Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2011/18521 K.2012/2502
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Başkasına ait kimlik bilgisini kullanmak
**HÜKÜM:** Hükümlülük
Yokluğunda verilen kararın başka suçtan tutuklu olan sanığın ev adresine 18.05.2007 ve 30.10.2009 tarihinde yapılan tebligatların geçersiz olduğu, 29.06.2011 tarihinde tebliğ edilen gerekçeli kararda ise sanık bakımından temyiz süresinin ne zaman başlayacağı açıkça belirtilmediğinden temyiz isteğinin süresinde bulunduğu kabul edilerek ve temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Jandarma tarafından usulüne uygun yol araması sırasında adam öldürme suçundan aranan sanığın kimlik ibraz etmemesi üzerine 24.11.2005 tarihinde gözaltına alındığı, sanığın kendisini ... olarak tanıttığı ve bu isimle tutanaklar düzenlendiği, 25.11.2005 tarihinde yapılan parmak izi incelemesinde sanığın gerçek kimliğinin tespit edildiği kabul edilmiş ise de, sanığın 24.11.2005 tarihinde alınan ifadesinde gerçek kimliğini açıkladığı, buna karşın 25.112005 tarihli bir kısım tutanaklarda isminin hala ... olarak yer aldığı anlaşıldığından, sanığın gerçek kimliğini parmak izi incelemesinden önce açıklayıp açıklamadığı kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanarak, sonucuna göre TCY'nın 269. maddesindeki iftiradan dönme hükümleri uyarınca cezasında indirim yapılıp yapılmayacağının belirlenmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile yazılı biçimde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ve sanık ...'in temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Başkasına ait kimlik bilgisini kullanmak
**HÜKÜM:** Hükümlülük
Yokluğunda verilen kararın başka suçtan tutuklu olan sanığın ev adresine 18.05.2007 ve 30.10.2009 tarihinde yapılan tebligatların geçersiz olduğu, 29.06.2011 tarihinde tebliğ edilen gerekçeli kararda ise sanık bakımından temyiz süresinin ne zaman başlayacağı açıkça belirtilmediğinden temyiz isteğinin süresinde bulunduğu kabul edilerek ve temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Jandarma tarafından usulüne uygun yol araması sırasında adam öldürme suçundan aranan sanığın kimlik ibraz etmemesi üzerine 24.11.2005 tarihinde gözaltına alındığı, sanığın kendisini ... olarak tanıttığı ve bu isimle tutanaklar düzenlendiği, 25.11.2005 tarihinde yapılan parmak izi incelemesinde sanığın gerçek kimliğinin tespit edildiği kabul edilmiş ise de, sanığın 24.11.2005 tarihinde alınan ifadesinde gerçek kimliğini açıkladığı, buna karşın 25.112005 tarihli bir kısım tutanaklarda isminin hala ... olarak yer aldığı anlaşıldığından, sanığın gerçek kimliğini parmak izi incelemesinden önce açıklayıp açıklamadığı kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanarak, sonucuna göre TCY'nın 269. maddesindeki iftiradan dönme hükümleri uyarınca cezasında indirim yapılıp yapılmayacağının belirlenmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile yazılı biçimde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ve sanık ...'in temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.