu hükümlerin sanığın huzurunda, diğer sanık ... ve katılanın yokluğunda tefhim edildiği, hükümde kanun yolu süresinin sanık ... için kararın tefhiminden diğerleri için ise kararın tebliğinden itibaren başlayacağının belirtilmesi gerekirken kısa kararın tefhimi gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren başlayacağının belirtildiği, gerekçeli kararın katılana ve diğer sanık ...'a tebliğ edildiği ancak sanık ...'a yönelik herhangi bir tebligat yapılmadığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; Sanık ...'ın yüzüne karşı verilen kararda, kanun yolu başvuru süresinin gerekçeli kararın tefhiminden itibaren başlayacağının belirtilmesi gerekirken “kısa kararın tefhimi gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren” başlayacağının belirtilmesi suretiyle yanıltıcı ifadenin kullanılması ve bu haliyle tefhimin Anayasa’nın 40/2, CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerinde öngörülen yöntemlere uygun olarak yapılmayıp, gerekçeli kararın da sanığa usulünce tebliğ edilmemesi, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna ancak, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde başvurulabilmesi karşısında; anılan kararın sanık ...'a kanun yolu süresinin tebliğden itibaren başlayacağı şerhini ve diğer kanun yolu başvuru şeklini gösterir şerhi ihtiva eder şekilde yöntemince tebliği, istinaf kanun yoluna başvurulması halinde gereğine tevessül edilmesi, istinaf kanun yoluna başvurulmaması halinde ise, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 14/09/2018 gün ve 94660652-105-34-7302-2018-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/09/2018 gün ve 2018/76870 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesine konu hukuka aykırılık açısından yeniden kanun yararına bozma talebinde bulunulması gerekmektedir.IV-Sonuç ve Karar:Yukarıda açıklanan nedenlerle,1)... 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2018 tarihli ve 2016/491 esas, 2018/86 sayılı kararına yönelik, CMK'nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN BU AŞAMADA REDDİNE, 2)Dosyanın, gerekçeli kararın sanık ...'a yöntemince tebliği, istinaf kanun yoluna başvurulması halinde gereğine tevessül edilmesi, istinaf kanun yoluna başvurulmaması halinde ise, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 14/09/2018 gün ve 94660652-105-34-7302-2018-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/09/2018 gün ve 2018/76870 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesine konu hukuka aykırılık açısından yeniden kanun yararına bozma talebinde bulunulması için, mahalline gönderilmesine, sonraki işlemlerin, mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 25/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.