Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2011/19306 K.2012/15656
Yalan yere yemin etme ve bedelsiz kalmış senedi kullanma suçlarından şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/03/2011 tarihli ve 2010/47533 soruşturma, 2011/5028 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29/04/2011 tarihli ve 2011/235 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 19.08.2011 gün ve 43863 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.09.2011 gün ve 270903 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında “Dosya kapsamına göre, müştekinin, ortağı olduğu ... Makina Ltd. Şti'nin ticari ilişkisi dolayısıyla suça konu boş bonoyu imzalayıp teminat olarak şüphelinin yetkilisi olduğu şirkete verdiği, ortada herhangi bir borç bulunmamasına rağmen şüpheli tarafından söz konusu bononun 200.000 Türk lirası olarak doldurulup, icra takibi başlatıldığı, bilâhare takibin iptali ve müştekinin borcu olmadığının tespiti için açılan davada şüphelinin yalan yere yemin ederek gerçek dışı duruşma tutanağı düzenlenmesine sebebiyet verdiği şeklindeki iddia ile ilgili olarak, yalan yere yemin suçunun unsurlarının oluşmadığı ve senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından reddedildiği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
Müşteki vekili tarafından şüpheli aleyhine açılan ve İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/717 esas sayılı dosyasında yürütülen menfi tespit ve takibin iptaline ilişkin davanın, davalının yemin etmesi sebebiyle reddine karar verildiği ve bonodaki miktarın yüksekliği nazara alındığında, yeterli soruşturma yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
Ceza Muhakemesi Kanununun 160. maddesinin 1. fıkrasında "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. maddesinin 2. fıkrasında, " Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." 173. maddesinin 3. fıkrasında ise" Başkan, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hakimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder;" hükümleri yer almaktadır.
İncelenen dosyada, müşteki Yasin Yılmaz vekilinin, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 20.10.2010 tarihli şikayet dilekçesinde, müvekkilinin, ortağı olduğu ... Makine Ltd. Şti. adına imzalayıp, Yiğitsan Komprasör Makine San. ve Tic. A.Ş.'ne boş olarak verdiği teminat senedinin miktar hanesine, 200.000 TL yazılıp icra takibine geçilmek suretiyle aslında bedelsiz olan bir senedin kullanıldığını ve müvekkilinin adı geçen şirkete böyle bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek açtıkları menfi tespit davasının, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde yapılan yargılaması sırasında, şirket yetkilisi şüpheli Hakan Şengül'ün, yalan yere yemin ettiğini ileri sürdüğü görülmektedir. Şişli
Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/717 esas sayılı dosyasını inceleme ve müştekinin ifadesini almakla yetinip soruşturmayı tamamlamıştır. Ancak menfi tespit davası dosyasındaki bilirkişi raporları irdelenmemiş, senede dayalı borç ilişkisini ve miktarını doğrulayacak nitelikte sözleşme, ticari defter, çek, ödeme veya irsaliye makbuzu veya başka yazılı bir belge olup olmadığı araştırılmamıştır. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.11.2010 tarih ve 2008/717-2010/509 sayı ile verdiği menfi tespit davasının reddi kararına dayandırılmıştır. Ancak bu kararın temyiz edilip edilmediği ve kesinleşip kesinleşmediği de mahkemesinden sorulmamıştır. Müşteki vekili, 25.03.2011 tarihli itiraz dilekçesinde, takip alacaklısı şirket vekilinin menfi tespit davasına verdiği cevap dilekçesi içeriği ve anılan davadaki bilirkişi raporlarının şüphelinin yükletilen suçları işlediğinin kanıtları olduğunu belirtmiştir. İtiraz merciinin, soruşturma eksikliğini gözetmeden verdiği itirazın reddi kararının, hukuka aykırı olduğu açıktır. Somut olayda, CMK'nın 160. maddesinin Cumhuriyet savcısına yüklediği maddi gerçeği araştırma sorumluluğunun gereği, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca yerine getirilmemiştir. Ancak bu durumda soruşturmanın hangi merci tarafından yapılması gerektiği sorunu ortaya çıkmaktadır. YCGK'nın, 04.12.2007 tarih ve 2007/247-257 sayılı kararında özetle "Cumhuriyet Savcısı tarafından ceza yargılamasının temel hedefi olan maddi gerçeğe ulaşma amacına yönelik olarak gerekli kanıtların toplanmadığı hatta buna teşebbüs bile edilmediği çok açık olarak anlaşılmakta, başka bir anlatımla soruşturma evresinin tamamlanmadığı net bir biçimde tespit edilmekteyse, soruşturma evresi Cumhuriyet savcısınca tamamlanmalıdır. Aksinin kabulü halinde, soruşturma safhasının asıl yetkilisi olan Cumhuriyet Savcısı varken istisnai yetkili olan sulh ceza hakiminin soruşturmayı yapması sonucuna ulaşılır ki bu CMK'nın getirdiği sisteme ve yasanın amacına aykırıdır." denilerek soruşturma eksikliğinin nasıl giderilmesi gerektiği gösterilmiştir. Yapılan açıklamalara göre itiraz merciinin, itirazı kabul edip dosyayı soruşturmayı tamamlaması için Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına göndermesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, istem yerinde bulunduğundan, bedelsiz senedi kullanma ve yalan yere yemin suçlarından şüpheli ... hakkında, Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesince 29.04.2011 tarih ve 2011/235 D.İş sayı ile itiraz üzerine kesin olarak verilen kararın, CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin itiraz mercii tarafından yerinde tamamlanmasına, 27.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İstem yazısında “Dosya kapsamına göre, müştekinin, ortağı olduğu ... Makina Ltd. Şti'nin ticari ilişkisi dolayısıyla suça konu boş bonoyu imzalayıp teminat olarak şüphelinin yetkilisi olduğu şirkete verdiği, ortada herhangi bir borç bulunmamasına rağmen şüpheli tarafından söz konusu bononun 200.000 Türk lirası olarak doldurulup, icra takibi başlatıldığı, bilâhare takibin iptali ve müştekinin borcu olmadığının tespiti için açılan davada şüphelinin yalan yere yemin ederek gerçek dışı duruşma tutanağı düzenlenmesine sebebiyet verdiği şeklindeki iddia ile ilgili olarak, yalan yere yemin suçunun unsurlarının oluşmadığı ve senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından reddedildiği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
Müşteki vekili tarafından şüpheli aleyhine açılan ve İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/717 esas sayılı dosyasında yürütülen menfi tespit ve takibin iptaline ilişkin davanın, davalının yemin etmesi sebebiyle reddine karar verildiği ve bonodaki miktarın yüksekliği nazara alındığında, yeterli soruşturma yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
Ceza Muhakemesi Kanununun 160. maddesinin 1. fıkrasında "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. maddesinin 2. fıkrasında, " Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." 173. maddesinin 3. fıkrasında ise" Başkan, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hakimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder;" hükümleri yer almaktadır.
