Yargıtay2. Hukuk DairesiAile Hukuku
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2012/5263 K.2012/23992
**MAHKEMESİ:**Ankara 8. Aile Mahkemesi
**TARİHİ:**01.12.2011
**NUMARASI:**Esas no:2010/1433 Karar no:2011/1301
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece, davalı kocanın eşinin ziynetlerini onu kandırmak suretiyle elinden alıp kendi babasına verdiği, kocanın babasının mirasını reddetmesi sonucu davacının ziynetlerini alamayacak duruma düştüğü; bu durumun davalının davacıya ekonomik şiddet uygulaması niteliğinde ve davalının kusuru olduğu gerekçe gösterilerek boşanma kararı verilmiştir. Ne var ki; mahkemenin davalıya kusur olarak yüklediği bu olay; ekonomik şiddet niteliğinde olmayıp, koşulları varsa kadına alacak davası açma imkanı veren niteliğiyle boşanma nedeni olarak kabul edilemeyecek bir olaydır. Diğer yandan, davacı kadın tanıklarından A.. K....’nun dinlenmesinden açıkça vazgeçmediği ve mahkemece de bu tanığının dinlenmesi için davacıya kesin süre verilmediği halde, eksik incelemeyle davanın kabul edilip boşanma ve fer’ilerine hükmedilmesi hukuki dinlenilme hakkını (TMK.Md.27) zedeleyen önemli bir usul hatasıdır. Açıklanan yönler gözetilmeden yargılama yapılıp, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş; bozmayı gerektirmiştir.
**SONUÇ:** Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının diğer temiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.08.10.2012 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Hükmün eksik tanık dinlenmesi sebebiyle bozulması durumunda Yargıtay’ın hükmün diğer bölümlerini incelemesi hele hele işin esasına girerek kusur değerlendirmesi yapması usul ve kanun hükümleriyle bağdaşmamaktadır.
Farklı düşünüyorum.
KARŞI OY YAZISI
1-Yapılan yargılama sonucu davalı kocanın eşini kandırarak elinden alıp, kendi babasına verdiği, sonrada babasının mirasını reddetmek suretiyle eşini ziynetlerini alamayacak duruma düşürdüğü sabittir. Bu eylemi 3. kişiler arasında gerçekleşen bir alacak borç ilişkisi gibi, basit bir hukuksal ihtilaf niteliğinde görmek mümkün değildir. Bu eylem bir evliliğin olmazsa olmazı durumunda bulunan güven duygusunu sarsıcı niteliktedir. Kendisini kandıran ve ekonomik olarak geleceğini de etkileyecek derecede ağır zarara uğratan kocası ile birlikte yaşamaya zorlamanın ne evlilik kurumunun amacıyla ne de adalet ve hakkaniyet duygusuyla bağdaşmayacağı düşüncesindeyim.
2-Ve yine yerel mahkeme davacı tarafa tanıklarını dinletmesi bakımından 22.02.2011 ve 19.04.2011 tarihlerinde talimat masrafını 14.06.2011 tarihinde ise davetiye masrafını yatırması için, 15.09.2011 ve 25.10.2011 tarihlerinde de tanık A... K....’nun hazır edilmesi için 5 kez süre vermiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 94/2 ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 163. maddesi gereğince hakimin 2. kez verdiği süre kesin süre niteliğindedir. Davacı 2. kez kendisine verilen sürede ara kararının gereğini yerine getirmediği için tanık A..’ı dinletme hakkı ortadan kalkmıştır. Davacı tarafa tanık A.. K...’nun dinlenmesi için yeniden kesin süre verilmesi gerekmeyeceği kanısındayım.
3-Yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı yerel mahkeme kararının usule, yasaya ve hakkaniyete uygun olduğunu düşünüyorum.
Değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
**TARİHİ:**01.12.2011
**NUMARASI:**Esas no:2010/1433 Karar no:2011/1301
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece, davalı kocanın eşinin ziynetlerini onu kandırmak suretiyle elinden alıp kendi babasına verdiği, kocanın babasının mirasını reddetmesi sonucu davacının ziynetlerini alamayacak duruma düştüğü; bu durumun davalının davacıya ekonomik şiddet uygulaması niteliğinde ve davalının kusuru olduğu gerekçe gösterilerek boşanma kararı verilmiştir. Ne var ki; mahkemenin davalıya kusur olarak yüklediği bu olay; ekonomik şiddet niteliğinde olmayıp, koşulları varsa kadına alacak davası açma imkanı veren niteliğiyle boşanma nedeni olarak kabul edilemeyecek bir olaydır. Diğer yandan, davacı kadın tanıklarından A.. K....’nun dinlenmesinden açıkça vazgeçmediği ve mahkemece de bu tanığının dinlenmesi için davacıya kesin süre verilmediği halde, eksik incelemeyle davanın kabul edilip boşanma ve fer’ilerine hükmedilmesi hukuki dinlenilme hakkını (TMK.Md.27) zedeleyen önemli bir usul hatasıdır. Açıklanan yönler gözetilmeden yargılama yapılıp, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş; bozmayı gerektirmiştir.
**SONUÇ:** Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının diğer temiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.08.10.2012 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Hükmün eksik tanık dinlenmesi sebebiyle bozulması durumunda Yargıtay’ın hükmün diğer bölümlerini incelemesi hele hele işin esasına girerek kusur değerlendirmesi yapması usul ve kanun hükümleriyle bağdaşmamaktadır.
Farklı düşünüyorum.
KARŞI OY YAZISI
1-Yapılan yargılama sonucu davalı kocanın eşini kandırarak elinden alıp, kendi babasına verdiği, sonrada babasının mirasını reddetmek suretiyle eşini ziynetlerini alamayacak duruma düşürdüğü sabittir. Bu eylemi 3. kişiler arasında gerçekleşen bir alacak borç ilişkisi gibi, basit bir hukuksal ihtilaf niteliğinde görmek mümkün değildir. Bu eylem bir evliliğin olmazsa olmazı durumunda bulunan güven duygusunu sarsıcı niteliktedir. Kendisini kandıran ve ekonomik olarak geleceğini de etkileyecek derecede ağır zarara uğratan kocası ile birlikte yaşamaya zorlamanın ne evlilik kurumunun amacıyla ne de adalet ve hakkaniyet duygusuyla bağdaşmayacağı düşüncesindeyim.
2-Ve yine yerel mahkeme davacı tarafa tanıklarını dinletmesi bakımından 22.02.2011 ve 19.04.2011 tarihlerinde talimat masrafını 14.06.2011 tarihinde ise davetiye masrafını yatırması için, 15.09.2011 ve 25.10.2011 tarihlerinde de tanık A... K....’nun hazır edilmesi için 5 kez süre vermiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 94/2 ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 163. maddesi gereğince hakimin 2. kez verdiği süre kesin süre niteliğindedir. Davacı 2. kez kendisine verilen sürede ara kararının gereğini yerine getirmediği için tanık A..’ı dinletme hakkı ortadan kalkmıştır. Davacı tarafa tanık A.. K...’nun dinlenmesi için yeniden kesin süre verilmesi gerekmeyeceği kanısındayım.
3-Yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı yerel mahkeme kararının usule, yasaya ve hakkaniyete uygun olduğunu düşünüyorum.
Değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.