Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2012/28158 K.2013/19829
Cezaevine yasak eşya sokmaya teşebbüs suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Kahta Asliye Ceza Mahkemesince verilen 01/11/2007 gün ve 2007/212 esas, 2007/127 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 05/03/2012 gün ve 2010/3106 esas, 2012/4922 sayılı kararıyla;
"Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede ;
Sanığa yükletilen cezaevine yasak madde sokmaya teşebbüs eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve yasada öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın yasal bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık ...'nın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA " karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/04/2012 gün ve 2008/64381 sayılı yazısı ile;
“Yüksek Yargıtay 4.Ceza Dairesi ile Cumhuriyet Başsavcılığımız arasındaki uyuşmazlık sanık hakkında TCK’nın 297/1.maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile açılan davada sanığın TCK’nın 191/1.maddesi gereğince cezalandırılamayacağına, cezaevine yasak eşya sokmaya teşebbüs etme suçunun uyuşturucu madde bulundurma suçuna dönüşemeyeceğine ilişkindir.
Şöyle ki; Sanık hakkında düzenlenen 18/04/2007 tarihli iddianamede sanığın uyuşturucu madde bulundurma suçundan cezalandırılması için açılmış bir dava bulunmadığı kanaatindeyiz.
Bilindiği üzere iddianamede bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesinin, o olay hakkında da dava açıldığını göstermeyeceği, sanığın, yargı mercii önündeki eylemini sınırlandırarak güvence fonksiyonu teşkil eden iddianamede, dava konusu edilen eylemin, başka bir olaya dayanılmadan bağımsız olarak açıklanıp açıkça ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerekmektedir. CMK’nın 225/1.maddesi gereğince hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Yine CMK’nın 226.maddesi gereğince de sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. Mahkemelerin, iddianamede gösterilen eylemle sınırlı olarak yargılama yapıp, suç olarak tanımlanan fiilin dışına çıkarak hüküm veremeyeceği göz önüne alındığında İddianamedeki olayın anlatım biçimi ve uygulanması istenen yasa maddelerine göre sanık hakkında uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılmış bir dava bulunmamaktadır. Uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5271 sayılı CMK.nun 170. maddesine uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı gibi, ek iddianamede düzenlenmediği anlaşılmaktadır. Sanığın eylemi sübutu halinde
./..
-2-
hem cezaevine yasak eşya sokmaya teşebbüs etme hem de uyuşturucu madde bulundurma suçlarını oluşturur. Şayet sanığımız her iki eylemi de yargılama sırasında ikrar etse idi iki ayrı suçtan da mahkum edilmesi gerekecektir. Cezaevine yasak eşya sokmak suçu uyuşturucu madde bulundurma suçuna dönüşebilecek nitelikte değildir ve bu nedenle sanığa CMK’nın 226.maddesi gereğince ek savunma hakkı tanınarak savunması alınıp ek savunma ile yetinilerek uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık cezalandırılamaz. Mahkeme tarafından sanığın cezaevine yasak eşya sokmak suçu ile ilgili bir değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi, uyuşturucu madde bulundurma suçu için de Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması ya da düzenlenmesi halinde alınacak ek iddianameye göre yargılama yapılarak, ayrıca cezaevine uyuşturucu madde sokmaya teşebbüs etme eyleminin sübutu halinde TCK’nın 188/3.maddesi anlamında bir suçun oluşabileceği ve bu suçun sübuta erip ermediğini tartışma görevinin de Ağır Ceza Mahkemesinde bulunması nedeni ile görevsizlik kararı verilerek sanığın hukuki durumunun bu suç için ayrıca takdir ve tayin edilmesi gerekecektir.
Bu itibarla sanığın cezaevine yasak eşya sokmaya teşebbüs etme suçundan cezalandırılması için açılan dava sonunda sanığa ek savunma hakkı tanınması ile yetinilerek uyuşturucu madde bulundurma suçundan cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmesinin isabetli olmadığı düşünülmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; itirazın kabul edilmesi, Yargıtay Yüksek 4. Ceza Dairesi'nin 05/03/2012 gün ve 2010/3106 – 2012/4922 sayılı kararının kaldırılması ve yeniden incelenmek üzere dava dosyasının Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmesi,
Arz ve talep olunur. " isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 05/03/2012 gün ve 2010/3106 esas, 2012/4922 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
Kahta Asliye Ceza Mahkemesince verilen 01/11/2007 gün ve 2007/212 esas, 2007/127 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu:
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın, Kahta Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan kardeşini ziyarete gittiğinde, jandarma görevlilerince yapılan üst araması sırasında, gömlek cebinde gazete kağıdına sarılı vaziyette esrar ele geçirilmesinden ibaret eyleminin, TCK'nın 188/3 maddesinde öngörülen başkasına vermek için uyuşturucu madde nakletme ve anılan Kanunun 297/1. maddesinde düzenlenen cezaevine yasak eşya sokmaya teşebbüs suçlarını oluşturabileceği, bu nedenle kanıtları değerlendirme ve fikri içtima hükümleri de gözetilerek hukuki nitelendirme yapmanın ağır ceza mahkemesinin görevine girdiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması,
./..
