Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2011/970 K.2012/22788
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın kendi arsası üzerinde ruhsat almadan bina yaparak imar kirliliğine neden olmasıdır; mahkeme, bu suçun belediye sınırları dışında ve özel imar rejimine tabi olmayan bir alanda işlenmiş olduğunu belirleyerek sanığı mahkum etmiştir. Mahkeme kararına göre, sanık hakkında beraat kararı verilmemiş, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gerekmediği ve dosya esas mahkemeye gönderilerek yargılamanın devam ettirilmesi kararlaştırılmıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: İmar kirliliğine neden olma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5237 sayılı TCK'nın 184/1. maddesinde yazılı suçun, anılan maddenin 4. fıkrası uyarınca ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde işlenebileceği, belediye mücavir alanını kapsamadığı gözetilerek, belediye başkanlığının 16.10.2007 tarihli yazısından suça konu yerin belediye sınırları dışında ve özel imar rejimine tabi yerlerden olmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında beraat kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
5271 sayılı CMK’nın 5728 sayılı Yasa ile değişik 231/5 maddesi uyarınca mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; suçun işlenmesiyle mağdurun uğradığı zararın aynen iade suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir.
CMK’nın 231/6-c fıkrasında belirtilen zarar kavramından, YCGK’nın 3.2.2009 gün ve 2008/250-2009/13 sayılı kararında belirtildiği üzere, yalnızca basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların anlaşılması gerekmektedir. Anılan zarar, ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi zarara ilişkin olup, manevi nitelikte zararı kapsamamaktadır.
Sanığa yüklenen kendi arsası üzerine ruhsat almadan bina yapmak suretiyle imar kirliliğine neden olma suçunda kişilere ve kamu idaresine karşı doğrudan maddi bir zarara yol açılmadığı, ruhsatsız yapının yıkılarak eski hale getirmenin ise TCK’nın 184/5. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık nedeniyle davanın düşürülmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, sabıkasız olan sanık hakkında “inşaatı yıkarak eski hale getirmediği ve kamunun zararını gidermediği” biçimindeki yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: İmar kirliliğine neden olma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5237 sayılı TCK'nın 184/1. maddesinde yazılı suçun, anılan maddenin 4. fıkrası uyarınca ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde işlenebileceği, belediye mücavir alanını kapsamadığı gözetilerek, belediye başkanlığının 16.10.2007 tarihli yazısından suça konu yerin belediye sınırları dışında ve özel imar rejimine tabi yerlerden olmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında beraat kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
5271 sayılı CMK’nın 5728 sayılı Yasa ile değişik 231/5 maddesi uyarınca mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; suçun işlenmesiyle mağdurun uğradığı zararın aynen iade suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir.
CMK’nın 231/6-c fıkrasında belirtilen zarar kavramından, YCGK’nın 3.2.2009 gün ve 2008/250-2009/13 sayılı kararında belirtildiği üzere, yalnızca basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların anlaşılması gerekmektedir. Anılan zarar, ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi zarara ilişkin olup, manevi nitelikte zararı kapsamamaktadır.
Sanığa yüklenen kendi arsası üzerine ruhsat almadan bina yapmak suretiyle imar kirliliğine neden olma suçunda kişilere ve kamu idaresine karşı doğrudan maddi bir zarara yol açılmadığı, ruhsatsız yapının yıkılarak eski hale getirmenin ise TCK’nın 184/5. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık nedeniyle davanın düşürülmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, sabıkasız olan sanık hakkında “inşaatı yıkarak eski hale getirmediği ve kamunun zararını gidermediği” biçimindeki yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.