Yargıtay 3. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2007/7451 K.2010/4426
Özet: (1) Sanığın 6136 sayılı yasanın 13/1 maddesi uyarınca mahkumiyetine ve yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazları incelenmiş, (2) Asliye Ceza Mahkemesi, sanık müdafisinin yerinde görülmüş temyiz itirazlarını kabul ederek her iki hükmün de istem gibi bozulmasına karar vermiş.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Sanığın mahkumiyetine dair.
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
I- Sanık hakkında 6136 sayılı yasanın 13/1 maddesinden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hükümden sonra 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, CMK.nın 231/5,14. madde ve fıkralarında öngörülen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında ceza sınırının 2 yıla çıkartılması ve soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı suç olma şartının kaldırılması kuralları gereğince bu hususların mahalli mahkemece birlikte değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA,
II- Sanık hakkında yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine. Ancak;
1- 5252 sayılı kanunun 9/3 maddesinde öngörüldüğü üzere “olaya uygulanmak ve ortaya çıkan sonuçları birbiriyle karşılaştırmak” biçiminde ve denetlenebilir açıklıkta her iki yasaya göre uygulama yapılarak sonuçları gerekçeleriyle birlikte hükümde gösterilmek suretiyle lehe yasanın hangisi olduğu tespit olunduktan sonra hüküm fıkrasında ilgili yasa tüm hükümleriyle birlikte olaya uygulanmak suretiyle hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Hükme esas alınan ADANA şube müdürlüğünün 08.09.2004 tarihli raporunda “tibia ve fibula kemiğinde fraktür saptandığının bu nedenle hayatının tehlikeye maruz kalmadığının ve 60 ... süreyle mutad iştigaline engel teşkil edeceğinin” belirtilmesine, 5237 sayılı TCK’nın 87/3 maddesinde yeni ölçütler ve farklı yaptırımlar öngörülmüş bulunmasına göre 5237 sayılı TCK’nın 87/3 maddesine uygun rapor alınması gerektiğinin düşünülmemesi,
3- Olayın başlangıcı ve gelişimi üzerinde durularak sanık hakkında tahrik hükmünün uygulanmasının gerekip gerekmediğinin karar yerinde tartışmasız bırakılması,
Bozmayı gerektirmiş sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 17.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜM: Sanığın mahkumiyetine dair.
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
I- Sanık hakkında 6136 sayılı yasanın 13/1 maddesinden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hükümden sonra 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, CMK.nın 231/5,14. madde ve fıkralarında öngörülen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında ceza sınırının 2 yıla çıkartılması ve soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı suç olma şartının kaldırılması kuralları gereğince bu hususların mahalli mahkemece birlikte değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA,
II- Sanık hakkında yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine. Ancak;
1- 5252 sayılı kanunun 9/3 maddesinde öngörüldüğü üzere “olaya uygulanmak ve ortaya çıkan sonuçları birbiriyle karşılaştırmak” biçiminde ve denetlenebilir açıklıkta her iki yasaya göre uygulama yapılarak sonuçları gerekçeleriyle birlikte hükümde gösterilmek suretiyle lehe yasanın hangisi olduğu tespit olunduktan sonra hüküm fıkrasında ilgili yasa tüm hükümleriyle birlikte olaya uygulanmak suretiyle hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Hükme esas alınan ADANA şube müdürlüğünün 08.09.2004 tarihli raporunda “tibia ve fibula kemiğinde fraktür saptandığının bu nedenle hayatının tehlikeye maruz kalmadığının ve 60 ... süreyle mutad iştigaline engel teşkil edeceğinin” belirtilmesine, 5237 sayılı TCK’nın 87/3 maddesinde yeni ölçütler ve farklı yaptırımlar öngörülmüş bulunmasına göre 5237 sayılı TCK’nın 87/3 maddesine uygun rapor alınması gerektiğinin düşünülmemesi,
3- Olayın başlangıcı ve gelişimi üzerinde durularak sanık hakkında tahrik hükmünün uygulanmasının gerekip gerekmediğinin karar yerinde tartışmasız bırakılması,
Bozmayı gerektirmiş sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 17.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.