-3-
Kanuna aykırı ve sanık ...’nın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken aleyhe temyiz olmadığından 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...
Dairemizin 05/03/2012 gün ve 2010/3106 esas, 2012/4922 sayılı kararıyla;
"Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede ;
Sanığa yükletilen cezaevine yasak madde sokmaya teşebbüs eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve yasada öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın yasal bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık ...'nın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA " karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/04/2012 gün ve 2008/64381 sayılı yazısı ile;
“Yüksek Yargıtay 4.Ceza Dairesi ile Cumhuriyet Başsavcılığımız arasındaki uyuşmazlık sanık hakkında TCK’nın 297/1.maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile açılan davada sanığın TCK’nın 191/1.maddesi gereğince cezalandırılamayacağına, cezaevine yasak eşya sokmaya teşebbüs etme suçunun uyuşturucu madde bulundurma suçuna dönüşemeyeceğine ilişkindir.
Şöyle ki; Sanık hakkında düzenlenen 18/04/2007 tarihli iddianamede sanığın uyuşturucu madde bulundurma suçundan cezalandırılması için açılmış bir dava bulunmadığı kanaatindeyiz.
Bilindiği üzere iddianamede bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesinin, o olay hakkında da dava açıldığını göstermeyeceği, sanığın, yargı mercii önündeki eylemini sınırlandırarak güvence fonksiyonu teşkil eden iddianamede, dava konusu edilen eylemin, başka bir olaya dayanılmadan bağımsız olarak açıklanıp açıkça ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerekmektedir. CMK’nın 225/1.maddesi gereğince hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Yine CMK’nın 226.maddesi gereğince de sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. Mahkemelerin, iddianamede gösterilen eylemle sınırlı olarak yargılama yapıp, suç olarak tanımlanan fiilin dışına çıkarak hüküm veremeyeceği göz önüne alındığında İddianamedeki olayın anlatım biçimi ve uygulanması istenen yasa maddelerine göre sanık hakkında uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılmış bir dava bulunmamaktadır. Uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5271 sayılı CMK.nun 170. maddesine uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı gibi, ek iddianamede düzenlenmediği anlaşılmaktadır. Sanığın eylemi sübutu halinde
./..
-2-
hem cezaevine yasak eşya sokmaya teşebbüs etme hem de uyuşturucu madde bulundurma suçlarını oluşturur. Şayet sanığımız her iki eylemi de yargılama sırasında ikrar etse idi iki ayrı suçtan da mahkum edilmesi gerekecektir. Cezaevine yasak eşya sokmak suçu uyuşturucu madde bulundurma suçuna dönüşebilecek nitelikte değildir ve bu nedenle sanığa CMK’nın 226.maddesi gereğince ek savunma hakkı tanınarak savunması alınıp ek savunma ile yetinilerek uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık cezalandırılamaz. Mahkeme tarafından sanığın cezaevine yasak eşya sokmak suçu ile ilgili bir değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi, uyuşturucu madde bulundurma suçu için de Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması ya da düzenlenmesi halinde alınacak ek iddianameye göre yargılama yapılarak, ayrıca cezaevine uyuşturucu madde sokmaya teşebbüs etme eyleminin sübutu halinde TCK’nın 188/3.maddesi anlamında bir suçun oluşabileceği ve bu suçun sübuta erip ermediğini tartışma görevinin de Ağır Ceza Mahkemesinde bulunması nedeni ile görevsizlik kararı verilerek sanığın hukuki durumunun bu suç için ayrıca takdir ve tayin edilmesi gerekecektir.
Bu itibarla sanığın cezaevine yasak eşya sokmaya teşebbüs etme suçundan cezalandırılması için açılan dava sonunda sanığa ek savunma hakkı tanınması ile yetinilerek uyuşturucu madde bulundurma suçundan cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmesinin isabetli olmadığı düşünülmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; itirazın kabul edilmesi, Yargıtay Yüksek 4. Ceza Dairesi'nin 05/03/2012 gün ve 2010/3106 – 2012/4922 sayılı kararının kaldırılması ve yeniden incelenmek üzere dava dosyasının Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmesi,
Arz ve talep olunur. " isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 05/03/2012 gün ve 2010/3106 esas, 2012/4922 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
Kahta Asliye Ceza Mahkemesince verilen 01/11/2007 gün ve 2007/212 esas, 2007/127 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu:
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın, Kahta Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan kardeşini ziyarete gittiğinde, jandarma görevlilerince yapılan üst araması sırasında, gömlek cebinde gazete kağıdına sarılı vaziyette esrar ele geçirilmesinden ibaret eyleminin, TCK'nın 188/3 maddesinde öngörülen başkasına vermek için uyuşturucu madde nakletme ve anılan Kanunun 297/1. maddesinde düzenlenen cezaevine yasak eşya sokmaya teşebbüs suçlarını oluşturabileceği, bu nedenle kanıtları değerlendirme ve fikri içtima hükümleri de gözetilerek hukuki nitelendirme yapmanın ağır ceza mahkemesinin görevine girdiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması,
./..
-3-
Kanuna aykırı ve sanık ...’nın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken aleyhe temyiz olmadığından 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.