Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2012/30203 K.2013/29226
Kötü muamele ve kasten yaralama suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, ... 19. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 28/09/2009 tarih ve 2009/905 esas, 2009/1099 karar sayılı hükümlerin sanık müdafii tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 04/06/2012 gün ve 2012/1766 esas, 2012/13350 sayılı kararıyla;
" Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-Kötü muamele ve yaralama suçlarından kurulan hükümde asıl kararın kısa karar olması ve buna göre de cezanın türü ve miktarı dikkate alınarak,
Kararda öngörülen cezaların nitelik ve niceliklerine göre hüküm tarihi itibariyle hükümlerin temyiz edilemez oldukları anlaşıldığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca sanık ... müdafiinin tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE, " karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/09/2012 gün ve 2009/274267 sayılı yazısı ile;
“01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Yasasında, 765 sayılı TCK sisteminde yer alan ‘asli ceza-fer'i ceza’ ayrımına yer verilmeyerek, suç karşılığı olarak uygulanabilecek yaptırımlar, ceza ve güvenlik tedbirleri şeklinde düzenlenmiştir. Cezalar, hapis ve adli para cezasından ibarettir.
Güvenlik tedbirleri ise, aynı Yasanın 53-60. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma (madde: 53), eşya müsaderesi (madde: 54), kazanç müsaderesi (madde: 55), çocuklara özgü güvenlik tedbirleri (madde: 56), akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri (madde: 57), suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlar (madde: 58), sınır dışı edilme (madde: 59), tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri (madde: 60) konularını içermektedir. Diğer yandan; 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinde nelerin hüküm olduğu gösterilmiş, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen geçerliliğini sürdüren 1412 sayılı Yasanın 305. maddesinde ise, ceza mahkemelerinden verilen ‘hükümlerin’ temyiz yasa yoluna tabi olduğu belirtilmiştir.
Buna göre mahkemelerce verilen mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve davanın düşmesi kararları birer hükümdür. 223. maddenin son fıkrasında ise, ‘Adli yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı’nın da yasa yolu bakımından hüküm sayılacağı vurgulanmıştır.Görüldüğü üzere yasamızın temyiz edilebilirlik için aradığı ilk koşul kararın hüküm niteliğinde bulunmasıdır.
Ceza Genel Kurulunun 22.11.2005 gün, 140-143 sayılı kararı ile 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinde belirtilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kararların hüküm sayılacağı açıkça belirtilmek suretiyle tedbir kararlarının temyiz yeteneğinin bulunup bulunmadığı konusundaki tartışmaları sonlandırmıştır.
Yine Ceza Genel Kurulunun 15.07.2008 gün ve 174-191 sayılı kararında da belirtildiği üzere; bir suç nedeniyle verilen karar içerisindeki cezalardan her biri ayrı bir hükmü oluşturmayıp, bu cezaların tamamı tek bir hükmü meydana getirmektedir. Bu nedenle, hükmün içerisinde birden fazla cezanın bulunması halinde sonuç itibarıyla temyize tabi olmayan bir cezanın, güvenlik tedbiri ile birlikte hükmedilmesi halinde temyizinin olanaklı hale geldiğini düşünmek zorunludur.
Öğretide de, aynı suç için temyiz edilemeyen asıl ceza ile birlikte temyiz edilebilen ek bir ceza veya şahsi hak davasında temyiz edilebilen bir karar verilmişse, hükmün temyiz edilebilirlik vasfı kazandığı belirtilmiştir. (Kunter-Yenisey, Ceza Muhakemesi Hukuku, ikinci Kitap, 12. Bası, sh.1160).Yargısal kararlarda da, öğretideki bu görüşe paralel olarak, temyizi olanaklı olmayan bir hükümle bağlantılı olarak verilen sürücü belgesinin geri alınması (2. Ceza Dairesinin 14.02.2008 gün, 2007/15939-2008/2524); cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi (2. Ceza Dairesinin 19.02.2008 gün, 2007/17534 esas, 2008/2860) gibi tedbirlerin, hükme her yönüyle temyiz edilebilme yeteneği kazandırdığı vurgulanmıştır.
