Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2012/13002 K.2012/13314
Özet: Uyuşmazlık, sanığın kimlik bilgilerini gizleyerek başka bir kişi olarak tanıtması ve bu eylemin suç niteliği taşıyıp taşımadığı konusudur; Mahkeme, 5237 sayılı TCK’nun 268. maddesi çerçevesinde bu davranışın suç oluşturmadığını belirterek kararını bozmamaya karar verdi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) 5237 sayılı TCK'nun 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanarak iftira atma eyleminin, failin işlediği “suç” 'nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla yapılmasının gerektiği, somut olayda ise sanığın, hakkında, Kabahatler Kanunu gereğince düzenlenen idari yaptırım kararı verilmesini engellemek amacıyla kimlik bilgilerini gizleyerek kendisini başka bir gerçek kişi olarak tanıtması eyleminin, suç yükleme niteliğinde olmaması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nun 206. maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı gözetilmeden, aynı kanunun 268. maddesi delaletiyle 267/1 madde ile hükümlülük kararı verilmesi,
2) 5271 sayılı CMK.nın 5728 sayılı Yasa ile değişik 231/5.maddesi uyarınca, mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; sanığın, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmaması, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi ve nihayet sanığın kabulü gerekmektedir. Önceki hükümlülük kararının yargılamaya konu suçtan sonra kesinleşmiş veya silinme koşullarının gerçekleşmiş olması, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel oluşturmamaktadır. Maddenin 6/c fıkrasında belirtilen zarar kavramı ise, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamamaktadır.
İncelenen dosyada, hapis cezası ertelenen sanığın hukuksal durumunun, belirtilen yasal ölçütlere göre değerlendirilmesi yerine "kişiliği, suçun işlenme aşamasındaki davranışları" şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve sanık ... Yetikbaş müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) 5237 sayılı TCK'nun 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanarak iftira atma eyleminin, failin işlediği “suç” 'nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla yapılmasının gerektiği, somut olayda ise sanığın, hakkında, Kabahatler Kanunu gereğince düzenlenen idari yaptırım kararı verilmesini engellemek amacıyla kimlik bilgilerini gizleyerek kendisini başka bir gerçek kişi olarak tanıtması eyleminin, suç yükleme niteliğinde olmaması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nun 206. maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı gözetilmeden, aynı kanunun 268. maddesi delaletiyle 267/1 madde ile hükümlülük kararı verilmesi,
2) 5271 sayılı CMK.nın 5728 sayılı Yasa ile değişik 231/5.maddesi uyarınca, mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; sanığın, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmaması, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi ve nihayet sanığın kabulü gerekmektedir. Önceki hükümlülük kararının yargılamaya konu suçtan sonra kesinleşmiş veya silinme koşullarının gerçekleşmiş olması, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel oluşturmamaktadır. Maddenin 6/c fıkrasında belirtilen zarar kavramı ise, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamamaktadır.
İncelenen dosyada, hapis cezası ertelenen sanığın hukuksal durumunun, belirtilen yasal ölçütlere göre değerlendirilmesi yerine "kişiliği, suçun işlenme aşamasındaki davranışları" şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve sanık ... Yetikbaş müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.