Yargıtay2. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2017/4678 K.2017/12945
Özet: Uyuşmazlık konusu, 2017/4678 E. davasında karşılıksız yararlanma suçunun dosyadaki koşullar altında görülüp görülmediğinin belirlenmesiydir; mahkeme, denetim süresinde yeni suç işlenmediğini ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uyulduğunu tespit ederek, zarf tazminatı hem cezanın kaldırılmasını hem de başkaca cezaların doğmasını engellediği gerekçesiyle 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesine dayanarak karara karar vermiştir; sonuç olarak, ceza verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş ve karar onaylanmıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ: Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM: Ceza verilmesine yer olmadığına Dosya incelenerek gereği düşünüldü; 5271 sayılı CMK’nın 231/11. maddesinde, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanacağı öngörülmüş olup, dosya kapsamında böyle bir durumun bulunmadığı anlaşılmakta ise de, 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa'nın geçici 2. maddesinin 2. fıkrasında, zararın tamamen tazmin edilmesi halinde, cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kalkacağı şeklindeki yasal düzenlemenin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasından daha lehe olduğunda tereddüt bulunmayıp, açıklanması geri bırakılan hüküm, ancak açıklanmakla hukuki sonuç doğurmaya başlayacak olsa da, cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kalkması sonucunu doğuran “zarar tazmini”, soruşturma sırasında gerçekleşmiş olduğu halde, sanığın beş yıl süreyle denetime tabi tutulması ve lehe yasal düzenlemeden yararlandırılmaması hakkaniyete aykırı olacağından ve 6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra resen ele alınmasınında mümkün olduğu nazara alındığında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, 6352 sayılı Yasa'nın geçici 2. maddesinin 2. fıkrası kapsamında değerlendirilemeyeceğine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme de bulunmadığından, zarar tazmini nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin karar sonucu itibariyle doğru olduğundan tebliğnamedeki denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestik tebirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranması nedeniyle davanın CMK'nın 231/10 maddesi uyarınca düşürülmesi gerektiğine ilişkin düşünceye iştirak edilmemiştir. Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün ONANMASINA, 04/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜM: Ceza verilmesine yer olmadığına Dosya incelenerek gereği düşünüldü; 5271 sayılı CMK’nın 231/11. maddesinde, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanacağı öngörülmüş olup, dosya kapsamında böyle bir durumun bulunmadığı anlaşılmakta ise de, 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa'nın geçici 2. maddesinin 2. fıkrasında, zararın tamamen tazmin edilmesi halinde, cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kalkacağı şeklindeki yasal düzenlemenin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasından daha lehe olduğunda tereddüt bulunmayıp, açıklanması geri bırakılan hüküm, ancak açıklanmakla hukuki sonuç doğurmaya başlayacak olsa da, cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kalkması sonucunu doğuran “zarar tazmini”, soruşturma sırasında gerçekleşmiş olduğu halde, sanığın beş yıl süreyle denetime tabi tutulması ve lehe yasal düzenlemeden yararlandırılmaması hakkaniyete aykırı olacağından ve 6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra resen ele alınmasınında mümkün olduğu nazara alındığında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, 6352 sayılı Yasa'nın geçici 2. maddesinin 2. fıkrası kapsamında değerlendirilemeyeceğine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme de bulunmadığından, zarar tazmini nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin karar sonucu itibariyle doğru olduğundan tebliğnamedeki denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestik tebirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranması nedeniyle davanın CMK'nın 231/10 maddesi uyarınca düşürülmesi gerektiğine ilişkin düşünceye iştirak edilmemiştir. Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün ONANMASINA, 04/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.