Somut olayda, sanık hakkında kasten yaralama ve kötü muamele suçlarından yapılan yargılama sonunda, 5237 sayılı TCK’nın 86/2-3-a, 62, 52. maddeleri uyarınca iki kez 740 TL adli para cezasına ve 232/1, 50/1-a, 52/4. maddeleri uyarınca da 1000 TL adli para cezasına hükmedilmiş; adli sicil kaydındaki hükümlülüğü nedeniyle cezaların aynı Yasanın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
Ceza Genel Kurulunun ve Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında da vurgulandığı üzere, gerek mahkûmiyete ek, gerekse bağımsız olarak hükmedilen güvenlik tedbirleri, kesin nitelikteki hükümlere de her yönüyle temyiz edilebilirlik niteliği kazandıracaktır. Sanık hakkında uygulanan tekerrür konusu, 5237 sayılı TCY’nın, birinci kitabının üçüncü kısmında, “güvenlik tedbirleri” başlığını taşıyan ikinci bölümünde yer almakta olup, 58. maddede, mükerrirler hakkında, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği öngörülmüştür. Her ne kadar tekerrür hükmünün maddi ceza hukuku yanı bulunsa da bir güvenlik tedbiri olarak düzenlendiğinde de kuşku bulunmamaktadır. Somut olayda sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi karşısında, güvenlik tedbirine hükmedilmiş olması nedeniyle hükmün temyizi olanaklı olup dairece kasten yaralama ve kötü muamele suçları nedeniyle de esastan inceleme yapılarak esastan bir karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç ve istem : Yukarıda açıklanan nedenlerle; itirazın kabul edilmesi, itirazın Dairece yerinde görülmemesi halinde dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/03/2009 tarih ve 2009/2-43 esas, 2009/56 sayılı kararında da belirtildiği üzere, hükümde güvenlik tedbiri olarak tekerrür hükümlerinin uygulanmış olması nedeniyle, miktar itibariyle kesin olan, yaralama ve kötü muamele suçlarından kurulan hükümlerin de temyizi kabil oldukları belirlenerek,
Dairemizce verilen 04/06/2012 gün ve 2012/1766 esas, 2012/13350 karar sayılı ret kararının KALDIRILMASINA,
... 19. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 28/09/2009 tarih ve 2009/905 esas, 2009/1099 karar sayılı hükümlerin yeniden incelenmesi sonucu;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanığa yükletilen kötü muamele eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Kısa kararda yer verilmeyen ve adli para cezalarında uygulanma imkanı bulunmayan TCK’nın 53. maddesinin, gerekçeli kararda uygulandığı anlaşılmış ise de, yazım yanılgısı olan bu hatanın, kısa karar göz önünde bulundurularak mahallinde düzeltilebileceği,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 108. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ancak hapis cezalarında uygulanabileceği gözetilmeden, seçenek yaptırım olarak adli para cezasına hükmolunmasına karşın, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası itiraz yazısına uygun olarak, “mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulamasına ilişkin bölümün karardan çıkarılması” biçiminde DÜZELTİLEREK başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün bu bağlamda ONANMASINA,
2- Yaralama suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyize gelince, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a- Her ne kadar hükmün esasını kısa karar oluşturuyor ise de, taraflara tebliğ edilen, infaza verilen, kolluğa gönderilen ve adli sicil kayıtlarının oluşturulmasına esas alınan belgenin gerekçeli karar oluşu gözetildiğinde, Uyap kayıtlarındaki kısa karar ile dosyadaki kısa karar ve gerekçeli karardaki ceza miktarlarının ve uygulamalarının farklı oluşu, TCK’nın 53. maddesinin dosyadaki kısa kararda olmamasına karşın Uyaptaki kısa karar ile gerekçeli kararda uygulanması, mağdur ... hakkında kısa kararda yalnızca adli para cezasına yer verilmişken, gerekçeli kararda hapis ve adli para cezasının birlikte uygulanmak suretiyle çelişkiye neden olunması,
b- 5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 108. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ancak hapis cezalarında uygulanabileceği gözetilmeden, seçimlik ceza olarak adli para cezasına hükmolunmasına karşın, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,
c- Sonuç cezanın adli para cezası olarak belirlenmesi karşısında, TCK’nın 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
d- Suç tarihinin 5560 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 19.12.2006 tarihinden sonra olmasına karşın, seçimlik ceza olarak belirlenen adli para cezasının alt sınırı yönünden, TCK’nın 61/9. maddesinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri ile itiraz yazısındaki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, aleyhe temyiz olmadığından, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dairemizin 04/06/2012 gün ve 2012/1766 esas, 2012/13350 sayılı kararıyla;
" Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-Kötü muamele ve yaralama suçlarından kurulan hükümde asıl kararın kısa karar olması ve buna göre de cezanın türü ve miktarı dikkate alınarak,
Kararda öngörülen cezaların nitelik ve niceliklerine göre hüküm tarihi itibariyle hükümlerin temyiz edilemez oldukları anlaşıldığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca sanık ... müdafiinin tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE, " karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/09/2012 gün ve 2009/274267 sayılı yazısı ile;
“01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Yasasında, 765 sayılı TCK sisteminde yer alan ‘asli ceza-fer'i ceza’ ayrımına yer verilmeyerek, suç karşılığı olarak uygulanabilecek yaptırımlar, ceza ve güvenlik tedbirleri şeklinde düzenlenmiştir. Cezalar, hapis ve adli para cezasından ibarettir.
