Yargıtay 20. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 20. Ceza Dairesi E.2017/4037 K.2017/6307
Özet: Mahkeme, 11.06.2008 tarihli “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri” kararının, tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre usulsüz tespit edilmesinden dolayı kesinleşmediğini, dolayısıyla 06.06.2011 tarihli kanun yolu taleplerinin değerlendirildiğini, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.03.2012 kararına uygun olarak bu kararın K. Hukuk 191. madde 2. fıkrası kapsamında hâlihazırda itiraz yoluna tabi olduğunu kabul ederek, ilgili dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iadesini 21.11.2017 tarihinde oybirliğiyle kararlaştırdı.
Mahkeme: Sulh Ceza Mahkemesi
Suç: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm: Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın yokluğunda verilen 11.06.2008 tarihli 2008/162 esas ve 2008/545 karar sayılı “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri” kararının sanığın bildirdiği adrese yapılan tebligatın iade gelmesi üzerine adres araştırması yapılmadan doğrudan Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu anlaşıldığından kararın kesinleşmediği, buna bağlı olarak Mahkemenin daha sonra yapmış olduğu işlemlerin hukuki geçerliliğinin bulunmadığı anlaşıldığından sanığın 06.06.2011 tarihli, sanık müdafiinin 20.06.2011 tarihli kanun yolu taleplerinin 11.06.2008 tarihli karara yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemeye göre;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2012 tarihli ve 2011/785-2012/101 sayılı kararında açıklandığı üzere; “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyiz değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, bu suçla ilgili olarak dosyanın kararın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na İADESİNE, 21.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Suç: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm: Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın yokluğunda verilen 11.06.2008 tarihli 2008/162 esas ve 2008/545 karar sayılı “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri” kararının sanığın bildirdiği adrese yapılan tebligatın iade gelmesi üzerine adres araştırması yapılmadan doğrudan Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu anlaşıldığından kararın kesinleşmediği, buna bağlı olarak Mahkemenin daha sonra yapmış olduğu işlemlerin hukuki geçerliliğinin bulunmadığı anlaşıldığından sanığın 06.06.2011 tarihli, sanık müdafiinin 20.06.2011 tarihli kanun yolu taleplerinin 11.06.2008 tarihli karara yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemeye göre;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2012 tarihli ve 2011/785-2012/101 sayılı kararında açıklandığı üzere; “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyiz değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, bu suçla ilgili olarak dosyanın kararın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na İADESİNE, 21.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.