Yargıtay2. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2017/2176 K.2017/9617
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin 1. ve 2. fıkrası hükümleri birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, "yapılan değişiklikle amaçlananın bu kapsam dâhilindeki suçlar bakımından kurum zararının ödenmesi halinde, olayın sanık ya da sanıkları hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilerek işin esasına girilmesinin önlenmesi" olduğu değerlendirildiğinde; sanığın işlettiği işyerine ilişkin 07/01/2007 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağına ve 23/08/2007 tarihli keşif tutanağına ilişkin olarak dava açıldığı halde alınan bilirkişi raporunda sadece 07/01/2007 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağına ilişkin gerçek zarar hesabının yapıldığı anlaşıldığıdan, davaya konu 23/08/2007 tarihli kaçak kullanıma ilişkin olarak da ek rapor alınarak katılan kurumun anılan kaçak kullanım nedeniyle cezasız ve vergisiz gerçek zararı hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun cezasız ve vergisiz gerçek zararını (07/01/2007 tarihli eylemle ilgili hesaplanan 167,75 TL ve 23/08/2007 tarihli eylemle ilgili hesaplanacak miktarın her ikisini de) gidermesi durumunda 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine" ilişkin bildirimde bulunulduktan sonra yasal sürenin geçmesi nedeni ile sanığa makul bir süre de tanınıp bu süre beklenilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininin gerekli olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 09/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin 1. ve 2. fıkrası hükümleri birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, "yapılan değişiklikle amaçlananın bu kapsam dâhilindeki suçlar bakımından kurum zararının ödenmesi halinde, olayın sanık ya da sanıkları hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilerek işin esasına girilmesinin önlenmesi" olduğu değerlendirildiğinde; sanığın işlettiği işyerine ilişkin 07/01/2007 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağına ve 23/08/2007 tarihli keşif tutanağına ilişkin olarak dava açıldığı halde alınan bilirkişi raporunda sadece 07/01/2007 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağına ilişkin gerçek zarar hesabının yapıldığı anlaşıldığıdan, davaya konu 23/08/2007 tarihli kaçak kullanıma ilişkin olarak da ek rapor alınarak katılan kurumun anılan kaçak kullanım nedeniyle cezasız ve vergisiz gerçek zararı hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun cezasız ve vergisiz gerçek zararını (07/01/2007 tarihli eylemle ilgili hesaplanan 167,75 TL ve 23/08/2007 tarihli eylemle ilgili hesaplanacak miktarın her ikisini de) gidermesi durumunda 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine" ilişkin bildirimde bulunulduktan sonra yasal sürenin geçmesi nedeni ile sanığa makul bir süre de tanınıp bu süre beklenilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininin gerekli olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 09/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.