Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2011/21037 K.2012/7901
Cürüm delillerini yok etmek suçundan sanıklar ... ve ... haklarında yapılan yargılama sonucunda, sanık ...'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 296/1 ve 59/2. maddeleri gereğince 5 ay hapis, diğer sanık ...'in aynı Kanun'un 296/1, 59/2 ve 81/1. maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/11/2005 tarihli ve 2004/419 esas, 2005/257 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 22.09.2011 gün ve 47941 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.10.2011 gün ve 292259 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında: “1-Dosya kapsamına göre, 5349 sayılı Kanun'la değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6/1. maddesi uyarınca ağır hapis cezalarının hapis cezasına dönüştürülmüş olması nazara alınarak, mahkemesince sanıkların daha lehine olduğu düşünülen 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 296. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, "hapis cezasını gerektiren suçlarda altı aydan iki yıla kadar ... hapis cezasına mahkum olur." seklindeki düzenleme uyarınca temel ceza olarak 6 ay hapis cezası belirlenerek mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de, anılan fıkrada ayrıca ağır hapis cezasını gerektiren suçlarda iki seneden dört seneye kadar hapis cezasına hükmolunacağının da belirtildiği, 5252 sayılı Kanun'la ağır hapis cezalarının, hapis cezasına dönüştürülmüş olmasının, sanığın sübut bulan eylemini değiştirmeyeceği, sanığın delil ve izlerini gizlemek istediği suçun adam öldürme suçu olduğu ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca müeyyidesinin ağır hapis cezasını gerektirdiği, bu sebeple sanıklar hakkındaki temel cezanın 2 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi gerektiği, ancak bu durumda da aynı eylem için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 281/1. maddesinde öngörülen müeyyidenin altı aydan beş yıla kadar hapis cezası olması sebebiyle sanıklar hakkında daha lehe olan 5237 sayılı Kanun gereğince hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesinde,
2-Sanık ... hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 296/1 ve 59/2. maddeleri gereğince hükmolunan 5 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 81/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında artırılması sonucunda, 5 ay 25 gün yerine, yazılı şekilde 6 ay hapis cezasına hükmedilmesi sebebiyle fazla ceza tayin olunmasında, isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
5237 sayılı T.C.K. 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe girmekle bu tarihten önce işlenen suçlar açısından anılan Yasanın zaman bakımından uygulama başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrası hükmü uyarınca failin lehine olan yasanın saptanması gerekmektedir. Lehe yasanın belirlenmesinde izlenecek yöntem ve uygulamanın nasıl yapılacağı 5252 sayılı Yürürlük ve Uygulama Yasasının 9/3 maddesinde "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." biçimindeki hüküm ile açıklığa kavuşturulmuştur. Yargıtay İBK nun 23.02.1938 tarih ve 1938/ 23-9, YCGK nun 14.10.1985 tarih ve 1985/194-525, 25.05.1999 tarih ve 1999/133-142, 23.12.2003 tarih ve 2003/270-290, 30.03.2004 tarih ve 2004/46-78, 20.9.2005 tarih ve 2005/99-103, 27.12.2005 tarih ve 2005/162-173 sayılı kararlarında da lehe yasa belirlenirken gözetilecek ilkeler ve ölçütler gösterilmiştir. Anılan kararlardan sonuncusunda,".......sabit kabul edilen olaya her iki yasanın ilgili tüm hükümleri birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirir." denilmektedir. İncelenen somut olayda mahkemece, failin lehine olan yasa belirlenirken her iki yasanın ilgili tüm hükümleri uygulanarak elde edilen somut sonuçlar karşılaştırılmadan yalnızca temel cezaların alt ve üst sınırları ile hak yoksunlukları dikkate alınmıştır. 765 sayılı T.C.Y.'nın 296. maddesinde öngörülen temel cezaların, yasa koyucu tarafından fiilin ağırlığına göre derecelendirildiği ve adam öldürme suçuna ilişkin delilleri gizledikleri iddia edilen sanıklar hakkında anılan yasa maddesine göre hükmedilmesi gereken temel cezanın 2 yıldan az olamayacağı gözetilmeden, 5252 sayılı Yasanın 5349 sayılı Yasa ile değişik 6/1 maddesi uyarınca ağır hapis cezalarının hapis cezasına dönüştürüldüğü gerekçesiyle belirlenen 6 ay temel hapis cezasının hukuka uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan 765 sayılı T.C.Y.'da cezanın artırım nedeni olarak düzenlenen tekerrür hükmü, 5237 sayılı T.C.Y.'da infazla ilişkilendirildiğinden aynı Yasanın 7/3 maddesi gereğince sanık ... hakkında 5237 sayılı T.C.Y.'nın 58. maddesinin suç tarihi itibariyle uygulama olanağı yoktur. Bu durumda 5237 sayılı T.C.Y.'nın sanıkların lehine olduğu açıktır.
