‹ Ana sayfa
Yargıtay20. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 20. Ceza Dairesi E.2017/2932 K.2017/5853

Esas No: 2017/2932 · Karar No: 2017/5853 · Karar Tarihi: 07.11.2017
Özet: Uyuşmazlık: Tanık tırmanıcılığı suçlamasıyla 26/02/2009 tarihli mahkûmiyet kararı, tebligat işleminin usulsüzlüğü nedeniyle usulüne uygun olarak kesinleşmemiş. Mahkeme: 07/11/2017 tarihinde oybirliğiyle, hakimin hapis cezasının aynen infazına ilişkin hükmü, 5237 sayılı TCĞK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolması sebebiyle iptal edip kararın geçersiz saymıştır.
Mahkeme: Sulh Ceza Mahkemesi
Suç: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm: Hapis cezasına ilişkin hükmün aynen infazına

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
26/02/2009 tarihli mahkûmiyet kararının tebliğ edildiği 08/04/2009 tarihinde yürürlükte bulunan, Tebligat Kanun'un 21. maddesi ve Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddesine göre tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması, sonra da tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar azasından birine veya zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim ederek tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine varsa yönetici veya kapıcıya da bildirmesi gerekmekte olup, 08/04/2009 tarihinde yapılan tebligatta ise tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel kişilerden araştırmadığı ve beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalattırmadığı, imzadan çekinmiş iseler bu durumu yazarak imzalamadığı bu nedenlerle yapılan tebliğin usulsüz olduğunun anlaşılması karşısında; Anayasa'nın 40/2, 1412 sayılı CMUK'nın halen yürürlükte olan 310. maddesi ile 5271 sayılı CMK.'nın 231/3, 232/6, 234 ve 34/2. maddelerine aykırı olacak şekilde 26/02/2009 tarihli kararın 16/04/2009 tarihinde kesinleştirildiği, dolayısı ile usulüne uygun olarak kesinleşmeyen bu karara ilişkin infaz işlemleri ile temyize konu edilen 13/08/2009 tarih, 2008/572 esas ve 2009/120 karar sayılı aynen infaza ilişkin ek kararın hukuki geçerlilikten yoksun ve "yok" hükmünde olduğu anlaşılmakla, sanığın 02/10/2009 tarihli temyiz isteminin, 29/02/2009 tarih, 2008/572 esas ve 2009/120 karar sayılı ilk karara yönelik olduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde;
Mahkûmiyet kararının verildiği 26.02.2009 tarihinden hükmün incelendiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğu ve zamanaşımını kesen bir nedenin de tespit edilemediği anlaşıldığından; diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA; 5320 sayılı Kanun’un 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 07/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?