Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2012/5917 K.2012/10383
Muhafaza görevini kötüye kullanmak suçundan sanık ...’un, 5237 ... ... Ceza Kanunu’nun 289/1.maddesi uyarınca 3 ay hapis ve 200,00 ... lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 51.maddesi gereğince cezanın ertelenmesine dair, Samsun 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.10.2011 tarihli ve 2010/1116 esas, 2011/694 ... kararının Adalet Bakanlığınca 26.01.2012 gün ve 2011/4946 ... yazısı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2012 gün ve 2012/39571 ... istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında “Yedieminlik kurumunun yediemine yalnızca kendisine teslim edilen hacizli malı saklama ve iade etme yükümlülüğü yüklediği, yedieminin satış yerine götürme yükümlülüğünün bulunmadığı, sırf hacizli malın satış yerine götürülmemesinin suçun maddi öğesini oluşturmaması karşısında, atılı suçun da oluşmayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu, fail açısından yapılan sınıflandırmaya göre özgü bir suçtur. Bu suç ancak yasal düzenlemede belirtilen hukuki ve fiili nitelikleri taşıyan kişiler tarafından işlenebilir. Özgü suçların failleri belirli bir yükümlülük altında bulunmaktadır. Bu nedenle özgü suçlar doktrinde yükümlülük suçları olarak da adlandırılmaktadır. 5237 ... T.C.Y.'nın 289. maddesinde düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun faili, kendisine rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş malın resmen teslim edildiği kişidir. Hukuk uygulamasında bu kişiler yediemin olarak anılmaktadır. Yedieminin, suçun yapısı ve görevlendirilmesinin dayanağını oluşturan ilgili yasalardan kaynaklanan bazı yükümlülükleri vardır. İcra ve İflas Yasası hükümleri uyarınca yürütülen takipler nedeniyle gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında yediemin olarak görevlendirilen kişinin, İ.İ.Y.'nın 88. ve 358. ile halen yürürlükte olan 818 ... Borçlar Yasasının 468. maddeleri içeriğinden saptanan yükümlülükleri şunlardır: 1)Kendisine resmen teslim edilen malı/malları saklamak, korumak ve olduğu gibi (aynen) bırakmak. 2)Resmen teslim işlemini gerçekleştiren yetkili organ istediğinde hacizli malı kendisine teslim edilen yerde geri vermek veya hazır etmek.
İncelenen dosyada yer alan iddianameye göre, yediemin sanık hakkında, hacizli malları, yapılan uyarıya karşın satış yerinde hazır bulundurmayarak, muhafaza görevini kötüye kullandığı iddiasıyla kamu davası açıldığı görülmektedir. Sanık soruşturma ve yargılama aşamasındaki savunmalarında hacizli malların sorumlulukları hatırlatılarak kendisine yediemin olarak teslim edildiğini borçlunun işçisi olduğunu, borçlunun hacizli mallarla birlikte kaçtığını, hacizli malların sahibi olmadığını bildirmiştir. Mahkeme kararın gerekçesinde suçun maddi unsurunu değerlendirirken hacizli malların satış yerine getirilmemesini esas almıştır. Ancak dosyada bulunan belgelerden, icra dairesi tarafından hacizli malların satışıyla ilgili olarak yapılmış bir işlem ve sanığa gönderilmiş bir bildirim bulunmadığı belirlenebilmektedir. 10.2.2010 ve 7.4.2010 tarihli tutanaklara göre hacizli malların yediemine teslim edildiği yer ile bu malların sanığa teslim edildiği işyerinde olmadığına ilişkin tespitin yapıldığı yerin aynı olduğu açıktır. Bu durumda yediemin sanığın, hacizli malları kendisinden istendiği teslim adresinde muhafaza etmeyerek, teslim amacı dışında tasarrufta bulunduğu, suçun maddi unsurunun oluştuğu ve mahkumiyet kararının hukuka uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istem yerinde görülmediğinden, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 3.5.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İstem yazısında “Yedieminlik kurumunun yediemine yalnızca kendisine teslim edilen hacizli malı saklama ve iade etme yükümlülüğü yüklediği, yedieminin satış yerine götürme yükümlülüğünün bulunmadığı, sırf hacizli malın satış yerine götürülmemesinin suçun maddi öğesini oluşturmaması karşısında, atılı suçun da oluşmayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu, fail açısından yapılan sınıflandırmaya göre özgü bir suçtur. Bu suç ancak yasal düzenlemede belirtilen hukuki ve fiili nitelikleri taşıyan kişiler tarafından işlenebilir. Özgü suçların failleri belirli bir yükümlülük altında bulunmaktadır. Bu nedenle özgü suçlar doktrinde yükümlülük suçları olarak da adlandırılmaktadır. 5237 ... T.C.Y.'nın 289. maddesinde düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun faili, kendisine rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş malın resmen teslim edildiği kişidir. Hukuk uygulamasında bu kişiler yediemin olarak anılmaktadır. Yedieminin, suçun yapısı ve görevlendirilmesinin dayanağını oluşturan ilgili yasalardan kaynaklanan bazı yükümlülükleri vardır. İcra ve İflas Yasası hükümleri uyarınca yürütülen takipler nedeniyle gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında yediemin olarak görevlendirilen kişinin, İ.İ.Y.'nın 88. ve 358. ile halen yürürlükte olan 818 ... Borçlar Yasasının 468. maddeleri içeriğinden saptanan yükümlülükleri şunlardır: 1)Kendisine resmen teslim edilen malı/malları saklamak, korumak ve olduğu gibi (aynen) bırakmak. 2)Resmen teslim işlemini gerçekleştiren yetkili organ istediğinde hacizli malı kendisine teslim edilen yerde geri vermek veya hazır etmek.
İncelenen dosyada yer alan iddianameye göre, yediemin sanık hakkında, hacizli malları, yapılan uyarıya karşın satış yerinde hazır bulundurmayarak, muhafaza görevini kötüye kullandığı iddiasıyla kamu davası açıldığı görülmektedir. Sanık soruşturma ve yargılama aşamasındaki savunmalarında hacizli malların sorumlulukları hatırlatılarak kendisine yediemin olarak teslim edildiğini borçlunun işçisi olduğunu, borçlunun hacizli mallarla birlikte kaçtığını, hacizli malların sahibi olmadığını bildirmiştir. Mahkeme kararın gerekçesinde suçun maddi unsurunu değerlendirirken hacizli malların satış yerine getirilmemesini esas almıştır. Ancak dosyada bulunan belgelerden, icra dairesi tarafından hacizli malların satışıyla ilgili olarak yapılmış bir işlem ve sanığa gönderilmiş bir bildirim bulunmadığı belirlenebilmektedir. 10.2.2010 ve 7.4.2010 tarihli tutanaklara göre hacizli malların yediemine teslim edildiği yer ile bu malların sanığa teslim edildiği işyerinde olmadığına ilişkin tespitin yapıldığı yerin aynı olduğu açıktır. Bu durumda yediemin sanığın, hacizli malları kendisinden istendiği teslim adresinde muhafaza etmeyerek, teslim amacı dışında tasarrufta bulunduğu, suçun maddi unsurunun oluştuğu ve mahkumiyet kararının hukuka uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istem yerinde görülmediğinden, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 3.5.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.