Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2011/1275 K.2012/31671
Özet: Uyuşmazlık, sanığın “görevi yaptırmamak için direnme” ve “suçluyu kayırma” suçlarından mahkum edilmesiyle ilgili temyiz başvurusudur. Mahkeme, temyize gerek olmadığını belirterek, sanığı aynı suçlar nedeniyle hapis cezasına çarptı ve kararını onayladı.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Görevi yaptırmamak için direnme, suçluyu kayırma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A) Sanık ...'a yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış, sanığın eylemini birden fazla kişiye yönelik olarak gerçekleştirmesi karşısında; TCK'nın 43/2 madde ve fıkrası uygulanmamış ise de; aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak, TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen hak yoksunluklarının hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olduğu ve seçenekli olarak uygulanmayacağı gözetilmeden, anılan fıkranın sadece b bendinin uygulanmasına karar verilerek infaz yetkisinin kısıtlanması sonucunu doğuracak biçimde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun olarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/1 -(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ve 53/l-a.b, d.e bentlerindeki hak yoksunlukları bakımından mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması, biçiminde DÜZELTİLMESİNE ve başkaca yönleri Yasaya uygun bulunan hükmün bu bağlamda ONANMASINA,
B) Sanık ...’ya yükletilen görevi yaptırmamak için direnme ve suçluyu kayırma eylemlerinden kurulun hükümlere yönelik temyize gelince;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık ...’nın aşamalarda; ticari taksİ şöförü olduğunu, olay günü durakta beklediği esnada ...’ın cep telefonundan arayarak taksi gerektiğini söylemesi üzerine diğer sanıkları araca aldığını seyir halindeyken polislerin aracın önünü kestiklerinde diğer sanıkların ellerinde tüfek olması nedeniyle kortuğunu, ...’ın arandığını bilmediğini savunması, sanık ...’ın alınan beyanında taksici olduğunu bildiği Rahmi’yi aradığını belirtmesi karşısında, sanık ...’nın ne şekilde görevi yaptırmamak için direnme suçuna iştirak ettiği ve suçluyu kayırma suçunu işlediği tartışılmadan, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre de;
a-Sanığın eylemini birden fazla kişiye yönelik olarak gerçekleştirmesi karşısında; TCK'nın 43/2 madde ve fıkrası uygulanmaması,
b-TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen hak yoksunluklarının hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olduğu ve seçenekli olarak uygulanmayacağı gözetilmeyerek. anılan fıkranın sadece b bendinin uygulanmasına karar verilerek infaz yetkisinin kısıtlanması sonucunu doğuracak biçimde hüküm kurulması,
c-Sanığın tekerrüre esas sabıkasının bulunması karşısında; TCK'nın 58 maddesinin uygulanmaması,
Yasaya aykırı ve sanık ...'nın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 24.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Görevi yaptırmamak için direnme, suçluyu kayırma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A) Sanık ...'a yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış, sanığın eylemini birden fazla kişiye yönelik olarak gerçekleştirmesi karşısında; TCK'nın 43/2 madde ve fıkrası uygulanmamış ise de; aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak, TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen hak yoksunluklarının hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olduğu ve seçenekli olarak uygulanmayacağı gözetilmeden, anılan fıkranın sadece b bendinin uygulanmasına karar verilerek infaz yetkisinin kısıtlanması sonucunu doğuracak biçimde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun olarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/1 -(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ve 53/l-a.b, d.e bentlerindeki hak yoksunlukları bakımından mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması, biçiminde DÜZELTİLMESİNE ve başkaca yönleri Yasaya uygun bulunan hükmün bu bağlamda ONANMASINA,
B) Sanık ...’ya yükletilen görevi yaptırmamak için direnme ve suçluyu kayırma eylemlerinden kurulun hükümlere yönelik temyize gelince;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık ...’nın aşamalarda; ticari taksİ şöförü olduğunu, olay günü durakta beklediği esnada ...’ın cep telefonundan arayarak taksi gerektiğini söylemesi üzerine diğer sanıkları araca aldığını seyir halindeyken polislerin aracın önünü kestiklerinde diğer sanıkların ellerinde tüfek olması nedeniyle kortuğunu, ...’ın arandığını bilmediğini savunması, sanık ...’ın alınan beyanında taksici olduğunu bildiği Rahmi’yi aradığını belirtmesi karşısında, sanık ...’nın ne şekilde görevi yaptırmamak için direnme suçuna iştirak ettiği ve suçluyu kayırma suçunu işlediği tartışılmadan, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre de;
a-Sanığın eylemini birden fazla kişiye yönelik olarak gerçekleştirmesi karşısında; TCK'nın 43/2 madde ve fıkrası uygulanmaması,
b-TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen hak yoksunluklarının hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olduğu ve seçenekli olarak uygulanmayacağı gözetilmeyerek. anılan fıkranın sadece b bendinin uygulanmasına karar verilerek infaz yetkisinin kısıtlanması sonucunu doğuracak biçimde hüküm kurulması,
c-Sanığın tekerrüre esas sabıkasının bulunması karşısında; TCK'nın 58 maddesinin uygulanmaması,
Yasaya aykırı ve sanık ...'nın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 24.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.