‹ Ana sayfa
Yargıtay3. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2012/22294 K.2012/28032

Esas No: 2012/22294 · Karar No: 2012/28032 · Karar Tarihi: 03.07.2012
Kasten yaralama suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 86/2, 62/1, 52/2. maddeleri gereğince 2000 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Mihalgazi Sulh Ceza Mahkemesinin 02.12.2009 tarihli ve 2009/37-70 sayılı kararını müteakip, sanığın deneme süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi sebebiyle dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonunda, sanığın aynı Kanunun 86/2, 62/1, 52/2. maddeleri uyarınca 2000 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin aynı mahkemenin 05.10.2011 tarihli ve 2011/19-54 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 07.05.2012 tarih ve 2012/7980-27233 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.05.2012 tarih ve 2012/132632 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, duruşma açılarak sanık hakkında hüküm kurulmuş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/11. fıkrasında yer alan “denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, mahkemece sanığın celp edilmesi, varsa diyecekleri sorulup, anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmememesinde,
5237 sayılı TCK'nin 73/4. maddesinde “kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.” hükmünün yer alması ve müştekinin 25.05.2011 tarihli oturumda şikayetten vazgeçtiğini bildirmesi karşısında, davanın düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden Mihalgazi Sulh Ceza Mahkemesinin 05.10.2011 tarih ve 2011/19 esas, 2011/54 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?