Yasa yararına bozma konusu yapılan birinci hukuka aykırılığın yerinde görülmesi nedeniyle ileri sürülen diğer hukuka aykırılığın, kabule göre bozma nedeni oluşturduğunda kuşku yoktur. Y.C.G.K.'nun 13.6.2006 tarih ve 2006/151-157 sayılı kararında “… Öte yandan, yasa yararına bozma kurumu, kesin hükmün otoritesini etkileyen, ileri sürülen hukuka aykırılıkların saptanması ile sınırlı ve bu aykırılıkların savunma hakkını kısıtlama veya kaldırma sonucunu doğurduğu yahut hükmü etkilediğinin belirlenmesi durumunda, hükmün bu nedenlere dayalı olarak bozulmasını gerektiren, olağanüstü yasa yoludur. Yargıtay'ın olağan yasa yolu olan temyiz denetimi sırasında yasaya ve yargısal kararlara dayalı olarak gerçekleştirdiği uygulamaların tümünün, yasa yararına bozma kurumunda da geçerli olduğu söylenemez. Dolayısıyla, Yargıtay'ın öğretici ve yol gösterici niteliği gereği temyiz denetimi sırasında uyguladığı "kabule göre bozma" yöntemine, istisnai ve olağanüstü bir yol olan yasa yararına bozma istemi üzerine yapılan incelemede başvurulması sistemin özüne aykırıdır. Özel Daire kararı bu yönüyle de isabetli bulunmamıştır." denilerek olağanüstü nitelikte bir yasa yolu olan yasa yararına bozmanın kapsamı açıklığa kavuşturulmuştur. Y.C.G.K.'nun belirtilen içtihadı karşısında tekerrür uygulaması sırasındaki hesaplama yanılgısı fazla ceza belirlenmesi hususunun esastan incelenmesi olanaklı değildir.
Açıklanan nedenlerle, hesaplama yanılgısı sonucu fazla ceza belirlenmesine yönelik hukuka aykırılığın, esastan incelenebilme olanağı bulunmadığından, Adalet Bakanlığının bu konudaki kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, ancak sanık lehine yasanın saptanmasındaki hukuka aykırılıkla ilgili istem yerinde bulunduğundan, suç delillerini gizleme suçundan sanıklar ... ve ... hakkında Ankara S. Ağır Ceza Mahkemesince 15.11.2005 tarih ve 2004/419-2005/257 sayı ile verilip temyiz edilmeksizin kesinleşen kararın, 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-d fıkrası gereğince karardaki hukuka aykırılık sanıklara daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmekle; sanıklar lehine olduğu saptanan, 5237 sayılı T.C.Y.'nın 281/1 maddesi gereğince sanıkların 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hükmedilen cezalar anılan yasanın 62/1 maddesiyle 1/6 oranında indirilip sanıkların sonuç itibariyle 5 ay hapis cezasıyla CEZALANDIRILMALARINA, karardaki öbür hususların olduğu gibi bırakılmasına, 4.4.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İstem yazısında: “1-Dosya kapsamına göre, 5349 sayılı Kanun'la değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6/1. maddesi uyarınca ağır hapis cezalarının hapis cezasına dönüştürülmüş olması nazara alınarak, mahkemesince sanıkların daha lehine olduğu düşünülen 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 296. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, "hapis cezasını gerektiren suçlarda altı aydan iki yıla kadar ... hapis cezasına mahkum olur." seklindeki düzenleme uyarınca temel ceza olarak 6 ay hapis cezası belirlenerek mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de, anılan fıkrada ayrıca ağır hapis cezasını gerektiren suçlarda iki seneden dört seneye kadar hapis cezasına hükmolunacağının da belirtildiği, 5252 sayılı Kanun'la ağır hapis cezalarının, hapis cezasına dönüştürülmüş olmasının, sanığın sübut bulan eylemini değiştirmeyeceği, sanığın delil ve izlerini gizlemek istediği suçun adam öldürme suçu olduğu ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca müeyyidesinin ağır hapis cezasını gerektirdiği, bu sebeple sanıklar hakkındaki temel cezanın 2 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi gerektiği, ancak bu durumda da aynı eylem için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 281/1. maddesinde öngörülen müeyyidenin altı aydan beş yıla kadar hapis cezası olması sebebiyle sanıklar hakkında daha lehe olan 5237 sayılı Kanun gereğince hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesinde,
2-Sanık ... hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 296/1 ve 59/2. maddeleri gereğince hükmolunan 5 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 81/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında artırılması sonucunda, 5 ay 25 gün yerine, yazılı şekilde 6 ay hapis cezasına hükmedilmesi sebebiyle fazla ceza tayin olunmasında, isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
