‹ Ana sayfa
Yargıtay2. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/1109 K.2026/6779

Esas No: 2024/1109 · Karar No: 2026/6779 · Karar Tarihi: 20.04.2026
**MAHKEMESİ:**Ceza Dairesi

**SAYISI:** 2023/2777 E., 2023/2623 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesince hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından sanık ... hakkında verilen ceza verilmesine yer olmadığına, sanıklar ... ve ... haklarında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 01.07.2022 tarihli ve 2022/1216 Esas, 2022/2299 Karar sayılı kararı ile yapılan istinaf incelemesi neticesinde ceza verilmesine yer olmadığına ve mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verildiği, ancak Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin yasal dayanağı bulunmadığı böylece sanıklar haklarında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin de temyizi kabil olduğu anlaşılmakla, Tebliğname'deki sanıklar ... ve ... hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik ret düşüncesine iştirak edilmemiştir.
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ...'ın temyiz isteminin "üzerine atılı suçlamalarla ilgi ve alakası olmadığı halde asılsız iddialar nedeniyle ceza aldığına, HTS kayıtlarının celbini ve tanıklarla yüzleştirilmesini talep etmesine karşın talebinin kabul edilmediğine, eksik soruşturma yapıldığına"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin "sanığın telefonunun baz sinyalleri ilgili birimden celp edilmesi halinde olay yerinde olmadığının ortaya çıkacağına, sanığın ifadesinin aksini ispatlar bir durumun dosyada mevcut olmadığına, savunmalarının dikkate alınmadığına, zararı karşılamak isteyip istemediğinin sorulmadığına, zararı karşılamak istediklerine, parmak izi ya da görüntü kaydı olmadığı halde sanığın almış olduğu cezanın usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğuna"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin "atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, dava dosyasında sanığın suça karıştığına ilişkin kesin ve somut bulguların bulunmadığına, tanığın duruşmada şahısların yüzünü görmediğini ifade ettiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, suçun işlendiği yönünde kanaate varılması halinde en azından yardım etme hükümleri uyarınca cezadan indirim yapılmasını talep ettiklerine"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin ise "verilen karar ile maddi gerçeğe ulaşılmadığına, sanığın atılı suçları işlemeye yönelik hiçbir eyleminin olmadığına, sanığın diğer sanıklarla fikir ve eylem birliği içerisinde atılı suçları işlemek amacıyla hareket etmediğine, suç işleme kastının olmadığına, atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, aksi kanaat oluşması halinde cezanın yüksek olduğuna, sanık lehine kanun maddelerinin yeterince uygulanmadığına" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede,
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Enez Asliye Ceza Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli ve 2019/68 Esas, 2022/37 Karar sayılı dosyasında verilen ceza verilmesine yer olmadığına ve mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 01.07.2022 tarihli ve 2022/1216 Esas, 2022/2299 Karar sayılı kararı ile "... Olay tarihinde gece saat 01.30 sıralarında sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek sanık ...'ın kiraladığı araç ile katılanın iş yerine geldikleri, sanıklardan ...'in araçta beklediği, diğer sanıkların iş yerine pvc kapıyı zorlayarak zarar vererek girdikleri, getirdikleri çuvallara içki, sigara ve bazı gıda maddelerini doldurdukları, tanık ...'ın iki şahsı iş yeri içinde görmesi üzerine bir çuvalı market arkasına, diğerini iş yeri içine bırakarak olay yerinden kaçmaya başladıkları, sanık ...'in vatandaşlarca yakalandığı, sesler üzerine araçtan inen sanık ...'in de olay yerinde yakalandığı, sanık ...'ın ise olay yerinden katılan beyanına göre 5-10 karton 1500 -2000 TL değerindeki sigaralarla kaçtığı kabul edilen eyleme ilişkin olarak; Fikir ve eylem birliği içinde olay yerine gelen, içeri giren sanıklar ... ve ...'e gözcülük yaparak eyleme iştirak eden sanık ... hakkında mahkumiyeti yerine yerinde olmayan gerekçelerle ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, Sanıklar ... ve ... iş yeri içinde iken tanığın durumu fark etmesi üzerine olay yerinde iki adet çuvalı bırakarak kaçtıkları ancak katılanın anlatımına göre 5-10 karton 1500-2000 TL değerindeki sigaraların götürülmüş olduğunun beyan edilmesi karşısında sanıkların hırsızlık eyleminin tamamlanmış olduğunun gözetilmediği, ... Kabule göre; Sanık ... hakkında Manisa 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/791 Esas, 2012/409 Karar sayılı ilamında yer alan 6000 TL adli para cezasına ilişkin ilamın tekerrüre esas olduğunun gözetilmemesi, Sanık ...'in 25/08/2018-22/10/2018 tarihleri arasında tutuklulukta geçirdiği sürenin CMK'nun 232/2-d maddesi gereği gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi, Katılan sıfatı kazandığı halde ...'ın CMK'nun 232/2-b maddesine aykırı olarak gerekçeli kararda müşteki olarak gösterilmesi, Hırsızlık suçundan TCK 35/2.maddesi gereği yapılan indirim sonucu 5 yıl 7 ay 15 gün yerine hesap hatası yapılarak 5 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına hükmolunması, Hükmün gerekçe bölümüne sanıklar ... ile ...'in ayrıca dinlenen tanık beyanlarının yazılması gerektiğinin gözetilmemesi ..." gerekçeleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 01.07.2022 tarihli ve 2022/1216 Esas, 2022/2299 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Enez Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2023 tarihli ve 2022/176 Esas, 2023/170 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?