Yargıtay 4. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2012/189 K.2013/16191
Özet: (1) Uyuşmazlık konusu, sanığın şikayetçilerin yokluğunda silah (bıçak) göstererek tehdit ettiği ancak mağdurun fiziksel olarak bulunmadığı için silahla tehdidin nitelikli halinin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesiydi. (2) Mahkeme, silahın sadece teşhir edildiğini ve mağdurun yokluğunda bu eylemin nitelikli tehdit oluşturmadığını belirterek, suçun temel cezasını mahkumiyet olarak karara bağladı.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Tehdit
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Tehdit suçunun nitelikli hali olan silahla tehdidin kabulü için, silahın tehdit suçunda bizzat mağdura yönelik olarak görebileceği, hissedebileceği ve tehdidin mağdur üzerindeki etkisini artıracak biçimde teşhir veya kullanılması gerekir. Mağdurun yokluğunda gerçekleştirilen silahla tehdit eyleminin, tehdit suçunun nitelikli halini (TCK'nın 106/2-a maddesi) oluşturabilmesi bakımından, silahın, mağdurun evi, arabası gibi daima kullanımında olan eşyalarında hasar, iz, emare gibi belirtiler bırakacak ve bu suretle tehdidin üzerinde meydana getirdiği korkunun etkisini artıracak tarzda kullanılması icap eder. Bu itibarla, mağdurun yokluğunda gerçekleşen tehdit eyleminde salt silah teşhir edilmiş olması, suçun nitelikli halinin oluşumu için yeterli sayılmayacaktır.
Bu bağlamda, yargılama konusu davada;
Sanığın şikayetçilerin iş yerine giderek müşteki ...'e iki elinde satır ve bıçak olduğu halde müştekiler ... ve ...'i kastederek, "nerede onlar, onların avratlarını sinkaf edeceğim, ben kürdüm, benden para isteyecek adamın a. koyarım, adamın g.den kan alırım" demekten ibaret sözlerinin şikayetçilerin yokluğunda söylenmiş olması nedeniyle, eylemde silahın korkutucu özelliğinden yararlanılmış olmasından ve dolayısıyla tehdit suçunun nitelikli halinin oluştuğundan söz edilemeyeceği, eylemde silah teşhirinin ise sanık hakkında TCK'nın 106/1-1. maddesi gereğince kişilerin hayat dokunulmazlığına yönelik tehdit suçundan dolayı temel ceza belirlenirken, suçun işlenmesinde kullanılan araç ve tehlikenin ağırlığı gibi ölçütlere göre cezanın aşağı hadden uzaklaşılarak tayin edilme sebebi olarak kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, suçun vasfında yanılgıya düşülerek, silahla tehdit suçundan hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Tehdit
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Tehdit suçunun nitelikli hali olan silahla tehdidin kabulü için, silahın tehdit suçunda bizzat mağdura yönelik olarak görebileceği, hissedebileceği ve tehdidin mağdur üzerindeki etkisini artıracak biçimde teşhir veya kullanılması gerekir. Mağdurun yokluğunda gerçekleştirilen silahla tehdit eyleminin, tehdit suçunun nitelikli halini (TCK'nın 106/2-a maddesi) oluşturabilmesi bakımından, silahın, mağdurun evi, arabası gibi daima kullanımında olan eşyalarında hasar, iz, emare gibi belirtiler bırakacak ve bu suretle tehdidin üzerinde meydana getirdiği korkunun etkisini artıracak tarzda kullanılması icap eder. Bu itibarla, mağdurun yokluğunda gerçekleşen tehdit eyleminde salt silah teşhir edilmiş olması, suçun nitelikli halinin oluşumu için yeterli sayılmayacaktır.
Bu bağlamda, yargılama konusu davada;
Sanığın şikayetçilerin iş yerine giderek müşteki ...'e iki elinde satır ve bıçak olduğu halde müştekiler ... ve ...'i kastederek, "nerede onlar, onların avratlarını sinkaf edeceğim, ben kürdüm, benden para isteyecek adamın a. koyarım, adamın g.den kan alırım" demekten ibaret sözlerinin şikayetçilerin yokluğunda söylenmiş olması nedeniyle, eylemde silahın korkutucu özelliğinden yararlanılmış olmasından ve dolayısıyla tehdit suçunun nitelikli halinin oluştuğundan söz edilemeyeceği, eylemde silah teşhirinin ise sanık hakkında TCK'nın 106/1-1. maddesi gereğince kişilerin hayat dokunulmazlığına yönelik tehdit suçundan dolayı temel ceza belirlenirken, suçun işlenmesinde kullanılan araç ve tehlikenin ağırlığı gibi ölçütlere göre cezanın aşağı hadden uzaklaşılarak tayin edilme sebebi olarak kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, suçun vasfında yanılgıya düşülerek, silahla tehdit suçundan hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.