İncelenen dosyada, müşteki Yasin Yılmaz vekilinin, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 20.10.2010 tarihli şikayet dilekçesinde, müvekkilinin, ortağı olduğu ... Makine Ltd. Şti. adına imzalayıp, Yiğitsan Komprasör Makine San. ve Tic. A.Ş.'ne boş olarak verdiği teminat senedinin miktar hanesine, 200.000 TL yazılıp icra takibine geçilmek suretiyle aslında bedelsiz olan bir senedin kullanıldığını ve müvekkilinin adı geçen şirkete böyle bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek açtıkları menfi tespit davasının, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde yapılan yargılaması sırasında, şirket yetkilisi şüpheli Hakan Şengül'ün, yalan yere yemin ettiğini ileri sürdüğü görülmektedir. Şişli
Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/717 esas sayılı dosyasını inceleme ve müştekinin ifadesini almakla yetinip soruşturmayı tamamlamıştır. Ancak menfi tespit davası dosyasındaki bilirkişi raporları irdelenmemiş, senede dayalı borç ilişkisini ve miktarını doğrulayacak nitelikte sözleşme, ticari defter, çek, ödeme veya irsaliye makbuzu veya başka yazılı bir belge olup olmadığı araştırılmamıştır. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.11.2010 tarih ve 2008/717-2010/509 sayı ile verdiği menfi tespit davasının reddi kararına dayandırılmıştır. Ancak bu kararın temyiz edilip edilmediği ve kesinleşip kesinleşmediği de mahkemesinden sorulmamıştır. Müşteki vekili, 25.03.2011 tarihli itiraz dilekçesinde, takip alacaklısı şirket vekilinin menfi tespit davasına verdiği cevap dilekçesi içeriği ve anılan davadaki bilirkişi raporlarının şüphelinin yükletilen suçları işlediğinin kanıtları olduğunu belirtmiştir. İtiraz merciinin, soruşturma eksikliğini gözetmeden verdiği itirazın reddi kararının, hukuka aykırı olduğu açıktır. Somut olayda, CMK'nın 160. maddesinin Cumhuriyet savcısına yüklediği maddi gerçeği araştırma sorumluluğunun gereği, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca yerine getirilmemiştir. Ancak bu durumda soruşturmanın hangi merci tarafından yapılması gerektiği sorunu ortaya çıkmaktadır. YCGK'nın, 04.12.2007 tarih ve 2007/247-257 sayılı kararında özetle "Cumhuriyet Savcısı tarafından ceza yargılamasının temel hedefi olan maddi gerçeğe ulaşma amacına yönelik olarak gerekli kanıtların toplanmadığı hatta buna teşebbüs bile edilmediği çok açık olarak anlaşılmakta, başka bir anlatımla soruşturma evresinin tamamlanmadığı net bir biçimde tespit edilmekteyse, soruşturma evresi Cumhuriyet savcısınca tamamlanmalıdır. Aksinin kabulü halinde, soruşturma safhasının asıl yetkilisi olan Cumhuriyet Savcısı varken istisnai yetkili olan sulh ceza hakiminin soruşturmayı yapması sonucuna ulaşılır ki bu CMK'nın getirdiği sisteme ve yasanın amacına aykırıdır." denilerek soruşturma eksikliğinin nasıl giderilmesi gerektiği gösterilmiştir. Yapılan açıklamalara göre itiraz merciinin, itirazı kabul edip dosyayı soruşturmayı tamamlaması için Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına göndermesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, istem yerinde bulunduğundan, bedelsiz senedi kullanma ve yalan yere yemin suçlarından şüpheli ... hakkında, Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesince 29.04.2011 tarih ve 2011/235 D.İş sayı ile itiraz üzerine kesin olarak verilen kararın, CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin itiraz mercii tarafından yerinde tamamlanmasına, 27.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.