Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2009/4100 K.2011/4934
**MAHKEMESİ:**Çocuk Mahkemesi
SUÇLAR : Görevi Yaptırmamak İçin Direnme ve görevliye hakaret
**HÜKÜM:** Hükümlülük
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Başka bir suç nedeniyle adliye koridorunda bekleyen 15 yaşından küçük olan sanığın orada bulunan babası ile görüşmek istemesi üzerine polislerin kendisini itekledikleri yönündeki savunması karşısında; müştekilerin keyfi ya da tahrik eden davranışları bulunup bulunmadığı yöntemince irdelenip reddedilmeden ve TCY.nın 129.maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
2- Toplumların geleceği ve teminatı olan çocukların sahip oldukları önemi dikkate alan 10.12.1948 tarihli Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 25. maddesinin 1. paragrafında, çocukluğun özel ihtimam ve yardım görme hakkına sahip olduğunu; yine 14.9.1990 tarihinde imzalanan ve 9.12.1994 tarih ve 4058 sayılı Yasa ile onaylanması uygun bulunarak T.C.Anayasasının 90. maddesi uyarınca iç hukukumuza dahil olan ve 1. maddesi ile, onsekiz yaşına kadar her insanı çocuk sayan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3. maddesinin 1. paragrafı da, “Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararı temel düşüncedir.” hükmünü kabul etmiştir.
Hızla gelişen toplum hayatının ortaya çıkardığı çocuk suçluluğunu önleme amacıyla 5395 sayılı Yasa düzenlenmiş, Çocuk mahkemeleri kurulmuş, ceza ve tedbirin uygulanmasından önce, gerekirse, uzmanlar marifetiyle, küçüğün çeşitli yönlerden araştırılıp incelenmesi öngörülmüş, bu amaçla, mahkemeye yardımcı olmak üzere, uzman personel görevlendirilmiştir.
Bu açıklamaların ışığında, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Sözleşmenin 25/1. madde ve paragrafı hükmü uyarınca, faaliyetlerinde küçük sanığın yararını temel almak durumunda olan mahkemece, cezanın failin kişiliğine uydurulmasını sağlayan yargısal bireyselleştirme aracı olduğu ve uygulanmasının isteğe bağlı bulunmadığı da dikkate alınarak sanık hakkında TCY.nın 62.maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği, TCY.nın 62.maddesinin uygulanması ya da uygulanmamasına yönelik olarak değerlendirme yapıldığında ise anılan maddenin 2.fıkrasında sözü edildiği gibi; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar irdelenip somut olaya ve dosyadaki bilgilere göre ilişkilendirilip gerekçelendirilerek karar verilmesi gerekirken, "başkaca artırım ve indirim yapılmasına yer olmadığına" gibi yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle anılan hükmün uygulanmamasına karar verilmesi,
3- Sanığın birden fazla kolluk görevlisine karşı gerçekleştirdiği görevi yaptırmamak için direnme suçunda koşulları bulunmasına karşın TCY.nın 43/2. maddesinin uygulanmaması,
4- Sanığın 15 yaşından küçük olması nedeniyle, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35.maddesi uyarınca yargılamaya konu suçlar yönünden sanığın sosyal yaşamı hakkında sosyal çalışma uzmanından rapor alınarak mahkemece işlediği suçun anlam ve sonuçlarını algılayabilecek gelişim içinde bulunup bulunmadığının değerlendirilmemesi ve anılan maddenin 3. fıkrasına aykırı olarak rapor alınmayarak sanığın başka eylemlerinden dolayı alınan sosyal inceleme raporunun onaylı sureti ile yetinilmesi ile ayrıca sosyal inceleme raporu yanında 23.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/4.maddesi uyarınca yasal zorunluluk olan uzman hekim raporu alınmadan karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken karşı temyiz olmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte olan 1402 sayılı CYY.nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 12.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.
SUÇLAR : Görevi Yaptırmamak İçin Direnme ve görevliye hakaret
**HÜKÜM:** Hükümlülük
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Başka bir suç nedeniyle adliye koridorunda bekleyen 15 yaşından küçük olan sanığın orada bulunan babası ile görüşmek istemesi üzerine polislerin kendisini itekledikleri yönündeki savunması karşısında; müştekilerin keyfi ya da tahrik eden davranışları bulunup bulunmadığı yöntemince irdelenip reddedilmeden ve TCY.nın 129.maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
2- Toplumların geleceği ve teminatı olan çocukların sahip oldukları önemi dikkate alan 10.12.1948 tarihli Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 25. maddesinin 1. paragrafında, çocukluğun özel ihtimam ve yardım görme hakkına sahip olduğunu; yine 14.9.1990 tarihinde imzalanan ve 9.12.1994 tarih ve 4058 sayılı Yasa ile onaylanması uygun bulunarak T.C.Anayasasının 90. maddesi uyarınca iç hukukumuza dahil olan ve 1. maddesi ile, onsekiz yaşına kadar her insanı çocuk sayan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3. maddesinin 1. paragrafı da, “Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararı temel düşüncedir.” hükmünü kabul etmiştir.
Hızla gelişen toplum hayatının ortaya çıkardığı çocuk suçluluğunu önleme amacıyla 5395 sayılı Yasa düzenlenmiş, Çocuk mahkemeleri kurulmuş, ceza ve tedbirin uygulanmasından önce, gerekirse, uzmanlar marifetiyle, küçüğün çeşitli yönlerden araştırılıp incelenmesi öngörülmüş, bu amaçla, mahkemeye yardımcı olmak üzere, uzman personel görevlendirilmiştir.
Bu açıklamaların ışığında, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Sözleşmenin 25/1. madde ve paragrafı hükmü uyarınca, faaliyetlerinde küçük sanığın yararını temel almak durumunda olan mahkemece, cezanın failin kişiliğine uydurulmasını sağlayan yargısal bireyselleştirme aracı olduğu ve uygulanmasının isteğe bağlı bulunmadığı da dikkate alınarak sanık hakkında TCY.nın 62.maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği, TCY.nın 62.maddesinin uygulanması ya da uygulanmamasına yönelik olarak değerlendirme yapıldığında ise anılan maddenin 2.fıkrasında sözü edildiği gibi; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar irdelenip somut olaya ve dosyadaki bilgilere göre ilişkilendirilip gerekçelendirilerek karar verilmesi gerekirken, "başkaca artırım ve indirim yapılmasına yer olmadığına" gibi yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle anılan hükmün uygulanmamasına karar verilmesi,
3- Sanığın birden fazla kolluk görevlisine karşı gerçekleştirdiği görevi yaptırmamak için direnme suçunda koşulları bulunmasına karşın TCY.nın 43/2. maddesinin uygulanmaması,
4- Sanığın 15 yaşından küçük olması nedeniyle, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35.maddesi uyarınca yargılamaya konu suçlar yönünden sanığın sosyal yaşamı hakkında sosyal çalışma uzmanından rapor alınarak mahkemece işlediği suçun anlam ve sonuçlarını algılayabilecek gelişim içinde bulunup bulunmadığının değerlendirilmemesi ve anılan maddenin 3. fıkrasına aykırı olarak rapor alınmayarak sanığın başka eylemlerinden dolayı alınan sosyal inceleme raporunun onaylı sureti ile yetinilmesi ile ayrıca sosyal inceleme raporu yanında 23.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/4.maddesi uyarınca yasal zorunluluk olan uzman hekim raporu alınmadan karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken karşı temyiz olmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte olan 1402 sayılı CYY.nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 12.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.