Yargıtay 22. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 22. Ceza Dairesi E.2016/2041 K.2016/3930
Özet: (1) Uyuşmazlık, hırsızlık suçuna yardım etme olarak hüküm konulan sanığın, kasayı başka bir inşaata taşıyarak açıp paraları almasına ilişkin eyleminin aslında 5237 sayılı Kanun’un 165. maddesinde düzenlenmiş “suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi” suçu oluşturduğu yönündedir; (2) Mahkeme, kanun yararına bozma talebini kabul ederek, hırsızlık suçuna yardım etme yerine suç eşyası kabulü suçunu belirleyip kararın bozulmasına hükmeder.
Hırsızlık suçuna yardım etme suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b ve 39/1-2-c maddeleri gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmedilen cezanın anılan Kanun'un 51. maddesi gereğince ertelenmesine dair (kapatılan) Kartal 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/09/2009 tarihli ve 2009/90 esas, 2009/872 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 19.01.2016 gün ve 94660652-105-34-4470-2015-1278/4987 sayılı yazılı istemine göre anılan kararın kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/02/2016 tarih ve 2016/29606 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş olduğu görülmekle okundu,
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede,
Dosya kapsamına göre, hırsızlık eylemine katılan sanık Ali Arda ve arkadaşlarının müştekinin evinden çaldıkları kasayı bir inşaata götürüp bırakmalarından sonra, sanık ...'in de kendilerine katılarak kasayı başka bir inşaata taşımaları ve ardından hep birlikte açarak içindeki paraları ve altınları alma şeklinde gerçekleştiği kabul edilen eylemde, hırsızlık suçunun, kasanın sanık Ali ve arkadaşları tarafından inşaata bırakılmasıyla tamamlandığı, sanık ...'in kendisinden önce getirilmiş kasanın başka bir inşaata taşınarak spiral aleti ile açılmasından sonra paraların bir kısmını kabul etme şeklinde gerçekleşen eyleminin hırsızlık suçuna yardım etme değil, 5237 sayılı Kanun'un 165. maddesinde düzenlenmiş olan suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu oluşturacağı, hukukî durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu, kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Kanunu'nun 14. maddesi hükmüne, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.01.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak 01.02.2015 tarihinde yürürlüğe giren 19.01.2015 tarih ve 2015/8 sayılı iş bölümü kararının ceza daireleri ortak hükümler başlıklı maddesinin “ bozma veya herhangi bir nedenle daire dışına gönderdiği işlerden geri gelenlere bakarlar” düzenlemesine ve aynı dosyada, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 21/10/2015 tarih, 2015/16261 esas, 2015/18751 karar sayılı kararıyla Adalet Bakanlığı'na tevdi ile iade edildiğinin anlaşılmasına göre, kanun yararına bozma istemine ilişkin incelemenin Yüksek (2) Ceza Dairesinin görevi dahilinde olduğundan Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın ilgili Daireye gönderilmesine, 17.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
...
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede,
Dosya kapsamına göre, hırsızlık eylemine katılan sanık Ali Arda ve arkadaşlarının müştekinin evinden çaldıkları kasayı bir inşaata götürüp bırakmalarından sonra, sanık ...'in de kendilerine katılarak kasayı başka bir inşaata taşımaları ve ardından hep birlikte açarak içindeki paraları ve altınları alma şeklinde gerçekleştiği kabul edilen eylemde, hırsızlık suçunun, kasanın sanık Ali ve arkadaşları tarafından inşaata bırakılmasıyla tamamlandığı, sanık ...'in kendisinden önce getirilmiş kasanın başka bir inşaata taşınarak spiral aleti ile açılmasından sonra paraların bir kısmını kabul etme şeklinde gerçekleşen eyleminin hırsızlık suçuna yardım etme değil, 5237 sayılı Kanun'un 165. maddesinde düzenlenmiş olan suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu oluşturacağı, hukukî durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu, kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Kanunu'nun 14. maddesi hükmüne, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.01.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak 01.02.2015 tarihinde yürürlüğe giren 19.01.2015 tarih ve 2015/8 sayılı iş bölümü kararının ceza daireleri ortak hükümler başlıklı maddesinin “ bozma veya herhangi bir nedenle daire dışına gönderdiği işlerden geri gelenlere bakarlar” düzenlemesine ve aynı dosyada, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 21/10/2015 tarih, 2015/16261 esas, 2015/18751 karar sayılı kararıyla Adalet Bakanlığı'na tevdi ile iade edildiğinin anlaşılmasına göre, kanun yararına bozma istemine ilişkin incelemenin Yüksek (2) Ceza Dairesinin görevi dahilinde olduğundan Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın ilgili Daireye gönderilmesine, 17.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
...
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.