Yargıtay22. Hukuk Dairesiİş Hukuku
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E.2012/2775 K.2012/18058
Özet: (1) Davacı, iş sözleşmesinin performans düşüklüğü gerekçesiyle feshedilmesine itiraz ederek işe iadesi ve kanuni haklarının tanınmasını talep etti; (2) Mahkeme, davacının performans değerlendirmelerinin hukuka uygun olmadığını belirterek işe iadeye karar verdi.
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davacının çalışmakta iken iş sözleşmesine performans düşüklüğü gerekçesiyle son verildiğini, performansın 2010 yılına kadar iyi olduğunu, 2010 yılında müvekkilinin çalıştığı bölümün yöneticisinin değiştiğini, performansa ilişkin olarak yazılı veya sözlü herhangi bir uyarı yapılmadığını belirterek müvekkilinin işe iadesine ve kanuni haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının şirkette ürün müdürü olarak görev yaptığını, imzaladığı sözleşmede görev ve sorumluluklarının açıkça yazılı olduğunu, feshin kanunda belirtilen usullere uygun olarak yapıldığını, pazar lideri olan davacının ürün yöneticisi olduğu ilaçlarda ciddi oranda pazar kayıplarının olduğunu, davacının savunmasında bu hususu kabul ettiğini, ayrıca eğitim ve bilgilendirme sorumluluğunu da gereği gibi yerine getirmediğini, feshin geçerli sebeple yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının performans değerlendirmelerinin sorumlu olduğu tıbbi tanıtım mümessillerinden oluşturulan ekip tarafından tanıtım yapılan ürünlerin satış rakamlarına dayanılarak yapıldığı, IMS verilerine dayanılarak satış sonuçlarına göre performans düşüklüğünden iş sözleşmesinin feshedilmesinin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İşçinin geçerli bir feshe sebep olabilecek davranışları 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı sebeplerden farklıdır. Yargılama sırasında bu sebeplerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu sebeple iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa 4857 sayılı Kanun'un 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar.
Dosya içeriğine göre, ürün müdürü olarak çalışan davacının iş sözleşmesi, görev tanımındaki sorumluluklarını gerektiği şekilde yerine getirmemesi, yazılı uyarılara rağmen emsal çalışanlardan daha düşük performans sergilemesi, bu hususlarda geçmiş yıllardaki değerlendirmelerin de gerisinde kalması, diğer taraftan yönetici ve amirleri ile diyaloglarında çalışanlar arasında olumsuz değerlendirmeye yol açan iddia ve beyanlarının yönetici vasfı ile bağdaşmaması sebepleriyle, işçinin yetersizliğinden ve davranışlarından kaynaklanan geçerli sebeple feshedilmiştir. Fesih sebeplerinin dayanağı olan savunma istekleri, işçi tarafından sunulan savunmalar ve uyarılar ile davacının görev tanımı ile gerekli işyeri düzenlemeleri davalı tarafından sunulmuştur. Yargılama sırasında dinlenen davalı tanıkları da, davacının 110 kişilik bir tanıtım ekibinin başında olduğunu, rakamlarının düşük olması sebebiyle eğitim süreci ve gerekli uygulamaların yapıldığını, işçinin diğer ürün yöneticileri hakkında olumsuz fikir beyanında bulunduğunu, kendisine işine odaklanması gerektiğinin söylendiğini, davacının genel müdürün toplantıya geç kalmasının kendi performansını olumsuz etkilediği, eğitim görevini ve görev tanımı içinde yer alan diğer etkinlikleri de gerektiği biçimde yerine getirmediği şeklinde beyanda bulunduğunu beyan etmiştir. İşçinin hizmet süresine ve işyerindeki konumuna göre bu eylemleri gerçekleştirmesi işyerinde olumsuzluklara yol açar niteliktedir. Artık işverenden iş ilişkisini devam ettirmesi normal ölçülerde beklenemez. Fesih geçerli sebebe dayanmaktadır ve davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak oybirliğiyle 13.09.2012 tarihinde karar verildi.
DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davacının çalışmakta iken iş sözleşmesine performans düşüklüğü gerekçesiyle son verildiğini, performansın 2010 yılına kadar iyi olduğunu, 2010 yılında müvekkilinin çalıştığı bölümün yöneticisinin değiştiğini, performansa ilişkin olarak yazılı veya sözlü herhangi bir uyarı yapılmadığını belirterek müvekkilinin işe iadesine ve kanuni haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının şirkette ürün müdürü olarak görev yaptığını, imzaladığı sözleşmede görev ve sorumluluklarının açıkça yazılı olduğunu, feshin kanunda belirtilen usullere uygun olarak yapıldığını, pazar lideri olan davacının ürün yöneticisi olduğu ilaçlarda ciddi oranda pazar kayıplarının olduğunu, davacının savunmasında bu hususu kabul ettiğini, ayrıca eğitim ve bilgilendirme sorumluluğunu da gereği gibi yerine getirmediğini, feshin geçerli sebeple yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının performans değerlendirmelerinin sorumlu olduğu tıbbi tanıtım mümessillerinden oluşturulan ekip tarafından tanıtım yapılan ürünlerin satış rakamlarına dayanılarak yapıldığı, IMS verilerine dayanılarak satış sonuçlarına göre performans düşüklüğünden iş sözleşmesinin feshedilmesinin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İşçinin geçerli bir feshe sebep olabilecek davranışları 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı sebeplerden farklıdır. Yargılama sırasında bu sebeplerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu sebeple iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa 4857 sayılı Kanun'un 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar.
Dosya içeriğine göre, ürün müdürü olarak çalışan davacının iş sözleşmesi, görev tanımındaki sorumluluklarını gerektiği şekilde yerine getirmemesi, yazılı uyarılara rağmen emsal çalışanlardan daha düşük performans sergilemesi, bu hususlarda geçmiş yıllardaki değerlendirmelerin de gerisinde kalması, diğer taraftan yönetici ve amirleri ile diyaloglarında çalışanlar arasında olumsuz değerlendirmeye yol açan iddia ve beyanlarının yönetici vasfı ile bağdaşmaması sebepleriyle, işçinin yetersizliğinden ve davranışlarından kaynaklanan geçerli sebeple feshedilmiştir. Fesih sebeplerinin dayanağı olan savunma istekleri, işçi tarafından sunulan savunmalar ve uyarılar ile davacının görev tanımı ile gerekli işyeri düzenlemeleri davalı tarafından sunulmuştur. Yargılama sırasında dinlenen davalı tanıkları da, davacının 110 kişilik bir tanıtım ekibinin başında olduğunu, rakamlarının düşük olması sebebiyle eğitim süreci ve gerekli uygulamaların yapıldığını, işçinin diğer ürün yöneticileri hakkında olumsuz fikir beyanında bulunduğunu, kendisine işine odaklanması gerektiğinin söylendiğini, davacının genel müdürün toplantıya geç kalmasının kendi performansını olumsuz etkilediği, eğitim görevini ve görev tanımı içinde yer alan diğer etkinlikleri de gerektiği biçimde yerine getirmediği şeklinde beyanda bulunduğunu beyan etmiştir. İşçinin hizmet süresine ve işyerindeki konumuna göre bu eylemleri gerçekleştirmesi işyerinde olumsuzluklara yol açar niteliktedir. Artık işverenden iş ilişkisini devam ettirmesi normal ölçülerde beklenemez. Fesih geçerli sebebe dayanmaktadır ve davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak oybirliğiyle 13.09.2012 tarihinde karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.