Yargıtay3. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2012/6565 K.2012/9515
Müessir fiil suçundan sanık ...'ın,765 sayılı Türk Ceza Kanununun 456/2,51/1,59/2.maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Suruç Asliye Ceza Mahkemesinin 13.11.2003 tarihli ve 2002/167 esas,2003/351 sayılı kararının infazı sırasında,01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine,dava zamanaşımının dolmuş olmasından dolayı 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 ve 104.maddeleri gereğince kamu davasının düşürülmesine dair Suruç Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2009 tarihli ve 2009/113 esas,2009/88 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 23.11.2011 tarih ve 2011/14743-59513 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20.01.2012 tarih ve 2011/393297 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun “Lehe hükümlerin uygulanmasında usul” kenar başlıklı 9.maddesinin 4.fıkrasında yer alan, “Kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda,sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz.”şeklindeki düzenleme karşısında,sanık hakkındaki kesinleşmiş hükümle sonuçlanmış olan davanın zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden Suruç Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2009 tarih ve 2009/113 esas,2009/88 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK' nun 309. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA,müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine,dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,14.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Mezkur ihbarnamede;
5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun “Lehe hükümlerin uygulanmasında usul” kenar başlıklı 9.maddesinin 4.fıkrasında yer alan, “Kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda,sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz.”şeklindeki düzenleme karşısında,sanık hakkındaki kesinleşmiş hükümle sonuçlanmış olan davanın zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden Suruç Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2009 tarih ve 2009/113 esas,2009/88 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK' nun 309. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA,müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine,dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,14.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.