5237 sayılı T.C.K. 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe girmekle bu tarihten önce işlenen suçlar açısından anılan Yasanın zaman bakımından uygulama başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrası hükmü uyarınca failin lehine olan yasanın saptanması gerekmektedir. Lehe yasanın belirlenmesinde izlenecek yöntem ve uygulamanın nasıl yapılacağı 5252 sayılı Yürürlük ve Uygulama Yasasının 9/3 maddesinde "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." biçimindeki hüküm ile açıklığa kavuşturulmuştur. Yargıtay İBK nun 23.02.1938 tarih ve 1938/ 23-9, YCGK nun 14.10.1985 tarih ve 1985/194-525, 25.05.1999 tarih ve 1999/133-142, 23.12.2003 tarih ve 2003/270-290, 30.03.2004 tarih ve 2004/46-78, 20.9.2005 tarih ve 2005/99-103, 27.12.2005 tarih ve 2005/162-173 sayılı kararlarında da lehe yasa belirlenirken gözetilecek ilkeler ve ölçütler gösterilmiştir. Anılan kararlardan sonuncusunda,".......sabit kabul edilen olaya her iki yasanın ilgili tüm hükümleri birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirir." denilmektedir. İncelenen somut olayda mahkemece, failin lehine olan yasa belirlenirken her iki yasanın ilgili tüm hükümleri uygulanarak elde edilen somut sonuçlar karşılaştırılmadan yalnızca temel cezaların alt ve üst sınırları ile hak yoksunlukları dikkate alınmıştır. 765 sayılı T.C.Y.'nın 296. maddesinde öngörülen temel cezaların, yasa koyucu tarafından fiilin ağırlığına göre derecelendirildiği ve adam öldürme suçuna ilişkin delilleri gizledikleri iddia edilen sanıklar hakkında anılan yasa maddesine göre hükmedilmesi gereken temel cezanın 2 yıldan az olamayacağı gözetilmeden, 5252 sayılı Yasanın 5349 sayılı Yasa ile değişik 6/1 maddesi uyarınca ağır hapis cezalarının hapis cezasına dönüştürüldüğü gerekçesiyle belirlenen 6 ay temel hapis cezasının hukuka uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan 765 sayılı T.C.Y.'da cezanın artırım nedeni olarak düzenlenen tekerrür hükmü, 5237 sayılı T.C.Y.'da infazla ilişkilendirildiğinden aynı Yasanın 7/3 maddesi gereğince sanık ... hakkında 5237 sayılı T.C.Y.'nın 58. maddesinin suç tarihi itibariyle uygulama olanağı yoktur. Bu durumda 5237 sayılı T.C.Y.'nın sanıkların lehine olduğu açıktır.
Yasa yararına bozma konusu yapılan birinci hukuka aykırılığın yerinde görülmesi nedeniyle ileri sürülen diğer hukuka aykırılığın, kabule göre bozma nedeni oluşturduğunda kuşku yoktur. Y.C.G.K.'nun 13.6.2006 tarih ve 2006/151-157 sayılı kararında “… Öte yandan, yasa yararına bozma kurumu, kesin hükmün otoritesini etkileyen, ileri sürülen hukuka aykırılıkların saptanması ile sınırlı ve bu aykırılıkların savunma hakkını kısıtlama veya kaldırma sonucunu doğurduğu yahut hükmü etkilediğinin belirlenmesi durumunda, hükmün bu nedenlere dayalı olarak bozulmasını gerektiren, olağanüstü yasa yoludur. Yargıtay'ın olağan yasa yolu olan temyiz denetimi sırasında yasaya ve yargısal kararlara dayalı olarak gerçekleştirdiği uygulamaların tümünün, yasa yararına bozma kurumunda da geçerli olduğu söylenemez. Dolayısıyla, Yargıtay'ın öğretici ve yol gösterici niteliği gereği temyiz denetimi sırasında uyguladığı "kabule göre bozma" yöntemine, istisnai ve olağanüstü bir yol olan yasa yararına bozma istemi üzerine yapılan incelemede başvurulması sistemin özüne aykırıdır. Özel Daire kararı bu yönüyle de isabetli bulunmamıştır." denilerek olağanüstü nitelikte bir yasa yolu olan yasa yararına bozmanın kapsamı açıklığa kavuşturulmuştur. Y.C.G.K.'nun belirtilen içtihadı karşısında tekerrür uygulaması sırasındaki hesaplama yanılgısı fazla ceza belirlenmesi hususunun esastan incelenmesi olanaklı değildir.
Açıklanan nedenlerle, hesaplama yanılgısı sonucu fazla ceza belirlenmesine yönelik hukuka aykırılığın, esastan incelenebilme olanağı bulunmadığından, Adalet Bakanlığının bu konudaki kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, ancak sanık lehine yasanın saptanmasındaki hukuka aykırılıkla ilgili istem yerinde bulunduğundan, suç delillerini gizleme suçundan sanıklar ... ve ... hakkında Ankara S. Ağır Ceza Mahkemesince 15.11.2005 tarih ve 2004/419-2005/257 sayı ile verilip temyiz edilmeksizin kesinleşen kararın, 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-d fıkrası gereğince karardaki hukuka aykırılık sanıklara daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmekle; sanıklar lehine olduğu saptanan, 5237 sayılı T.C.Y.'nın 281/1 maddesi gereğince sanıkların 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hükmedilen cezalar anılan yasanın 62/1 maddesiyle 1/6 oranında indirilip sanıkların sonuç itibariyle 5 ay hapis cezasıyla CEZALANDIRILMALARINA, karardaki öbür hususların olduğu gibi bırakılmasına, 4.4.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.