Yargıtay3. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2012/1542 K.2012/7032
Özet: (1) Şüphelinin eşine ve çocuklarına bakım, eğitim ve destek yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasıyla ilgili olarak Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapıp yapmadığı ve kovuşturmaya yer olup olmadığına karar vermesi konusundaki uyuşmazlık; (2) Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi, Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma talebini kabul ederek, Cumhuriyet Savcısının 160‑maddesine uygun soruşturma yapmadığını tespit etti ve kovuşturmaya yer olmadığına karar veren kararı bozdurdu.
Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30.12.2010 tarihli ve 2010/48141 soruşturma, 2010/19442 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 21.03.2011 tarihli ve 2011/810 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 16.05.2011 tarih ve 2011/6253-28057 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 29.06.2011 tarih ve 2011/215512 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; şüphelinin eşine ve çocuklarına karşı bakım, eğitim ve destek olma yükümlülüğünü yerine getirmediği iddia edilen olayda, ihtilafın hukuki nitelikte olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 160. Maddesinde yer alan “ Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırma başlar. Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür. ” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14.11.2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, şikayet dilekçesi üzerine hiçbir soruşturma işlemi yapılmadığı, ortada 5271 Sayılı Kanuna uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanununun 160. Maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı CMK'nun 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı CYY’nın 160. maddesi uyarınca bir suçun işlendiğine ilişkin ihbarı alan C. savcısı, hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamak ve maddi gerçeğin araştırılabilmesi ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak aynı yasanın 170/2. maddesi uyarınca yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmak, aksi halde ise CMK’nın 172. maddesi gereği kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevlidir.
Cumhuriyet Savcısının kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararına karşı yapılacak itirazla ilgili olarak CMK’nın 173/3. maddesinde; “ başkan kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hakimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder… ” ve aynı maddenin 4. fıkrasında; “ Başkan istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir ” hükümleri yer almaktadır.
Buna karşın, C. Savcısının CMK’nın kendisine yüklediği soruşturma görevini hiç yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir " soruşturma " nın bulunmadığı bir durumda, yasanın 173/3. maddesi koşulları oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin, C. Savcısının CMK’nın 160 vd. maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar vermesi gerekmektedir.
Açıklanan bu nedenlerle; Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 21.03.2011 tarihli ve 2011/810 değişik iş sayılı kararı 5271 Sayılı CMK' nun 309. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, sonraki işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; şüphelinin eşine ve çocuklarına karşı bakım, eğitim ve destek olma yükümlülüğünü yerine getirmediği iddia edilen olayda, ihtilafın hukuki nitelikte olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 160. Maddesinde yer alan “ Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırma başlar. Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür. ” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14.11.2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, şikayet dilekçesi üzerine hiçbir soruşturma işlemi yapılmadığı, ortada 5271 Sayılı Kanuna uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanununun 160. Maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı CMK'nun 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı CYY’nın 160. maddesi uyarınca bir suçun işlendiğine ilişkin ihbarı alan C. savcısı, hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamak ve maddi gerçeğin araştırılabilmesi ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak aynı yasanın 170/2. maddesi uyarınca yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmak, aksi halde ise CMK’nın 172. maddesi gereği kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevlidir.
Cumhuriyet Savcısının kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararına karşı yapılacak itirazla ilgili olarak CMK’nın 173/3. maddesinde; “ başkan kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hakimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder… ” ve aynı maddenin 4. fıkrasında; “ Başkan istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir ” hükümleri yer almaktadır.
Buna karşın, C. Savcısının CMK’nın kendisine yüklediği soruşturma görevini hiç yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir " soruşturma " nın bulunmadığı bir durumda, yasanın 173/3. maddesi koşulları oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin, C. Savcısının CMK’nın 160 vd. maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar vermesi gerekmektedir.
Açıklanan bu nedenlerle; Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 21.03.2011 tarihli ve 2011/810 değişik iş sayılı kararı 5271 Sayılı CMK' nun 309. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, sonraki işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.