Yargıtay3. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2012/22308 K.2012/27372
6831 sayılı Orman Kanununa muhalefet suçundan sanık ...'in, aynı Kanunun 91/1, 91/1-son cümle, 91/3, 91/son maddeleri uyarınca 24 ay hapis ve 5.040.000 Türk Lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair Vize Sulh Ceza Mahkemesinin 02/04/1996 tarihli ve 1995/69 Esas, 1996/56 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine yapılan yargılama sonunda, olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle, sanık hakkında açılan kamu davasının 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 102/4. ve 104/2. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılmasına ilişkin aynı mahkemenin 03/12/2009 tarihli ve 2008/217 Esas, 2009/144 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 14/05/2012 tarih ve 2012/8416/28289 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01/06/2012 tarih ve 2012/141358 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi,
Mezkur ihbarnamede;
5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/4 maddesinde yer alan, "kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz." şeklindeki düzenleme karşısında, ilk kararın kesinleşmesinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca, lehe kanun değerlendirilmesi yapılarak bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma işteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden Vize Sulh Ceza Mahkemesinin 03/12/2009 tarihli ve 2008/217 Esas, 2009/144 sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi 4. fıkrası (a) bendi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Mezkur ihbarnamede;
5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/4 maddesinde yer alan, "kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz." şeklindeki düzenleme karşısında, ilk kararın kesinleşmesinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca, lehe kanun değerlendirilmesi yapılarak bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma işteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden Vize Sulh Ceza Mahkemesinin 03/12/2009 tarihli ve 2008/217 Esas, 2009/144 sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi 4. fıkrası (a) bendi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.