Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2010/12121 K.2010/9871
Özet: (1) Uyuşmazlık konusu, Tarsus 1.Sulh Ceza Mahkemesi’nin 28.01.2009 tarihli kararında tehdit suçundan dolayı sanığa verilen 1 ay hapis cezasının ve tekerrür uygulamasına dayanan adli para cezasının yasa yararına bozulması talebidir. (2) Mahkeme, bu aşamada yasa yararına bozma kararı vermeye yetkisi olmadığını belirterek dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verdi.
Tehdit suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1. maddesi gereğince 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın cezasının aynı Kanun'un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Tarsus 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 28.01.2009 tarihli ve 2007/184 Esas, 2009/5 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 08.04.2010 gün ve 21763 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2010 gün ve 90437 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “dosya kapsamına göre; suç tarihinden önce hapis cezasına mahkum edilmediğinin anlaşılması karşısında sanık hakkında tayin olunan 1 ay hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki tedbirlerden birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
İncelenen dosyada, mahkemece sanık hakkında tehdit suçundan 1 ay hapis cezasına hükmedildiği ve Tarsus 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 24.5.2005 tarih ve 2004/767-2005/407 sayılı kararının, T.C. Y.'nın 58. maddesi uygulamasına esas alındığı görülmektedir. Tekerrür uygulamasına dayanak alınan kararda sanığa 765 sayılı T.C. Y.'nın 456/4, 51/1, 59/2 maddeleri uyarınca 278.510.000 TL doğrudan adli para cezası verildiği anlaşılmaktadır. 5320 sayılı Ceza Yargılaması Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 8. maddesinin 1. fıkrasında ""Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ila 326. maddeleri uygulanır." 5219 sayılı Yasa ile değişik 1412 sayılı C.Y.Y.'nın 305/2 maddesinde "İki milyar liraya kadar (iki milyar dahil) para cezalarına dair olan hükümler, temyiz olunamaz." Aynı yasa maddesinin son fıkrasında ise "Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz. Ancak haklarında 343. madde hükümleri dairesinde Yargıtay'a başvurulabilir." hükümleri yer almaktadır. Mahkemece tekerrür uygulamasına esas alınan mahkumiyet hükmünün iki milyar (2.000) TL'nın altında kaldığı açıktır. Yargıtay incelemesi sırasında saptanan bu hukuka aykırılık, yasa yararına bozmaya konu yapılmadığından belirtilen yasa yolunun niteliği gereği resen giderilemeyecektir. Y.C.G.K.'nun 17.7.2007 gün ve 2007/145-172, 27.3.2007 gün ve 2007/73-76 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere hükümdeki diğer yasaya aykırılıklar giderilmeden, uyuşmazlık konusunda karar verilmesi halinde, hukuka aykırılıkları giderme ve ülkede uygulama birliğini hukuka uygunlukla sağlama amacına hizmet için öngörülen "yasa yararına bozma" kurumu bünyesinde hukuka aykırılık taşıyan hükümleri onaylama sonucunu doğuracaktır. Yasa yararına bozma konusunun bu aşamada sonuçlandırılması yapılan açıklamalar ışığında olanaklı bulunmayıp Adalet Bakanlığının durumdan haberdar edilerek saptanan yeni hukuka aykırılık açısından yasa yararına bozma yasa yoluna başvurusunun sağlanması gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1) Yasa yararına bozma isteği hakkında bu aşamada bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,
2) Hükümde inceleme sırasında saptanan yukarıdaki yeni hukuka aykırılık nedeni açısından yasa yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için dosyanın, Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE, 12.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Tebliğnamede “dosya kapsamına göre; suç tarihinden önce hapis cezasına mahkum edilmediğinin anlaşılması karşısında sanık hakkında tayin olunan 1 ay hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki tedbirlerden birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
İncelenen dosyada, mahkemece sanık hakkında tehdit suçundan 1 ay hapis cezasına hükmedildiği ve Tarsus 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 24.5.2005 tarih ve 2004/767-2005/407 sayılı kararının, T.C. Y.'nın 58. maddesi uygulamasına esas alındığı görülmektedir. Tekerrür uygulamasına dayanak alınan kararda sanığa 765 sayılı T.C. Y.'nın 456/4, 51/1, 59/2 maddeleri uyarınca 278.510.000 TL doğrudan adli para cezası verildiği anlaşılmaktadır. 5320 sayılı Ceza Yargılaması Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 8. maddesinin 1. fıkrasında ""Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ila 326. maddeleri uygulanır." 5219 sayılı Yasa ile değişik 1412 sayılı C.Y.Y.'nın 305/2 maddesinde "İki milyar liraya kadar (iki milyar dahil) para cezalarına dair olan hükümler, temyiz olunamaz." Aynı yasa maddesinin son fıkrasında ise "Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz. Ancak haklarında 343. madde hükümleri dairesinde Yargıtay'a başvurulabilir." hükümleri yer almaktadır. Mahkemece tekerrür uygulamasına esas alınan mahkumiyet hükmünün iki milyar (2.000) TL'nın altında kaldığı açıktır. Yargıtay incelemesi sırasında saptanan bu hukuka aykırılık, yasa yararına bozmaya konu yapılmadığından belirtilen yasa yolunun niteliği gereği resen giderilemeyecektir. Y.C.G.K.'nun 17.7.2007 gün ve 2007/145-172, 27.3.2007 gün ve 2007/73-76 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere hükümdeki diğer yasaya aykırılıklar giderilmeden, uyuşmazlık konusunda karar verilmesi halinde, hukuka aykırılıkları giderme ve ülkede uygulama birliğini hukuka uygunlukla sağlama amacına hizmet için öngörülen "yasa yararına bozma" kurumu bünyesinde hukuka aykırılık taşıyan hükümleri onaylama sonucunu doğuracaktır. Yasa yararına bozma konusunun bu aşamada sonuçlandırılması yapılan açıklamalar ışığında olanaklı bulunmayıp Adalet Bakanlığının durumdan haberdar edilerek saptanan yeni hukuka aykırılık açısından yasa yararına bozma yasa yoluna başvurusunun sağlanması gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1) Yasa yararına bozma isteği hakkında bu aşamada bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,
2) Hükümde inceleme sırasında saptanan yukarıdaki yeni hukuka aykırılık nedeni açısından yasa yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için dosyanın, Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE, 12.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.