Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2012/4977 K.2012/15653
Tehdit suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/02/2009 tarihli ve 2009/11124 soruşturma, 2009/3962 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın süresinden sonra yapıldığından bahisle reddine ilişkin, mercii Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi başkanınca verilen 12/08/2010 tarihli ve 2010/1216 değişik is sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 16.12.2011 gün ve 2011/64354 sayılı yazısı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.02.2012 gün ve 2012/37 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında “Dosya kapsamına göre, mercii mahkemesince Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/02/2009 tarihli ve 2009/11124 soruşturma, 2009/3962 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın müştekiye 16/03/2009 tarihinde tebliğ edildiği, itirazın süresinden sonra yapıldığından bahisle reddine karar verilmiş ise de; söz konusu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tebligatını yapan memur hakkında sahtecilik suçundan Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/202 esasında görülmekte olan kamu davasının bulunması göz önüne alınarak yapılan tebligatın usulsüz olması sebebiyle itirazın süresinde yapıldığının gözetilmemesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 173/1 maddesinde "Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanına itiraz edebilir." hükmü yer almaktadır.
İncelenen dosyada kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, müşteki Alpaslan Koçak'a 16.3.2009 tarihinde tebliğ edildiği görülmektedir. Anılan karara karşı itiraz dilekçesinin, 23.7.2010 tarihinde Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığına verildiği anlaşılmaktadır. İtiraz mercii, müşteki vekilinin itirazını, tebliğden itibaren yasal 15 günlük sürede yapılmaması nedeniyle reddetmiştir. Ret kararından sonra müşteki vekilinin Adalet Bakanlığına hitaben yazdığı 6.9.2010 tarihli dilekçede, tebligatın yasa ve yönteme uygun olmadığının belirtilmesi üzerine, Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucu, tebligat görevlisi hakkında, resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Ağır Ceza Mahkemesine açılan davanın iddianamesinde, bilirkişi incelemesine göre tebligat belgesindeki imzanın müştekiye ait olmadığının anlaşıldığı belirtilmiştir. Merci kararına dayanak oluşturan tebligat işleminin usulsüzlüğü sonradan saptanmış ise de bu durum merci kararının hukuka aykırılığını ortadan kaldırmayacaktır. Belirtilen açıklamalar karşısında, müşteki vekilinin itirazının, yasal sürede yapıldığı kabul edilerek, esastan incelenmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, istem yerinde bulunduğundan, tehdit suçundan şüpheli ... hakkında, Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesince 12.8.2010 tarih ve 2010/1216 D.İş sayı ile itiraz üzerine kesin olarak verilen kararın, CMK'nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin itiraz mercii tarafından yerinde tamamlanmasına, 27.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İstem yazısında “Dosya kapsamına göre, mercii mahkemesince Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/02/2009 tarihli ve 2009/11124 soruşturma, 2009/3962 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın müştekiye 16/03/2009 tarihinde tebliğ edildiği, itirazın süresinden sonra yapıldığından bahisle reddine karar verilmiş ise de; söz konusu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tebligatını yapan memur hakkında sahtecilik suçundan Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/202 esasında görülmekte olan kamu davasının bulunması göz önüne alınarak yapılan tebligatın usulsüz olması sebebiyle itirazın süresinde yapıldığının gözetilmemesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 173/1 maddesinde "Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanına itiraz edebilir." hükmü yer almaktadır.
İncelenen dosyada kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, müşteki Alpaslan Koçak'a 16.3.2009 tarihinde tebliğ edildiği görülmektedir. Anılan karara karşı itiraz dilekçesinin, 23.7.2010 tarihinde Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığına verildiği anlaşılmaktadır. İtiraz mercii, müşteki vekilinin itirazını, tebliğden itibaren yasal 15 günlük sürede yapılmaması nedeniyle reddetmiştir. Ret kararından sonra müşteki vekilinin Adalet Bakanlığına hitaben yazdığı 6.9.2010 tarihli dilekçede, tebligatın yasa ve yönteme uygun olmadığının belirtilmesi üzerine, Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucu, tebligat görevlisi hakkında, resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Ağır Ceza Mahkemesine açılan davanın iddianamesinde, bilirkişi incelemesine göre tebligat belgesindeki imzanın müştekiye ait olmadığının anlaşıldığı belirtilmiştir. Merci kararına dayanak oluşturan tebligat işleminin usulsüzlüğü sonradan saptanmış ise de bu durum merci kararının hukuka aykırılığını ortadan kaldırmayacaktır. Belirtilen açıklamalar karşısında, müşteki vekilinin itirazının, yasal sürede yapıldığı kabul edilerek, esastan incelenmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, istem yerinde bulunduğundan, tehdit suçundan şüpheli ... hakkında, Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesince 12.8.2010 tarih ve 2010/1216 D.İş sayı ile itiraz üzerine kesin olarak verilen kararın, CMK'nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin itiraz mercii tarafından yerinde tamamlanmasına, 27.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.