Yargıtay3. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2016/18367 K.2017/10283
Özet: Uyuşmazlık, sanıklar arasındaki öfke ve şiddet sonucu meydana gelen kavgada kimden kimin haksız tahrik yaptığı ve sanıkın önceki cezasının yeniden cezaya eklenip eklenmeyeceği konusundaki temyiz itirazlarıdır. Mahkeme, sanığın haksız tahrik nedeniyle 29. maddədən yayımlanacak hapis cezasına tabi olduğunu, önceki hapis cezasını tekrar göz önünde bulundurup 5275 sayılı kanunun ilgili hükümlerini uygulayarak bu cezayı kesinleştirmiş ve kararını temyiz itirazına karşı koyarak mahkumiyet hükmünü onaylamıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine ancak;
1) Tarafların aşamalardaki beyanları ve alınan doktor raporlarına göre mağdur sanıklar arasında çıkan tartışmanın karşılıklı kavgaya dönüşerek her iki tarafında yaralanması şeklinde gerçekleşen olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.10.2002 tarihli esas 2002/4-238-2002/367 sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin araştırılması, bu hususun tespit edilememesi durumunda da sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesindeki haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Sanık ...'in adli sicil kaydındaki Balıkesir 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 24.09.2013 tarih, 2013/546 Esas, 2013/926 sayılı 10 ay hapis cezasına ilişkin daha ağır cezayı gerektiren ilamının 5237 sayılı TCK'nin 58. ve 5275 sayılı CGTİK 108/2. maddeleri gereğince tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
3) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108. maddesi uyarınca mükerrirler hakkında denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye ait olacağı gözetilmeden, hükümlülük kararında mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 58/6, 7. madde ve fıkrası uyarınca "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına" karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenerek infaz yetkisinin kısıtlanması,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın saklı tutulması kaydıyla, 6723 sayılı Kanunun 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 06/07/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜM: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine ancak;
1) Tarafların aşamalardaki beyanları ve alınan doktor raporlarına göre mağdur sanıklar arasında çıkan tartışmanın karşılıklı kavgaya dönüşerek her iki tarafında yaralanması şeklinde gerçekleşen olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.10.2002 tarihli esas 2002/4-238-2002/367 sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin araştırılması, bu hususun tespit edilememesi durumunda da sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesindeki haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Sanık ...'in adli sicil kaydındaki Balıkesir 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 24.09.2013 tarih, 2013/546 Esas, 2013/926 sayılı 10 ay hapis cezasına ilişkin daha ağır cezayı gerektiren ilamının 5237 sayılı TCK'nin 58. ve 5275 sayılı CGTİK 108/2. maddeleri gereğince tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
3) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108. maddesi uyarınca mükerrirler hakkında denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye ait olacağı gözetilmeden, hükümlülük kararında mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 58/6, 7. madde ve fıkrası uyarınca "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına" karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenerek infaz yetkisinin kısıtlanması,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın saklı tutulması kaydıyla, 6723 sayılı Kanunun 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 06/07/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.