Güvenlik tedbirleri ise, aynı Yasanın 53-60. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma (madde: 53), eşya müsaderesi (madde: 54), kazanç müsaderesi (madde: 55), çocuklara özgü güvenlik tedbirleri (madde: 56), akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri (madde: 57), suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlar (madde: 58), sınır dışı edilme (madde: 59), tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri (madde: 60) konularını içermektedir. Diğer yandan; 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinde nelerin hüküm olduğu gösterilmiş, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen geçerliliğini sürdüren 1412 sayılı Yasanın 305. maddesinde ise, ceza mahkemelerinden verilen ‘hükümlerin’ temyiz yasa yoluna tabi olduğu belirtilmiştir.
Buna göre mahkemelerce verilen mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve davanın düşmesi kararları birer hükümdür. 223. maddenin son fıkrasında ise, ‘Adli yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı’nın da yasa yolu bakımından hüküm sayılacağı vurgulanmıştır.Görüldüğü üzere yasamızın temyiz edilebilirlik için aradığı ilk koşul kararın hüküm niteliğinde bulunmasıdır.
Ceza Genel Kurulunun 22.11.2005 gün, 140-143 sayılı kararı ile 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinde belirtilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kararların hüküm sayılacağı açıkça belirtilmek suretiyle tedbir kararlarının temyiz yeteneğinin bulunup bulunmadığı konusundaki tartışmaları sonlandırmıştır.
Yine Ceza Genel Kurulunun 15.07.2008 gün ve 174-191 sayılı kararında da belirtildiği üzere; bir suç nedeniyle verilen karar içerisindeki cezalardan her biri ayrı bir hükmü oluşturmayıp, bu cezaların tamamı tek bir hükmü meydana getirmektedir. Bu nedenle, hükmün içerisinde birden fazla cezanın bulunması halinde sonuç itibarıyla temyize tabi olmayan bir cezanın, güvenlik tedbiri ile birlikte hükmedilmesi halinde temyizinin olanaklı hale geldiğini düşünmek zorunludur.
Öğretide de, aynı suç için temyiz edilemeyen asıl ceza ile birlikte temyiz edilebilen ek bir ceza veya şahsi hak davasında temyiz edilebilen bir karar verilmişse, hükmün temyiz edilebilirlik vasfı kazandığı belirtilmiştir. (Kunter-Yenisey, Ceza Muhakemesi Hukuku, ikinci Kitap, 12. Bası, sh.1160).Yargısal kararlarda da, öğretideki bu görüşe paralel olarak, temyizi olanaklı olmayan bir hükümle bağlantılı olarak verilen sürücü belgesinin geri alınması (2. Ceza Dairesinin 14.02.2008 gün, 2007/15939-2008/2524); cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi (2. Ceza Dairesinin 19.02.2008 gün, 2007/17534 esas, 2008/2860) gibi tedbirlerin, hükme her yönüyle temyiz edilebilme yeteneği kazandırdığı vurgulanmıştır.
