Yargıtay 4. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2014/29567 K.2018/18921
Özet: Uyuşmazlık, sanığın tartışma sonrası kendisini korumak amacıyla bir satır taşıyıp kullanmadığını iddia ederken müvekkilli bağımlı tanıkların farklı açıklamaları nedeniyle tehdit suçundan hüküm getirilmesiyle ilgiliydi. Mahkeme, sanığın eyleminin silahla tehdit kapsamında olmadığını kabul ederek ve ilgili kanun hükümlerini göz önünde bulundurarak mahkumiyet kararı anneten HÜKÜMÜ BOZULUB yargılamayı esas/hüküm mahkemesine taşımaya karar verdi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Tehdit
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başka nedenler yerinde görülmemiştir, Ancak;
1-Sanığın yaşanılan tartışma sonrasında kendisini korumak amacıyla müştekilerin yanına satırla gittiğini ancak satırı kullanmadığını ve tehdit etmediğini savunması, müştekiler ... ve ...’un tüm aşamalarda, sanığın belinde satır gördüklerini söyleyip, müşteki ...’ın ise soruşturma aşamasında diğer müştekilerle benzer beyanda bulunup sanığın elinde kesici alet olmadığını söylemesine rağmen kovuşturma aşamasında, sanığın elindeki satırla tehdit ettiğini beyan etmesi, yine olay tutanağında, sanığın “ben buraya kelle almaya geldim, arkamda kimse yok” dediğini ve müştekiler tarafından, sanığın belinde satır olduğunun bildirilmesi üzerine, sanığın rızası ile belinden çıkarttığı satırı teslim ettiği belirtilmesine karşın, tutanak tanıklarından ...’ün kovuşturma aşamasında, sanığın belinde bulunan satırı çıkartarak “kelle almaya geldim buraya” diyerek bağırdığı ve hemen kendisine sarılıp satırı aldığı yönündeki tutanak içeriği ile uyumlu olmayan anlatımı karşısında, öncelikle tanığın ve müşteki Yahya Bal’ın anlatımları arasında aşamalarda oluşan çelişkiler giderildikten sonra, hangi anlatıma hangi nedenle üstünlük tanındığı da açıklanarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Sanığın eyleminin silahla tehdit kapsamında kalmadığının ve TCK'nın 106/1-2 cümle kapsamında kaldığının kabul edilmesi halinde ise, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması;
B-Kabule göre; Anayasa Mahkemesi'nin karar tarihinden sonra 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı TCK'nin 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş sanık ... ve müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 06/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Tehdit
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başka nedenler yerinde görülmemiştir, Ancak;
1-Sanığın yaşanılan tartışma sonrasında kendisini korumak amacıyla müştekilerin yanına satırla gittiğini ancak satırı kullanmadığını ve tehdit etmediğini savunması, müştekiler ... ve ...’un tüm aşamalarda, sanığın belinde satır gördüklerini söyleyip, müşteki ...’ın ise soruşturma aşamasında diğer müştekilerle benzer beyanda bulunup sanığın elinde kesici alet olmadığını söylemesine rağmen kovuşturma aşamasında, sanığın elindeki satırla tehdit ettiğini beyan etmesi, yine olay tutanağında, sanığın “ben buraya kelle almaya geldim, arkamda kimse yok” dediğini ve müştekiler tarafından, sanığın belinde satır olduğunun bildirilmesi üzerine, sanığın rızası ile belinden çıkarttığı satırı teslim ettiği belirtilmesine karşın, tutanak tanıklarından ...’ün kovuşturma aşamasında, sanığın belinde bulunan satırı çıkartarak “kelle almaya geldim buraya” diyerek bağırdığı ve hemen kendisine sarılıp satırı aldığı yönündeki tutanak içeriği ile uyumlu olmayan anlatımı karşısında, öncelikle tanığın ve müşteki Yahya Bal’ın anlatımları arasında aşamalarda oluşan çelişkiler giderildikten sonra, hangi anlatıma hangi nedenle üstünlük tanındığı da açıklanarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Sanığın eyleminin silahla tehdit kapsamında kalmadığının ve TCK'nın 106/1-2 cümle kapsamında kaldığının kabul edilmesi halinde ise, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması;
B-Kabule göre; Anayasa Mahkemesi'nin karar tarihinden sonra 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı TCK'nin 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş sanık ... ve müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 06/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.