Yargıtay3. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2011/23023 K.2011/19640
**MAHKEMESİ:**Sulh Ceza Mahkemesi
**HÜKÜM:** Sanığın mahkumiyetine dair,
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1-) 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesinden sanıklar için hükmün açıklanmasının geri bırakılması imkanı getirilmiştir. Objektif ve subjektif koşulları olan düzenlemeye göre cezaya ilişkin olanı, mahkemece belirlenen cezanın en çok 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası olmasıdır. Olayımızda bu koşulun gerçekleştiği anlaşılmıştır. Fail bakımından aranan diğer koşullar ise; daha önceden kasıtlı bir suç işlememiş bulunması, yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat gelmiş bulunması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları itibariyle bir cezaya hükmedilmesine gerek görülmemesi ve mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesinden ibarettir. Yasa maddesinde belirtilen bu koşulların oluşup oluşmadığı ve bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı hakim tarafından her olayda değerlendirilip denetime imkan sağlayacak biçimde kararda gösterilmesi gerektiği,
Somut olayımızda, sanığın CMK'nun 231/6-a maddesi gereğince daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkum olması sebebiyle sanık hakkında CMK'nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği belirtilmiştir. Sanığın adli sicil kaydında bulunan Kiraz Asliye Ceza Mahkemesinin 13.05.2002 tarihinde kesinleşmiş, 27.09.2000 tarih ve 2000/112-161 E. K. Sayılı ilamı ile esrar elde etmek amacıyla izinsiz hint keneviri ekmek suçundan 2313 Sayılı Kanunun 23/son ve 647 S.K'nun 6. maddeleri gereğince erteli 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin önceki hükümlülük kaydının 5 yıllık erteleme süresi içerisinde herhangi bir suç işlenmemesi nedeniyle tüm sonuçları ile birlikte ortadan kalkmış olduğu düşünülmeden sırf bu gerekçe ile "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına” dair karar verilmesinin yerinde olmadığı, diğer koşulların mevcudiyeti yönünden de bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
2-Kabule görede;
Sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşıldığından tebliğnamedeki aksi yöndeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
a) Katılan ile sanık arasında tarla meselesi yüzünden ihtilaf bulunması, sanığın bahse konu tarlayı yaklaşık 20 yıl önce katılandan bedelini ödemek suretiyle aldığını ve 20 yıldır kendisinin kullandığını savunması, tanığın beyanında bahse konu tarlanın daha öncesinde sanık tarafından kullanıldığının, olay günü de bu tarlayı katılanla birlikte ilaçlamaya gittiklerini belirtmesi karşısında bahse konu tarla ile ilgili olarak sanığın sahiplik iddiasıyla ilgili yeterli araştırma yapılmadan sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
b) 5237 sayılı TCK'nun 53/1-c maddesinde yazılı velayet, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmanın aynı kanunun 53/3 maddesine göre kendi alt soyu bakımından koşullu salıverme tarihine kadar uygulanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar tatbikine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 29.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
**HÜKÜM:** Sanığın mahkumiyetine dair,
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1-) 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesinden sanıklar için hükmün açıklanmasının geri bırakılması imkanı getirilmiştir. Objektif ve subjektif koşulları olan düzenlemeye göre cezaya ilişkin olanı, mahkemece belirlenen cezanın en çok 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası olmasıdır. Olayımızda bu koşulun gerçekleştiği anlaşılmıştır. Fail bakımından aranan diğer koşullar ise; daha önceden kasıtlı bir suç işlememiş bulunması, yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat gelmiş bulunması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları itibariyle bir cezaya hükmedilmesine gerek görülmemesi ve mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesinden ibarettir. Yasa maddesinde belirtilen bu koşulların oluşup oluşmadığı ve bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı hakim tarafından her olayda değerlendirilip denetime imkan sağlayacak biçimde kararda gösterilmesi gerektiği,
Somut olayımızda, sanığın CMK'nun 231/6-a maddesi gereğince daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkum olması sebebiyle sanık hakkında CMK'nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği belirtilmiştir. Sanığın adli sicil kaydında bulunan Kiraz Asliye Ceza Mahkemesinin 13.05.2002 tarihinde kesinleşmiş, 27.09.2000 tarih ve 2000/112-161 E. K. Sayılı ilamı ile esrar elde etmek amacıyla izinsiz hint keneviri ekmek suçundan 2313 Sayılı Kanunun 23/son ve 647 S.K'nun 6. maddeleri gereğince erteli 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin önceki hükümlülük kaydının 5 yıllık erteleme süresi içerisinde herhangi bir suç işlenmemesi nedeniyle tüm sonuçları ile birlikte ortadan kalkmış olduğu düşünülmeden sırf bu gerekçe ile "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına” dair karar verilmesinin yerinde olmadığı, diğer koşulların mevcudiyeti yönünden de bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
2-Kabule görede;
Sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşıldığından tebliğnamedeki aksi yöndeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
a) Katılan ile sanık arasında tarla meselesi yüzünden ihtilaf bulunması, sanığın bahse konu tarlayı yaklaşık 20 yıl önce katılandan bedelini ödemek suretiyle aldığını ve 20 yıldır kendisinin kullandığını savunması, tanığın beyanında bahse konu tarlanın daha öncesinde sanık tarafından kullanıldığının, olay günü de bu tarlayı katılanla birlikte ilaçlamaya gittiklerini belirtmesi karşısında bahse konu tarla ile ilgili olarak sanığın sahiplik iddiasıyla ilgili yeterli araştırma yapılmadan sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
b) 5237 sayılı TCK'nun 53/1-c maddesinde yazılı velayet, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmanın aynı kanunun 53/3 maddesine göre kendi alt soyu bakımından koşullu salıverme tarihine kadar uygulanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar tatbikine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 29.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.