Somut olayda, sanık hakkında kasten yaralama ve kötü muamele suçlarından yapılan yargılama sonunda, 5237 sayılı TCK’nın 86/2-3-a, 62, 52. maddeleri uyarınca iki kez 740 TL adli para cezasına ve 232/1, 50/1-a, 52/4. maddeleri uyarınca da 1000 TL adli para cezasına hükmedilmiş; adli sicil kaydındaki hükümlülüğü nedeniyle cezaların aynı Yasanın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
Ceza Genel Kurulunun ve Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında da vurgulandığı üzere, gerek mahkûmiyete ek, gerekse bağımsız olarak hükmedilen güvenlik tedbirleri, kesin nitelikteki hükümlere de her yönüyle temyiz edilebilirlik niteliği kazandıracaktır. Sanık hakkında uygulanan tekerrür konusu, 5237 sayılı TCY’nın, birinci kitabının üçüncü kısmında, “güvenlik tedbirleri” başlığını taşıyan ikinci bölümünde yer almakta olup, 58. maddede, mükerrirler hakkında, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği öngörülmüştür. Her ne kadar tekerrür hükmünün maddi ceza hukuku yanı bulunsa da bir güvenlik tedbiri olarak düzenlendiğinde de kuşku bulunmamaktadır. Somut olayda sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi karşısında, güvenlik tedbirine hükmedilmiş olması nedeniyle hükmün temyizi olanaklı olup dairece kasten yaralama ve kötü muamele suçları nedeniyle de esastan inceleme yapılarak esastan bir karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç ve istem : Yukarıda açıklanan nedenlerle; itirazın kabul edilmesi, itirazın Dairece yerinde görülmemesi halinde dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/03/2009 tarih ve 2009/2-43 esas, 2009/56 sayılı kararında da belirtildiği üzere, hükümde güvenlik tedbiri olarak tekerrür hükümlerinin uygulanmış olması nedeniyle, miktar itibariyle kesin olan, yaralama ve kötü muamele suçlarından kurulan hükümlerin de temyizi kabil oldukları belirlenerek,
Dairemizce verilen 04/06/2012 gün ve 2012/1766 esas, 2012/13350 karar sayılı ret kararının KALDIRILMASINA,
... 19. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 28/09/2009 tarih ve 2009/905 esas, 2009/1099 karar sayılı hükümlerin yeniden incelenmesi sonucu;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanığa yükletilen kötü muamele eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Kısa kararda yer verilmeyen ve adli para cezalarında uygulanma imkanı bulunmayan TCK’nın 53. maddesinin, gerekçeli kararda uygulandığı anlaşılmış ise de, yazım yanılgısı olan bu hatanın, kısa karar göz önünde bulundurularak mahallinde düzeltilebileceği,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 108. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ancak hapis cezalarında uygulanabileceği gözetilmeden, seçenek yaptırım olarak adli para cezasına hükmolunmasına karşın, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası itiraz yazısına uygun olarak, “mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulamasına ilişkin bölümün karardan çıkarılması” biçiminde DÜZELTİLEREK başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün bu bağlamda ONANMASINA,
2- Yaralama suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyize gelince, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a- Her ne kadar hükmün esasını kısa karar oluşturuyor ise de, taraflara tebliğ edilen, infaza verilen, kolluğa gönderilen ve adli sicil kayıtlarının oluşturulmasına esas alınan belgenin gerekçeli karar oluşu gözetildiğinde, Uyap kayıtlarındaki kısa karar ile dosyadaki kısa karar ve gerekçeli karardaki ceza miktarlarının ve uygulamalarının farklı oluşu, TCK’nın 53. maddesinin dosyadaki kısa kararda olmamasına karşın Uyaptaki kısa karar ile gerekçeli kararda uygulanması, mağdur ... hakkında kısa kararda yalnızca adli para cezasına yer verilmişken, gerekçeli kararda hapis ve adli para cezasının birlikte uygulanmak suretiyle çelişkiye neden olunması,
b- 5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 108. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ancak hapis cezalarında uygulanabileceği gözetilmeden, seçimlik ceza olarak adli para cezasına hükmolunmasına karşın, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,
c- Sonuç cezanın adli para cezası olarak belirlenmesi karşısında, TCK’nın 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
d- Suç tarihinin 5560 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 19.12.2006 tarihinden sonra olmasına karşın, seçimlik ceza olarak belirlenen adli para cezasının alt sınırı yönünden, TCK’nın 61/9. maddesinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri ile itiraz yazısındaki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, aleyhe temyiz olmadığından, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.