Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2012/9669 K.2012/13757
**MAHKEMESİ:**Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
**HÜKÜM:** Beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.
Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur.
Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.
Somut olayda; dosya içeriğine ve mağdurun aşamalardaki beyanları ve sanığın samimi ikrarına göre ; olay öncesinde müştekinin sanığa 10 TL borcu olduğu, borcun ödenmemesi sebebiyle müşteki ve sanığın birgün önce kavga ettikleri, suç tarihinde de sanığın annesi müştekiden borcunu ödemesini isteyince müştekinin olumsuz yanıt verirken annesine hitaben hakaret ettiğini duyan sanığın bu haksız hareketin etkisiyle eline aldığı nacağı havaya kaldırarak, müştekiye hitaben " sana bu baltayı vururum" şeklindeki tehdit içeren sözlerinin yukarıda yapılan bu açıklamalara aykırı olarak objektif olarak korkutucu nitelikte olduğu gözetilmeden, hükmün esasını oluşturan kısa kararda " sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin yeterli maddi delil ve emare elde edilemediği ve yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması" nedenleriyle, hükmün gerekçe kısmında ise “ sanığın annesine küfür eden müştekinin bu küfürü engellemeye yönelik eylemde bulunduğu, tehdit kastı ile hareket etmediği" şeklindeki gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
Yasaya aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden istemi uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 06.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Tehdit
**HÜKÜM:** Beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.
Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur.
Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.
Somut olayda; dosya içeriğine ve mağdurun aşamalardaki beyanları ve sanığın samimi ikrarına göre ; olay öncesinde müştekinin sanığa 10 TL borcu olduğu, borcun ödenmemesi sebebiyle müşteki ve sanığın birgün önce kavga ettikleri, suç tarihinde de sanığın annesi müştekiden borcunu ödemesini isteyince müştekinin olumsuz yanıt verirken annesine hitaben hakaret ettiğini duyan sanığın bu haksız hareketin etkisiyle eline aldığı nacağı havaya kaldırarak, müştekiye hitaben " sana bu baltayı vururum" şeklindeki tehdit içeren sözlerinin yukarıda yapılan bu açıklamalara aykırı olarak objektif olarak korkutucu nitelikte olduğu gözetilmeden, hükmün esasını oluşturan kısa kararda " sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin yeterli maddi delil ve emare elde edilemediği ve yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması" nedenleriyle, hükmün gerekçe kısmında ise “ sanığın annesine küfür eden müştekinin bu küfürü engellemeye yönelik eylemde bulunduğu, tehdit kastı ile hareket etmediği" şeklindeki gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
Yasaya aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden istemi uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 06.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.