Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2011/2409 K.2012/19782
**MAHKEMESİ:**Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Bir kimseye ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması eyleminin sırf huzur ve sükûnu bozmak maksadıyla yapılması halinde suç olacağı değerlendirilmeden, sanığın, abonesi olduğu GSM şirketi yetkililerine gönderdiği şikayet içerikli dilekçe ve elektronik postaların ne şekilde sırf huzur ve sükûnu bozmak maksadıyla yapıldığı da açıklanmadan hükümlülük kararı verilmesi,
2) Hakaret suçunun, hapis ve adli para cezası şeklinde seçenekli yaptırım içerdiği gözetilmeden, hangi hukuksal gerekçelerle hapis cezasının tercih edildiğinin Yargıtay denetimine imkân verecek şekilde hükmün gerekçesinde gösterilmemesi,
3) 5237 sayılı TCK’nın 62, 50 ve 51. maddelerinin uygulanmama gerekçesinin yasal bağlamda değerlendirilmesi yerine sadece takdire dayanılması suretiyle hükmün gerekçesiz bırakılması,
4) 5271 sayılı CMK'nın 5728 sayılı Yasa ile değişik 231/5. maddesi uyarınca, mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; sanığın, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmaması, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi ve nihayet sanığın kabulü gerekmektedir. Önceki hükümlülük kararının yargılamaya konu suçtan sonra kesinleşmiş veya silinme koşullarının gerçekleşmiş olması, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel oluşturmamaktadır. Maddenin 6/c fıkrasında belirtilen zarar kavramı ise, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamamaktadır. Sanığa yükletilen hakaret ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarının mağdurunun, ne şekilde maddi nitelikte bir zararının olduğu açıklanarak sanığın hukuksal durumunun, belirtilen yasal ölçütlere göre değerlendirilmesi yerine takdire dayanılarak yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
5) Hapis cezasına hükmolunan sanık hakkında, CMK’nın 230/1-c bendine aykırı şekilde 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluğuna karar verilmemesi,
6) Kabule göre de; hükmün gerekçesinde, sanığın “size son uyarım, ben kafa tutuyorum, benim sebeplerim var, ... neye istinaden kafa tutuyor, hesabını soracağım” diyerek katılanı tehdit ettiğinin kabul edilmesine karşın, 5237 sayılı TCK’nın 123. maddesi ile hükümlülük kararı verilip, “eylemlerinin bütün halinde TCK'nın 123. maddesi içinde değerlendirilerek” gerekçesi ile tehdit suçundan karar vermeye yer olmadığına karar verilerek hükmün karıştırılması,
Yasaya aykırı ve sanık ...'un temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 08/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇLAR : Hakaret, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Bir kimseye ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması eyleminin sırf huzur ve sükûnu bozmak maksadıyla yapılması halinde suç olacağı değerlendirilmeden, sanığın, abonesi olduğu GSM şirketi yetkililerine gönderdiği şikayet içerikli dilekçe ve elektronik postaların ne şekilde sırf huzur ve sükûnu bozmak maksadıyla yapıldığı da açıklanmadan hükümlülük kararı verilmesi,
2) Hakaret suçunun, hapis ve adli para cezası şeklinde seçenekli yaptırım içerdiği gözetilmeden, hangi hukuksal gerekçelerle hapis cezasının tercih edildiğinin Yargıtay denetimine imkân verecek şekilde hükmün gerekçesinde gösterilmemesi,
3) 5237 sayılı TCK’nın 62, 50 ve 51. maddelerinin uygulanmama gerekçesinin yasal bağlamda değerlendirilmesi yerine sadece takdire dayanılması suretiyle hükmün gerekçesiz bırakılması,
4) 5271 sayılı CMK'nın 5728 sayılı Yasa ile değişik 231/5. maddesi uyarınca, mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; sanığın, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmaması, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi ve nihayet sanığın kabulü gerekmektedir. Önceki hükümlülük kararının yargılamaya konu suçtan sonra kesinleşmiş veya silinme koşullarının gerçekleşmiş olması, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel oluşturmamaktadır. Maddenin 6/c fıkrasında belirtilen zarar kavramı ise, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamamaktadır. Sanığa yükletilen hakaret ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarının mağdurunun, ne şekilde maddi nitelikte bir zararının olduğu açıklanarak sanığın hukuksal durumunun, belirtilen yasal ölçütlere göre değerlendirilmesi yerine takdire dayanılarak yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
5) Hapis cezasına hükmolunan sanık hakkında, CMK’nın 230/1-c bendine aykırı şekilde 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluğuna karar verilmemesi,
6) Kabule göre de; hükmün gerekçesinde, sanığın “size son uyarım, ben kafa tutuyorum, benim sebeplerim var, ... neye istinaden kafa tutuyor, hesabını soracağım” diyerek katılanı tehdit ettiğinin kabul edilmesine karşın, 5237 sayılı TCK’nın 123. maddesi ile hükümlülük kararı verilip, “eylemlerinin bütün halinde TCK'nın 123. maddesi içinde değerlendirilerek” gerekçesi ile tehdit suçundan karar vermeye yer olmadığına karar verilerek hükmün karıştırılması,
Yasaya aykırı ve sanık ...'un temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 08/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.