Yargıtay2. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/2235 K.2024/2159
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/183 E., 2019/184 K. ŞİKÂYETÇİLER: ..., ... SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEMYİZ EDENLER: Sanık ve müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, bozmaI - Sanığın temyiz isteminin incelenmesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 02.10.2019 tarihli ve 2019/183 Esas, 2019/184 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; sanığın yokluğunda verilen ve 31.10.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 291/1. maddesinde belirlenen kanunî süre içerisinde 01.11.2019 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu; ancak 5271 sayılı Kanun’un 295/1. maddesinde öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE, II - Sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin '”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin cezalandırmaya yönelik somut delil bulunmadığına, sanığın tek başına ikrarının cezalandırılma için yeterli olmadığına, başka somut delil olmaksızın cezalandırılma yoluna gidilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğuna, tek bir fiil ile aynı zamanda işlenmiş bir suçun söz konusu olduğuna, her iki suç için tek bir cezaya hükmedilmesi gerekirken iki ayrı ceza verilmesinin yasaya ve hakkaniyete uygun olmadığına, olay yerinin küçük bir ada olduğuna, sanığın daha adadan çıkmadan yakalandığına, suçun tamamlanmadığına, teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiğine, olay nedeniyle herhangi bir zarar meydana gelmediğine, sanığın bütün samimiyeti ile yargılamaya yardımcı olup iyi niyetli davrandığına, mahkemeye karşı son derece saygılı tutum sergilediğine, buna rağmen yerel mahkemenin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 ve diğer lehine indirim maddelerini uygulamadığına, sanığın samimi beyanları nedeniyle lehine indirim maddelerinin uygulanması gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; İddianame içeriğinde her iki şikâyetçiye yönelik gerçekleşen hırsızlık eyleminin de anlatıldığı ve iddianamenin başlık kısmında sevk maddeleri yazılırken 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesi yanına parantez içerisinde "iki kez" yazılmak suretiyle sanığın iki kez cezalandırılmasına karar verilmesinin talep edildiği anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Ancak, Dosya içeriğine göre; sanığın, Aytaç Apart isimli pansiyonda aynı odada konakladığı şikâyetçilerden Ayhan’a ait 3.800,00 TL para ile Lacoste marka saati, İsmail’e ait Samsung S7 marka cep telefonunu çalması şeklindeki eyleminde, sanığın çaldığı eşyaların farklı kişilere ait olduğunu bilebilecek durumda olmasına rağmen, doğal olarak tek olmayan fiilinin zaman-mekân birliği gözetilerek hukuken tek bir fiil olarak kabul edilmesi ve bu fiilin birden fazla kişiye karşı işlenmesi nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunduğundan, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 02.10.2019 tarihli ve 2019/183 Esas, 2019/184 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye farklı gerekçe ile uygun olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Marmara Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
SAYISI: 2019/183 E., 2019/184 K. ŞİKÂYETÇİLER: ..., ... SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEMYİZ EDENLER: Sanık ve müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, bozmaI - Sanığın temyiz isteminin incelenmesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 02.10.2019 tarihli ve 2019/183 Esas, 2019/184 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; sanığın yokluğunda verilen ve 31.10.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 291/1. maddesinde belirlenen kanunî süre içerisinde 01.11.2019 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu; ancak 5271 sayılı Kanun’un 295/1. maddesinde öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE, II - Sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin '”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin cezalandırmaya yönelik somut delil bulunmadığına, sanığın tek başına ikrarının cezalandırılma için yeterli olmadığına, başka somut delil olmaksızın cezalandırılma yoluna gidilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğuna, tek bir fiil ile aynı zamanda işlenmiş bir suçun söz konusu olduğuna, her iki suç için tek bir cezaya hükmedilmesi gerekirken iki ayrı ceza verilmesinin yasaya ve hakkaniyete uygun olmadığına, olay yerinin küçük bir ada olduğuna, sanığın daha adadan çıkmadan yakalandığına, suçun tamamlanmadığına, teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiğine, olay nedeniyle herhangi bir zarar meydana gelmediğine, sanığın bütün samimiyeti ile yargılamaya yardımcı olup iyi niyetli davrandığına, mahkemeye karşı son derece saygılı tutum sergilediğine, buna rağmen yerel mahkemenin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 ve diğer lehine indirim maddelerini uygulamadığına, sanığın samimi beyanları nedeniyle lehine indirim maddelerinin uygulanması gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; İddianame içeriğinde her iki şikâyetçiye yönelik gerçekleşen hırsızlık eyleminin de anlatıldığı ve iddianamenin başlık kısmında sevk maddeleri yazılırken 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesi yanına parantez içerisinde "iki kez" yazılmak suretiyle sanığın iki kez cezalandırılmasına karar verilmesinin talep edildiği anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Ancak, Dosya içeriğine göre; sanığın, Aytaç Apart isimli pansiyonda aynı odada konakladığı şikâyetçilerden Ayhan’a ait 3.800,00 TL para ile Lacoste marka saati, İsmail’e ait Samsung S7 marka cep telefonunu çalması şeklindeki eyleminde, sanığın çaldığı eşyaların farklı kişilere ait olduğunu bilebilecek durumda olmasına rağmen, doğal olarak tek olmayan fiilinin zaman-mekân birliği gözetilerek hukuken tek bir fiil olarak kabul edilmesi ve bu fiilin birden fazla kişiye karşı işlenmesi nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunduğundan, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 02.10.2019 tarihli ve 2019/183 Esas, 2019/184 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye farklı gerekçe ile uygun olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Marmara Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.